PANİĞE GEREK YOK

PANİĞE GEREK YOK

PUSULA’ya konuşan Adil Konukoğlu’ndan iş dünyasına mesaj var…

GSO Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, Türkiye’nin krizden çıkış reçetesinin, tasarruf yapmak, yerli malı kullanmak ve gerekmedikçe döviz bulundurmamak olduğunu söyledi. Konukoğlu, “Türkiye’de herkes bütçesini yüzde 15 daraltsın, bakın görün ülke nasıl hemen ayağa kalkıyor” dedi. Konukoğlu, ekonomik küçülmenin 2019 Haziran-Temmuz dönemine kadar devam edip, önümüzdeki yılın ikinci yarısından itibaren de yavaş yavaş düzelmenin başlayacağını vurguladı.

 

Gaziantep Sanayi Odası Meclis Başkanı Adil Sani Konukoğlu, piyasalarda Ağustos ayından bu yana yaşanan dalgalanma, Gaziantep, Türkiye ve dünya ekonomisi, 2019 yılı beklentileri üzerine önemli açıklamalar yaptı.

 

Gazetemiz Yazı İşleri Müdürü Mehmet Demir ve yazarımız Arif Kurt ile gerçekleşen röportajda Konukoğlu önemli konulara değindi. Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik krizden çabuk sıyrılmanın yollarını anlatan Konukoğlu, “Hem devlet hem vatandaş bütçeyi daraltıp, tasarrufa geçerse, krizden beklediğimizden önce çıkabiliriz” dedi.

 

35 YILDA NE KRİZLER GÖRDÜM

 

Konukoğlu, Türkiye’de şu anda inkar edilemeyecek bir ekonomik sıkıntı olduğunu söyledi. Bunu gidermek için çözümü erken bulmak zorunda olduklarını vurgulayan Konukoğlu, “İstikrarlı bir şekilde büyümeyi bir an önce sağlamamız lazım. Benim yaşım 35. 58 yaşındayım. 35 yıldır sanayinin içerisindeyim. Bu dönem içerisinde 88, 90, 94, 98, 2000' krizlerini yaşadık. 2002'de zirve yaptık. 2008'i gördük. Hayatımız krizle geçti. Gelişmekte olan ülkeler krizlerden çok daha fazla etkileniyor. Bir de dış etkenler olunca, krizler derinleşiyor. Daha önceki krizler hep ya iç siyasetten, ya da dünyadaki gelişmelerden kaynaklandı. 1998 krizi Uzakdoğu kriziydi. Dünyaya yayıldı. 2008 krizi de ABD’de başlayan Morgate krizinde tüm dünyayı sardı. Diğer krizler hep bizden, iç gelişmelerden kaynaklandı.

 

HAYATIMIZ KRİZLERLE GEÇTİ

 

Konukoğlu, “Bu krizlerin hepsi aşıldı. Türkiye bu krizlerden geçerek büyüdü. Krizler dönem dönem de fırsatlar kazandırır. Bu fırsatları iyi değerlendirmek gerekir. Son 15 yıl içerisinde 2000'lı yılardan bugüne kadar gerçekten iyi performans gösterdik. Nasıl oldu bu? 2002'deki büyük krizden sonra herkes kenetlendi, işine gücüne sarıldı, bu işin altından Nasıl kalkacağım diye çaba gösterdi. Dünyada bir para bolluğu da oluştu. ABD dövizi dünya piyasalarına sundu. 2008 yılına kadar dünyada para bolluğu vardı. Petrol fiyatlarının yüksek oluşuyla dünyada hızlı büyüme gerçekleşti.  Türkiye de buna paralel yüzde 6-7 büyüme ile 2008'e kadar geldi.

 

2008 KRİZİ DÖNÜM NOKTASI OLDU

 

2008 Morgate krizi ile birlikte, dünyadaki daralma bütün dünyayı etkiledi. ABD o krizden kurtulmak için 1.40'larda olan dolar Euro paritesini 1.16'lara çekti. Para bastı. Doların değerini düşürdü. Dengeyi kurdu. AB hala Morgate krizinden sonra perişan. O olayı sarsıntısız atlatan Almanya, İngiltere, Fransa var. İngiltere gidişatı gördü, diğerlerinin sıkıntısını neden ben çekeyim deyip brexit ilan ederek geri çekildi. Almanya işi göğüslemeye çalışıyor. AB'de hala sıkıntı sürüyor. ABD, bastığı parayı geri çağırmak için sıfır olan libör faizlerini yükseltmeye başladı. Bu nedenle dünyada para daraldığını gördük” dedi.

 

KRİZLERİ ATLATMANIN YOLU ÜRETİME YÖNELMEK

 

Dünyadaki global krizin, Türkiye, Brezilya, Arjantin gibi ülkeleri daha çabuk etkilediğini belirten Konukoğlu, “Krizlerin ilk vuracağı yerler de gelişmekte olan ülkeler. Bunların içinde de ithalat-ihracat dengesi, bütçe açığı veren cari problemi olan Türkiye, Arjantin, Brezilya gibi ülkelerin darbe alması daha kolay oldu. O dengeyi kurmanın tek yolu üretimi fazla yapmak. Bizim hammaddemiz yok, petrolümüz yok. Kafadan 50 milyar dolar enerjiye para harcıyoruz. Geriye kalan Türkiye'nin ihracatı ithalatını karşılasa bile enerji açığı bizi zorluyor. İlave her yıl 30-50 milyar dolar para girişi olması lazım. Bu da ya yatırım, ya da turizm geliri ile olmalı. Turizm geliri bu yıl çok iyi. Geçtiğimiz iki yılda turizm de sıkıntı yaşadık.  Tabi bir de kendi içimizdeki sıkıntılar var. Bu sıkıntıları atlatırız elbet. Bunu atlatamayız diye bir şey düşünmüyorum. Biraz sürecek, zaman alacak ama atlatacağız” diye konuştu.

 

TASARRUF YAPACAĞIZ

 

Herkese bütçesini yüzde 15 küçültme çağrısı yapan Konukoğlu, “Ülke olarak hepimizin kemer sıkması lazım. Herkes bütçesini gözden geçirmek zorunda. Evimize bir tane fuzuli şey almamalıyız. Bir tv varsa, bunu değiştirmek gibi lüksümüz olmamalı. Bunun yeni modeli çıkmış alayım diye bir şey olmamalı. İdare etmeliyiz. Herkes bütçesi yüzde 15 daraltarak problem biter. Üretemiyorsan, tüketmeyeceksin.

 

YERLİ MALI KULLANACAĞIZ

 

Hepimizin ihtiyacı ola ürünler var. Giyeceğiz, yiyeceğiz. Bunlarda da nerenin malı olduğuna bakacağız. Hepimiz yerli malı kullanmaya özen göstereceğiz. İthal ürün almaktan kaçacağız. Mecbur kalmadıkça ithalsa almayacağız. Buzdolabında yerli üretici varken, ithal malı almanın manası yok. Ayakkabı alacaksan, önce yerli malı al. Elbise, gömlek, etiketin arkasına bir çevir bak. İthalse alma, yerli yazan ürünü al.

 

GELİRİMİZ KADAR HARCAYAĞIZ

 

İşin birinci temelinde, hepimizin bütçemizin üzerinde hareket ediyoruz. Gelirimiz 2000 lira, biz 3000 lira harcamaya alıştık. Herkesin cebinde en son model telefon var. 6 yaşında 7 yaşında çocuğun eline telefon veriliyor. Çocuk daha konuşmasını bilmiyor, yürümesini bilmiyor, ağlamasın diye eline telefon veriyorlar. O ekranın ışığı ne kadar sağlıklı bir gözü olabilir. Biz bu yaşta yarım saat ekrana bakınca gözümüz ağrıyor. Çocuk bunu anlatamıyor, ağırısınız bilmiyor. Çocukların gözlerinde sıkıntı var, herkeste gözlük” şeklinde görüş belirtti.

 

GAZİANTEP KRİZLERDEN DAHA AZ ETKİLENİYOR

 

Konukoğlu, Gaziantepli sanayicilere de seslenerek, “Gaziantep apayrı bir yer. Şehir olarak her zaman koşmaya alıştık. Duramayız. Bizim en büyük artımız diğer şehirlerden farkımız ürünümüzün 50'yı yakınını ihraç ediyoruz. İhracat oluşu otomatikmen, ihracatı olmayan şehirler bir etkilenirken, biz yarım etkileniyoruz. Diğer şehirler 20 etkileniyorsa, biz 12 etkileniriz. Neden, çünkü ihracatımız var. Gaziantep yatırım yapmaya, üretimi artırmaya hazır bir şehir. Bizim tek başına iyi olmamız, Türkiye'nin ekonomisini toplamının iyi olması demek değil. Nasıl biz Gaziantep olarak çaba gösteriyorsak, diğer şehirlerde bu çabayı göstermeli.

 

KARAMSARLIĞA KAPILMAYIN, PANİK YAPMAYIN

 

Kimse karamsarlığa kapılmamalı. Ne geliyorsa başımıza panikle yaptığımız hatalardan geliyor. Bir insan paniklerse her türlü yanlış kararı alabilir. En basit trafik kazasında, frene basacağına panikle gaza basınca kaza oluyor. Ekonomide de panik yapmayacaksınız. Dolar 7.20 oldu, o panikle dolar alanların hepsi zarar etti. Paniklemeyin. Herkes, ülkemizdeki tüm çalışanı da, esnafı da, bordrolusu da Dolar-Euro lafını ortadan kaldırmak gerek. Bu spekülatif hareketten başka bir şey değil. Senin gelirim dolar mı yok, senin gelirin TL giderin TL, ne işin var dolarla? Ülke olaraktan bir hale geldik ki, hayatımızı dolara endeksliyoruz. Ben evimde kirada oturuyorsam, benim evim Almanya'da mı ki benden Euro ile kira istiyorsun? Evim Türkiye'de, Gaziantep'te, neden kirayı dolarla, Euro ile istiyor? Aynı şey dükkan kirası için de. Kiralar TL olmalı. Mağazaya gittiğimizde, her şey TL olmalı. Şuradan yola çıkalım, 100 adamı çevirelim, hepsine de soralım. 100 lira parası olanın garanti yüzde 60'ı dövizdedir. Niye böyle bir şeye ihtiyaç duyuyoruz.  Dolar yükseldiği Zaman herkes dolara hücum ediyor. Napacaksın, ithalatın mı var? Ev, araba alırken niye dolar borçlanırsın? Yatırım yapmadıysan, işletme kurmadıysan, ihracata yönelik iş yapmıyorsun, neden yabancı para birimiyle borçlanırsın? Faizler yüksek diyebilirsin. O zaman senin gelirin yatırımını karşılamıyor. O zaman fizibl değil yatırımın mantıklı değil.  İhracat yapıyorsan amenna dövizle borçlanırsın. Avrupa'ya Euro ile ihracata mal satıyorsan, o zaman Euro ile borçlanıp, dengeleme yapabilirsin. Ben üreticiyim. Hammaddemi yatırımımı neyle yaptıysam, malımı onla satarım, sorun yok. Ama iç piyasada Euro ile borçlanmaya gerek yok” dedi.

 

OSB’DE ARSA FİYATLARI NEDEN DOLAR?

 

Konukoğlu, OSB arsalarının borçlarının döviz üzerinden olmasını da değerlendirdi. Bu konuya açıklık getiren Konukoğlu, “ OSB'deki arsanın borçları döviz fiyatları. O zaman konuşuldu bu. OSB hiç bir şekilde parası olupta Euro ile dolar ile mal satmış değil. OSB kurulurken, istimlak ederken, herkesle konuşuldu. Hepimiz ihracatçıyız. Doların faizi de düşük. Dolar ile alalım, dolar ise satalım denildi. Talep edenlerin görüşü buydu. O tahsisler dolar olarak yapıldı. Alacaklar teminat gösterilerek arsaların parası ödendi, altyapı yapıldı, kredi kullanıldı. TL'ye dönelim denildi, 2 ay önce. Ben de şunu dedim. Bu fiyatla TL'ye dönüp yüzde 40 faizle TL'ye çevirirsek, altından kalkamayacak bir duruma gelir dedim. Biraz sabır edersek bu dolar geri gelim dedim. Nitekim geldi. Faizlerde düştü. Yüzde 45'lerden 36-37'lere düştü. Ateş geçti. Sönmesini bekleyeceğiz. Sakin olacağız. OSB'deki durum bu. Bu nedenle arsa borçlarında TL'ye dönemezsiniz. Dönersek sıkıntı olur” diye konuştu.

 

KRİZ ÜÇ AYDA GEÇMEZ AMA UZUN DA SÜRMEZ…

 

Konukoğlu, ekonomik tecrübesine dayanarak, krizin süreci ile ilgili olarak ise, “Temmuz-Ağustos-Eylül aylarındaki darbenin üç ayda geçmesi beklenemez. Bunun süreci mecburen uzun olacak. Kimse şunu diyemez. Bu iş bitti, yarın her şey güllük gülistanlık olacak. Bu bir süreç alacak. Hazmetmemizi gerekecek. Kayıplarımızı kapatabilmek için sürece ihtiyacımız var. Kamyon gelmiş çarpmış, şaşeyi düzeltmenin tek yolu tamir etmek. Bunu bir çekişte düzeltmezsiniz. Belli bir zaman gerek. Süreç vermek çok zor. Şu bir gerçek, önümüzdeki haziran ayına kadar bu şekilde bir yavaşlama devam edebilir. Ondan sonra lavaş yavaş toparlanma bekliyorum. 3-5 yıl sürmez. Önümüzdeki yılın ikinci çeyreğinden sonra toparlanma olabilir.

 

DİBE VURDUĞUNDA AYAĞA KALKMASINI BİLMEK LAZIM

 

Bazı tedbirler hızı azaltmaya yeterli. Devlet kendi yaptırımlarındaki tasarrufu iyi yaparsa, herkeste kendi tasarrufunu iyi yaparsa bu krizi beklenenden daha hızlı aşarız. Devlet, bütçesine sahip çıkmalı. Her krizin arkasında mutlaka bir fırsat doğar. Önemli olan onu görebilmektir. Her dibe vurduğumuz zaman sıçramasını bilirsek meseleyi çözeriz. Ama sen dibe vurduğunda çöküp oturursan, elini başına koyup ağlarsan seni kimse kurtaramaz” dedi.

 

ABD’NİN İRAN AMBARGOSU

 

Konukoğlu, ABD’nin İran ambargosu hakkında ise şu değerlendirmelerde bulundu:  ABD'nin İran’a ambargo uygulaması dünyada petrolmüş fiyatlarını etkileyecektir. Dünyada petrol fiyatlarını etkilemesi demek, dış ticaret açığımız artı veya eksi yönde etkilenmesidir. Petrolde bir gevşeme var. İran'ın varil başına 62-63 dolarlara çektiğini okudum. Geri bu nasıl dönecek? Aşağıya dönerse, bize artı yazar. Ama İran satışı durdurup mecburen her tarafı kapatıp, petrol alım satımı yasaklanırsa bizi kötü etkiler.” Mehmet Demir


Haber Merkezi
19.11.2018

Yorum yap

Diğer Haberler