Ahmet Kolsuz

Ahmet Kolsuz

9 Kasım 2018 21:59:00

10 KASIM 1953 ANITKABİR

Üniversitenin ilk yılı(2014-2015 yılları arası).  Okulumuzun köklü kulüplerinden olan Ceride-i Kantar hukuk kulübünden telefonuma bir mesaj geldi, konferans var geliniz… Merak işte koştur koştur Kızılay’dan Cebeci’ye gittim. Dersler de git gide yoğunlaşıyor dikkat dağıtacak bir şeyler arayışındaydım. Bu konferans bulunmaz bir imkandı rastgele gittik ama nereden bilebilirdim Yekta Güngör Özden’le karşılaşacağımı ve beni altmış bir yıl öncesine götüreceğini…

Yekta Güngör Özden Türk Hukukçu, Anayasa Mahkemesi eski başkanı. Sayın Özden o gün düzenlenen etkinliğin baş konuşmacısı. Hukuki bir konferans olur düşüncesindeydim, not defterim hazır ve dikkatle dinlemeyi bekliyordum; ama öyle olmadı, iyi ki olmadı. Ne mi oldu? Atatürk’ün yüzünü son kez görmüş Sayın Özden’den Etnografya-Anıtkabir arasında geçen yolculuğu dinledim.

Sayın Yekta Güngör Özden’in ağzından birebir aktarıyorum: Sene 8 Kasım 1953 Etnografyadaydım. Ankara Hukuk Fakültesi 3.sınıf öğrencisiydim aynı zamanda Türk Milli Talebe Federasyonu temsilcisi sıfatıyla Türk Gençliğini temsilen Atatürk’ün Etnografya Müzesinden alınıp Anıtkabir’e defnedilmesi için görevlendirilmiştim. Bu işlem için görevli askerlerin dışında benimle beraber on sivil dahavardı ve şu anda o sivillerden hayatta kalan tek kişi benim. Atatürk’ün tabutunun açılması ve tahnit işlemi için Ankara Tıp Fakültesi hocalarından Prof. Kamile Şevki Mutlu görevlendirilmişti.  

Etnografya’da Atatürk’ün tabutunun olduğu yerden çıkarılması için bekliyorduk. Tabutu gül ağacındandı, vidaları söküldü ve yavaşça kapağı kaldırıldı. Profesör Kamile Hanım muşambayı göğüs hizasına kadar açtı. Yüzü ıslak pamukla kaplıydı. Yavaşça pamuğu kaldırdı ve Atatürk’ün yüzü görünmeye başladı. Sanki dün tıraş olmuş gibiydi. Cildi hiç bozulmamıştı, pamuğu yavaşça kaldırırken kaşlarından biri donmuş olduğu için yanağına düştü. Alınıp tekrar yerine kondu. Ne bozulma vardı ne de rahatsız edici bir koku. O sırada görevliler artık bizim çıkmamız gerektiğini söylediler. Atatürk’ü ilk gördüğüm anda keşke siz yaşarken hayatta olsaydım dedim. Ama bu bile yetti ona olan özlemime. Kamile Hanım tahnit işlemini bitirdi ve Atatürk ceviz ağacından yapılmış yeni tabutuna yerleştirildikten sonra 10 Kasım’a kadar ben ve arkadaşlarım tabutun başında saygı nöbetinde bulunduk. 10 Kasım günü top arabasına konulan naaşı ile Anıtkabir’e doğru yol alındı. Sanki tüm Türkiye oradaydı, o kadar duygu dolu anlardı ki kimse konuşmuyor, herkes büyük önderin acısını ve ona olan özlemini gidermek için büyük bir saygıyla sessizce ebedi sonsuzluğa uğurluyordu. Anıtkabir’de sayısını tam hatırlayamadığım defin işlemi için görevlendirilmiş birkaç asker ve on sivil bulunuyorduk. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan ve devlet görevlileri haricinde Atatürk’ün kız kardeşi Sayın Makbule Atadan da bulunuyordu. Sürekli ağlamaklı bir halde abisini sonsuzluğa uğurluyordu. Kendisinin koluna girerek destek olmaya çalıştım. Türkiye’nin her yerinden getirilmişvatan toprağı döküldü üzerine; sonra dışarı çıktık ve tüm Türkiye Anıtkabirdeydi…

Sayın Yekta Güngör Özden’e saygı ve sevgilerimle.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygıyla, sevgiyle ve rahmetle anarım

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları