“Siyasette yeni bir döneme girdik”

Demokrat Parti Teşkilat Başkan Yardımcısı Ö.Erdal CÖMERT Siyasi,Ekonomi’yi ve İşsizliği değerlendirdi.
“Siyasette yeni bir döneme girdik”


Geçtiğimiz hafta yaşadıklarımız; bu iktidarın kendini inkar ettiği, yaptıklarını tevil ettiği yeni bir döneme girdiğimizi gösteriyor.

Devlet, ciddiyetini kaybetmiştir. Dahası, yönünü ve hedeflerini de yitirmiştir. Yaşananlar bir politika değişikliği olarak algılanamayacak kadar kötüdür. Bu bir savrulmadır.

“Damat olmak dışında bir meziyeti olmadığı görüldü”

Ekonomi karnesine bakarsak; damat olabilmiş olmak dışında bir meziyeti bulunmadığı ispatlı Ekonomi Bakanının istifası ve bu istifanın yöntemi hayli ilginçtir. Böylesine bir gelişme karşısında 27 saat boyunca hem iktidar medyasının hem de iktidar üyelerinin suskunluğu, geldiğimiz noktanın kısa bir izahıdır.

“Devlet iflas ettirilmiştir”

Liyakatsizlik, beceriksizlik ve keyfi bir tutum sonucunda, deyim yerindeyse, tam anlamıyla devlet iflas ettirilmiştir. Aktörlerden biri istifa ederek sorumluluktan kaçmış, bir diğeri ise "reform" sözleri ile kendi sorumluluğunu diğerine yüklemiştir.

“Olan yine millete olmuştur”

Maalesef bütün bunlar karşısında olan yine bu iktidarın bütün yanlışlarının maliyetini ödemek zorunda kalan bu millete olmuştur.

Yıllardır günbegün fakirleşen millet, son iki yılda elde avuçta ne varsa kaybetmiştir. Bu beceriksizlerin borçlarının faizi için, “bu milletin geleceği ve emeği” ipotek edilmiştir. Millet, evine ekmek götüremez hale gelmiştir.

“Korku duvarı inşa ettiler”

Daha da acısı; kurdukları düzen, inşa ettikleri korku duvarları milletin sesini kısmıştır. Sesini duyurabilen, "açız" diyebilen ise “meseleyi abartmakla” suçlanarak akabinde soruşturmaya uğramıştır ya da eline tutuşturulan bir kağıtla yanlış anlaşıldığını ispat etmek zorunda bırakılmıştır.

Elbette ki milletin haykırışını duymayanların, karnının gurultusunu duymasını beklemek abesle iştigal olur.

“Millete “acıyı bal eyle” diyerek acı reçete öneriyorlar”

Hazinenin ihtiyat akçesini, milletin kefen parasını itibar korumak için yiyenler, millet yiyecek ekmek bulamazken oturdukları sarayda günlük 10 milyon TL, eski parayla 10 trilyon TL para yiyenler, eşini, dostunu, akrabasını kurumlara dolduranlar, "eski"lerine maaş bağlamak için yetkisiz ve etkisiz kurumlar ve kurullar ihdas edenler, lokmayı milletin elinden alan, hırkayı sırtından çalanlar, ne acıdır ki yine millete "acıyı bal eyle" demekte, acı reçete önermektedirler.

“Sıfatlar da değişti”

İktidarın yanlışları nedeniyle buralarda sıfatlar da değişmiştir. Dünya'nın tahıl ambarı olan bu bereketli topraklar, dünyanın tahıl pazarı haline gelmiştir. En temel gıda ürünleri bile ithal edilir hale getirilmiştir. Geçmişte en temel ihraç kalemi olan ne varsa şimdi milletin ihtiyaç kalemi haline gelmiştir.

Ekmeyi, biçmeyi, üretmeyi bilen bir millete tüm bunlar unutturulmuştur. Millete faiz ödemek, borç ödemek, acı reçetelere uymak öğretilmiştir.

“Millet gırtlağına kadar borçlandırıldı”

Bu millet, mahallesindeki manava, bakkala, kasaba borcu yetmiyormuş gibi 3-5 imtiyazlı holding patronuna da KÖİ projeleri nedeniyle gırtlağa kadar borçlandırılmıştır.

Soruyoruz; acı hep millete mi?

Asgari ücretle geçinmeye çalışan insanımızın acısı yetmiyor mu? Evine ekmek götüremediği için boynu bükük insanımızın acısı yetmiyor mu?

Yıllardır işsiz gezen, sizden olmadığı için karnı aç yatan, evladı bir şey isteyecek fakat yokluk nedeniyle yapamayacak olduğu için evladı uyuduktan sonra evine giren annenin babanın yaşadığı acı yetmedi mi?

Yıllarca dirsek çürüten, hayaller kuran, imkansızlıklara ve fırsat eşitsizliğine rağmen okulundan mezun olan, umutlarını çaldığınız gençlerin acısı yetmedi mi?

Tazminatları ödenmeyen madencilerin, "babamın hakkını verin" diyen çocuğun acısı yetmedi mi?

Layıkıyla okumuş, yetkinlik kazanmış, şartları yerine getirmiş ancak saçma sapan mülakat sisteminiz, daha doğrusu "elek" sisteminiz sebebiyle hak etmiş olmasına rağmen işe alınmayan, böylesine çarpık tercihler nedeniyle kahrolan gençlerin acısı yetmedi mi?

İŞKUR önünde midesine lokma girmeden saatlerce beklemekten ayaklarına kara sular inen insanımızın, sütü para etmediği için ineğini mezbahaya götüren gözleri yaşlı köylünün, taban fiyatlara uyulmadığı için mahsulü para etmeyen, ithal ürünle baş edemeyen, ekini tarlada kalan çiftçinin acısı yetmedi mi?

Kış geldi! Yakacak odunu kömürü olmayan, milletten aldığı fahiş bedelleri hem de Kızılay üzerinden yandaş vakıflara bahşeden firmalardan doğalgaz alacak parası olmadığı için battaniye ile oturmak zorunda kalan, evlatlarının ellerini avuçları arasında ısıtan ebeveynlerin acısı yetmedi mi?

Acı hep mi millete be kardeşim? Acı hep mi bize?


“En beceriksiz oldukları konu adalet ve kalkınma!”

Sayın Cumhurbaşkanı yargıda da reform sinyali verdi. Aslında böylece en beceriksiz oldukları iki konuyu da ifşa etmiş oldu: Adalet ve Kalkınma!

“Yargıda reform” ve “ekonomide reform" söylemleri, AKP'nin artık yoklukla malul hale geldiğini gösteriyor.

“Onca uyarıya rağmen bu noktaya gelindi”

İktidar partisi bu noktaya, onca uyarıya rağmen gelmiştir. 3 maymunu oynayarak, ekonominin halini görmeyerek, vatandaşın sesini duymayarak, şahsi çıkarları için susarak bu noktaya gelinmiştir.

“Çözüm Demokrat Parti’dedir”

Çözüm bellidir! Bu keyfi anlayış gidecek, Türkiye ekonominin en temel girdisi olan adaleti ve demokrasiyi tesis ederek güçlenecektir. Bunun içinse Demokrat Parti'nin siyasi birikimi, ilkeleri ve tecrübesi yeterlidir.


Haber Merkezi
16.11.2020


Yorumlar

Yorum yap

Diğer Haberler