Eray İspir

Eray İspir

13 Eylül 2020 00:00:00

13 Eylül Dünya Sepsis Günü

Sepsis kelime anlamı vücudun enfeksiyona cevaben oluşturduğu düzensiz inflamatuvar yanıt olarak tanımlanabilir. İnsan vücuduna deri veya akciğer veya üriner system ve/veya başka bir yolla giren enfeksiyon etkenlerinin yaptığı enfeksiyonların tetiklediği fizyolojik, biyolojik ve biyokimyasal bozuklukların oluşturduğu klinik sendromdur.  Erken ve zamanında müdahale edilmediği takdirde sepsis hayatı tehdit eden bir durumdur. Vücudunherhangibirbölgesindeenfeksiyonşeklindebaşlayankliniktabloilerleyipönceseptikşokvedokuhasarıgelişmekteardındançoklu organ yetmezliği olmakta ve daha sonrasında da ölümle sonuçlanabilmektedir.

Sepsis bulaşıcı bir enfeksiyona bağlı olarak gelişebildiği halde kendisi bulaşıcı bir tablo değildir. Sepsis çoğu zaman bakteriyel enfeksiyonların komplikasyonu olarak gelişebilse de influenza veya COVİD gibi viral enfeksiyonlar sonucunda da gelişebilmektedir.

Sepsis tüm dünya çapında görülen bir hastalıktır. Bu klinik durumun büyüklüğü tam olarak saptanamasa da 2017 yılında yapılan bilimsel bir araştırmada tüm dünya genelinde 48.9 milyon insanınsepsis geçirdiği ve bu klinik sendroma bağlı 11 milyon insanın yaşamını kaybettiği hesaplanmıştır. Bu ölüm oranı ile tüm dünyada yıllık olarak gelişen ölümlerin %20’sini oluşturmaktadır. Yine aynı çalışmada dünya çapında sepsisli hastaların yaklaşık yarısını çocuk hastaların oluşturduğu saptanmıştır. Ne yazık ki çocuk hastalarda dasepsise bağlı ölümler gözlenmektedir. Ölen çocuk hastalara bakıldığında 2.9 milyonunun beş yaş altında olması oldukça dikkat çekicidir. Bu çalışmanın bir başka çarpıcı sonucu da sepsis hastalarının ve sepsise bağlı ölümlerin %85’ini düşük ve orta gelir seviyesine sahip ülkelerde gelişmesidir. Bu ülkelerde özellikle anne ve bebek ölümlerinin önemli bir nedeni sepsisdir.

Kimler sepsis açısından daha fazla risk altında diye bakıldığında 65 yaş üstü yaşlı hastalar, altta yatan diyabet mellitus, kronik akciğer hastalığı, kanser hastalığı ve/veya böbrek hastalığı gibi kronik hastalığı olanlarda bir yaşından küçük yenidoğan ve süt çocuğu hastaları ve gebeler veya yeni doğum yapmış lohusalarda daha sıklıkla sepsis tablosu görülebilmektedir. Bunun yanı sıra HIV/AIDS hastaları, kanser hastaları, otoimmün hastalığı olanlar ve dalağı olmayan hastalar gibi bağışıklık sistemi zayıflamış hastalarda da gelişen enfeksiyonlara bağlı olarak sepsis gelişme riski sağlıklı bireylere göre daha fazladır.

Sepsise yol açan enfeksiyonlar incelendiğinde, birinci sırayı tüm yaş grupları göz önüne alındığında yıllık 9.2-15 milyon hasta sayısıyla ishalle giden enfeksiyonlar, daha sonra yıllık 1.8-2.8 milyon görülme oranı ile solunum yolu enfeksiyonları gelmektedir. Son yıllarda sepsis vakalarının üçte biri ve sepsise bağlı ölümlerin yaklaşık yarısı kronik hastalıklara bağlı ve/veya yaralanmaya bağlı gelişmektedir. Çocuklarda sepsise bağlı ölümlerin büyük bir kısmı yenidoğan döneminde görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde sepsis daha çok yoğun bakım ünitesinde yatan hastalarda gözlenmektedir. Yoğun bakım ihtiyacı olan durumu kritik hastalara uygulanan invazif işlemler enfeksiyon gelişimini kolaylaştırmaktadır ve ardından da hastalarda sepsis gelişebilmektedir.

Sepsisde tanı şüphelenmekle başlamaktadır. Sağlık kuruluşlarında çalışan sağlık çalışanlarının hastalarda sepsis varlığından şüphelenmesi gerekli tetkik ve tanı yöntemlerini kullanarak hızlı tanı koyması ve tedaviye erken başlanılması hayat kurtarıcıdır. Tedavide doğru ilacın kullanılması hayati öneme sahiptir. Bu amaçla hastalık etkeninin saptanması ve antimikrobiyal duyarlılığına göre tedavinin düzenlenmesi tedavinin başarılı olmasının anahtarı durumundadır. Antimikrobiyal tedavinin yanı sıra uygulanacak sıvı ve diğer yardımcı tedaviler hastanın şok tablosundan çıkmasına yardımcı olacaktır.

En az uygulanacak tedaviler kadar ve belki de daha da önemlisi hastaların sepsise girmelerini önlemektir. Bu amaçla sepsise yol açan enfeksiyonların gelişmesini önlemek birinci adımdır. Günlük yaşantımızda kolaylıkla uygulanacak hijyen önlemlerini uygulamak ile sepsis tablosunun önlenmesinde yardımcı olacaktır. Bu önlemlerin başında en kolay ve en ucuz olan yöntem el yıkamaktır. Bu basit hareketle sonucu ölümle sonuçlanabilecek olaylar silsilesini durdurmak mümkün olacaktır. Bir başka dikkat edilmesi gereken nokta temiz su kullanımı ve gıdaların temizlik kurallarına uygun olarak hazırlanmasıdır.

Sepsis hayatı tehdit eden tıbbi bir acil durumdur. Ancak erken tanı konulup uygun, doğru ve etkili bir tedavi uygulandığında iyileşmenin olduğu bir hastalıktır. Sepsis toplum içinde tam anlaşılmamış ve bilinmeyen bir hastalık olduğundan böyle bir klinik sendromun varlığından haberdar olmak ilk adımdır. Toplumda yaşayan bireylerde bu duyarlılığın gelişebilmesi amacıyla 13 Eylül Dünya Sepsis Günü olarak adlandırılmıştır. Bu günde yapılacak faaliyetlerle insanlarda bir farkındalık oluşturulması ve basit ve dikkatli hareketlerle sepsise yol açabilecek olaylar zinciri baştan durdurulmak istenmektedir. Yüzyılda bir görülen ve tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgınını yaşadığımız şu günlerde bu farkındalık daha da önem kazanmaktadır. Nitekim COVID-19 da insan vücudunda sepsisde olan olaylara benzer şekilde durdurulamaz ve kontrol edilemez olaylar zinciri başlatmakta ve sonucunda da yaşam kayıpları olmaktadır. Temizliğe, sanitasyona, asepsi ve antisepsiye dikkat etmek günlük yaşantımızın sloganı olmalıdır.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları