DP Genel Başkanı Uysal: Tedbirleri zamanında alalım

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal TBMM Genel Kurulu Koronavirüs hakkında toplanan özel oturumda önemli açıklamalarda bulundu.
DP Genel Başkanı Uysal: Tedbirleri zamanında alalım

Başkan Uysal, “Demokrat Parti olarak, tüm dünyada yaşanan bu eşi görülmedik krizden en az zarar ile kurtulmak için, Hükümet ve kamu kurumları başta olmak üzere tüm kesimleri zamanında gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz” dedi.

Gültekin Uysal, Sağlık Bakanı Sayın Fahrettin Koca’ya teşekkür ederek başladığı konuşmasında, “ Bakanımız, sürecin başından bu yana halisane tavır gösterdi Türkiye’de son olarak 2009-2010 yılında Dünya Sağlık Örgütü’nün ilan ettiği influenza pandemisi ciddi şekilde bir etki yaratmıştı. 12 Nisan 2009 tarihinde DSÖ’nün pandemi ilanı sonrası, Türkiye’de 2009-2010 sezonunda toplam 13.591 vaka ve 656 ölüm görülmüştü. 2019 yılının başında Dünya’da yeniden ciddiyeti artan şekilde influenza virüsü tespitinin ardından geçtiğimiz yıl Nisan ayında Sağlık Bakanlığımız bir pandemi, küresel salgın planı hazırladı. Bu plan 2009 küresel salgını sırasında ülkemizde uygulanan yöntemleri tespit ve tenkit ediyordu. Dahası ne yapıldığını, ne yapılmadığını ve yeni bir salgına karşı gerekli hazırlıkların ne olması gerektiğini de anlatmıştı” dedi.

“Geldiğimiz noktada Sağlık Bakanlığı nezdinde alınan önlemlerin bu plan dahilinde olduğunu görüyoruz. Ancak sorun yapılanların mahiyetinde” değerlendirmesinde bulunan Gültekin Uysal, “ Önlem almak değil ön almaya çalışılıyor. Daha 10 sene önce yaşanmış bir salgın tecrübesi ve elimizde ciddiyetle hazırlanmış bir plan varken yapılanları elbette takdir ediyor ancak bu gibi bir risk her daim varken, örneğin Wuhan şehrinde hastalık ortaya çıkmışken değil de hastalık ülkemize geldikten sonra önlem alınmaya çalışılmasını anlamıyoruz. Hastalığın kapıdan girmesini bekliyoruz. Bugün sahada en çok rağbet gören gıda ürünleri, hijyen ürünleri konusunda, hasta bakım üniteleri konusunda, test kitleri, alt solunum yollarını enfekte eden bu gibi bir vüriste ihtiyaç duyulacağı aşikar solunum cihazları ile ilgili hazırlığın geciktiğini düşünüyoruz. Bir ironi olacak ama yabancı filmlerdeki polisler gibiyiz. Olay vuku bulduktan sonra büyük bir gürültü patırtı ile olay mahaline intikal ediyoruz. Önleyici tedbirden bihaberiz” diye konuştu.

 

Uysal, vaka sayısı arttıkça sağlık sistemindeki eksiklerin, dolayısıyla geçmişteki pandemi deneyiminden ders alınmadığının ortaya çıktığını endişe ile izlediklerini vurgulayarak, “ Bir diğer endişemiz de dünyada COVİD-19’dan önce ve hızlı yayılan post-truth dalgadır. Sosyal medya kanalları başta olmak üzere virüsten daha hızla yayılan yalan haberler, vatandaşımızı paniğe sokmaktadır. En büyük endişe ise resmi kaynakların paylaştığı bilgilerin de gerçekliğinin sorgulanmasıdır. Zira iktidar devletin en güvenilir kurumlarının istatistiki bilgileri ile dahi iktidarının güvenliği için oynamaya başlamıştır. Malumunuz TÜİK’in hesaplama yöntemleri ile oynanmaya, rakamlar, sayılar iktidarın propagandasına araç edilmeye başlandığında uyarmıştık. Bu kantarın ayarını bozmayın diye. Şimdi çıkın sokağa. Verdiğiniz rakamlar sokakta nasıl, kim sahiden inanıyor, bir sorgulayın. Bunun nedeni milletin garip şekilde bu virüsten korkması değil, iktidarın açıklamalarına güvenmemesidir” şeklinde konuştu.

DP Genel Başkanı Uysal, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Hal buyken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın sermaye temsilcilerine “neşen yerinde” diye takılarak ve iktidar propagandası yaparak yaptığı açıklamalar bizleri iktidarın farkındalığı konusunda da endişeye sevk etmiştir. Kendi adımıza Sağlık Bakanı şahsında takdir toplayan mücadeleye güveniyor, verdiği bilgilere inanıyoruz. Ancak durumun tespitini yapmayı da borç biliyoruz. Ulusal bir seferberlik beklentisindeyken siyasal mesaj vermeyi doğru bulmasak da bir çözüm makamı olarak addettiğimiz bu çatı altında milletimizden aldığımız yetkinin bilinci ile bazı sorgulamaları yapmak mecburiyetindeyiz.”

Uysal, TBBB’deki sözlerini şöyle tamamladı: Özellikle düne dair bir genel eleştiride bulunmak istiyorum. Bakın kıymetli genel kurul, “Tedbir Müminden, takdir Allah’tan” inancı ile bir yaklaşımda bulunmayı itikadi olarak doğru bulabiliriz lakin ülkenin Cumhurbaşkanı’nın tedbir salık vermek yerine tevekkül telkin etmesini de garip buluyoruz. Devlet milleti için önlem alır. Millet bu önlem, uyarı ve telkinlere riayet eder, etmelidir. Ancak devlet hele ki böyle bir meselede “sabır ve dua” tavsiye etmez. Devlet ciddiyeti sokaktan farklı işler, işlemelidir. Saatlerce süren bir toplantıdan sonra “devletin başı” sokaktaki bir vatandaşın önerilerinden öteye gitmeyecek önerilerle milletin karşının geçmez. Geçmemelidir. Böyle ciddi bir meselede dünkü ve daha önce karşılaştığımız başka hadiselerdeki tavrı sürdüremez. Dahası böyle büyük bir sorunda “icraat” anlatmak da yersizdir.  Korkutucu biçimde artan ve kayba sebep olan bu gibi bir durumda bir taraftan vatandaşlara evden 3 hafta çıkmayın demek diğer taraftansa nasıl geçineceklerine dair bir tedbir sunmamaksa şaşırtıcıdır. Yasak savma kabilinden bir paket açıklanmıştır. Günlük yevmiye ile çalışan, hatta aldığı bahşişlerle hayatını idame ettirmeye çalışan, bu süreçte işyerleri kapalı kalacağı için çalışanlarına çıkış vermeye başlayan, en iyi ihtimalle ücretsiz izin almaya zorlayan küçük ve orta ölçekte işletme sahipleri ve çalışanlarının içi hiç rahatlamamıştır.  Mevcutta varolan işsizler ordusuna yenilerinin eklenmeye başlaması bizleri endişeye sevk etmektedir.   Dünkü açıklamayı heyecanla bekleyen ve düne kadar virüsten korkan vatandaş şimdi yeni ve daha büyük bir korkuya, geçim korkusuna, alacaklı korkusuna, yaşam korkusuna düşmüştür. Meselenin çözümü İdlib’te yaşanan meşum olayda Hayat Valisi’nin, bu salgında Sağlık Bakanı’nın gösterdiği sorumluluk ve bilincin diğer idarecilere de sirayet etmesi, vatandaşı rahatlatacak medikal ve ekonomik tedbirlerin planlanmasıdır. Bir soruyu daha sormak istiyorum. Acaba hastalık ülkemize gelmeden neler yapılabilirdi, neler yapıldı? Hastalığın yayılmasını önlemek ile bulaşmasını önlemek arasında dağlar kadar fark olduğunu bizler biliyoruz. Vatandaşın bir bölümünde var olan “bana bir şey olmaz” anlayışının uzunca bir süre ülkemiz idarecilerine de bulaştığını acı ile görüyoruz. Demokrat Parti olarak, tüm dünyada yaşanan bu eşi görülmedik krizden en az zarar ile kurtulmak için, Hükümet ve kamu kurumları başta olmak üzere tüm kesimleri zamanında gerekli tedbirleri almaya davet ediyoruz. Vatandaşlardan ise sorumluluk bilinci içinde hareket etmelerini, alınan ve alınacak tüm tedbirlere harfiyen uymalarını talep ediyor ve bekliyoruz.”

 


Mehmet Demir
20.03.2020


Yorum yap

Diğer Haberler