Ekremcan Demir

Ekremcan Demir

2 Kasım 2017 00:00:00

Aşk'ı kim tarif edebilir?

Yalnızca aşık olan mı ?

Yoksa yalnız olan mı tarif edebilir ?

Ya da aşkın var mıdır bir tarifi ?

Bilmiyorum belki birini seviyorum. Evden çıkmış deniz kenarında kalbimi dinlendiriyordum. Ansızın dedemi yanımda gördüm. Elime bir kağıtla 2 kalem verdi. Kalemlerin birisi tükenmez diğeri ise kurşun bir kalemdi. "Al bakalım denizi yaz buraya. Martıları yaz. Dalga seslerinin vuruşunu yaz. Yüzüne vuran rüzgarı yaz. Dertlerini yaz. Seni düşündüren bu kadar neyse onu yaz. İnsan herkesle dertleşemez ama kağıda içini döküp dertleşebilir " dedi.

Dediklerinde haklıydı. O gün bu gündür ne hissettiysem ne düşündüysem büyük bir tutkuyla yazıyorum. Aşkın tarifi sadece üç harfe korkularıyla , mutluluklarıyla sığınmış basit bir kelimemiydi sadece?

Hayır.

Aşk karşılık beklemeden sevebilmektir.

Laleleri, gülleri , papatyaları, orkideleri koklayıp sevdiğinin kokusunu hissedebilmektir aşk.

Elbet birgün sevecek diye umudunu yitirmemektir aşk.

Sonuçta bir umuttur yaşamak öyle değil mi ?

Yüreğiyle hissedip , diliyle anlatabilmektir aşk. Yaza yaza , dertleşe dertleşe şair olabilmektir aşk.

Aşk derin bir sessizliktir. Aşk herkes için farklı zamanda , farklı karakterlerle , farklı hadiseyle başlayan , lakin aynı şekilde sonlanan bir romandır herkes için özel yazılan. Ve aşk; gönülden gönüle , dilden dile , ve gözlerden gözlere değişen masum bir tebessümden ibaret , masum bir duyguydu. Eğer onu hatırladıkça başı göğe ermişçesine yada karanlık bir boşluğa düşmüşçesine ürperiyorsa kalbiniz , onunlayken pervaneleşen yelkovanlar onsuz olduğu yerde kalıyorsa bir akrep kadar hain.

Sınıfta , okulda , parkta , bahçede , arabada , kafede , deniz kenarında içiniz içinize sığmıyor ondan söz edilince kalbiniz duracak gibi olup nefesiniz kesiliyor bir magma gibi kızarıyorsanız kalbinizde , yada göz göze geldiğinizde tebessüm ediyorsa , her bulunduğunuz yerde tesadüfen o da orda oluyorsa , siz keyiflendikçe gülüp , hüzünlendikçe ağlıyorsa eğer , dünyanın en güzel yeri onun yaşadığı yer , en güzel kokusu kendi kokusu , en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse , hayat onunla güzel ve onsuz müptezelse , elmalar pembe , gökyüzü pembe , yeryüzü pembe , onu yanakları pembeyse , kışlar , yazlar , sonbaharlar , güzler ilkbaharsa , her şiirdeki dizeler oysa her çiçek onu açıyorsa , bir anlık kavga bir ömür gibi geliyor iştihanız açılıyor , iştihanız kapanıyor , iştihanız şaşırıyorsa , iştihanız hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa, elinizde telefon habire başparmağınızla resimlerine bakıp bakıp sürüklüyorsanız , her çalan telefona o diye atlıyor, zora geldiğinde kapıyı çalanın o olduğunu adınız gibi biliyorsanız , kokusu burnunuzdan , yüzü beyninizden , sesini kulağınızdan aklınızda silinmiyorsa bir türlü , dışarıda yer yerinden oynuyor içerde bu sizi hiç ilgilendirmiyorsa , ve bu hislerinize sizde bir mana veremiyorsanız , kaybetme korkusu buluşma sevincinden ağır basıyorsa , ve aşk gururdan daha ağırsa , aşktır bunların hepsi. O halde yarın sizin gününüz. Sizde yaşayın.

Aşk dediğin can vermektir. Değiş tokuş edilmez. Gözüne uyku giriyorsa boğazından lokma geçiyorsa aşık değilsinizdir. Aşk hiçbir zaman pişman olmamaktır. Aşk kaçmaktan çok kovalamaktır. Aşk bir delilik halidir.İnsan daha önce hiç yapmadığı çılgınca şeyler yaptırır. Saçmalatır. Aşk umut etmektir. Senin onu sevdiğin kadar onun da seni sevmesini umut etmektir. Aşk kişinin sevdiğinde yok olmasıdır. Sevmekle aşk ayrı bir şeydir. İkisini de farklı kişiler tamamlar. Eğer örnekleme verecek olursam "Küfür şeytana mahsustur , Tövbe insana. Aşk kadına yakışır , Sevmek adama."...

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları