FATMA BAL

FATMA BAL

22 Aralık 2018 01:02:00

AZİZ

 Güneş herkese eşit doğar ama hayat her insana eşit imkanlar sunmaz.

 

Kitaplık dolusu kaynakları olduğu, her imkanın sunulduğu halde ders çalışmak istemeyen çocuklar da vardır, aynı yaşta tek hayali sadece bir defter olan da...

 

Birlik Vakfı olarak yine düştük yollara ama bu defa aile ziyareti için değil Dünya Gıda Günü münasebeti ile belirlemiş olduğumuz birkaç ihtiyaç sahibi aileye gıda yardımı yapmak için...

 

Yine bilmediğimiz yollarda sokak sokak adres bulma telaşı...

 

Verilen adrese yaklaşınca gıda paketini bırakacağımız ev sahibini arayıp kapının önüne çıkmasını rica ettik.

 

Ev, dar bir sokakta olunca aracı cadde başına park etmek zorunda kaldık.

Araçtan iner inmez dokuz - on yaşlarında, esmer, zayıf bir çocuk,

"Abla bize mi geldiniz" dedi.

Geleceğimizi öğrenince bizi evlerine götürmek için cadde başına kadar gelmiş.

Evet size geldik, dedim.

Eviniz nerde, dememe kalmadan önümüzden koşuverdi,

" Anne geldiler geldiler" diye bağıra bağıra...

 

Nasıl bir koşuştu o...

Nasıl bir mutluluktu ...

Nasıl bir umutla bekleyişin haykırışıydı o...

 

Gelişimizi, gökyüzüne umut yüklü sevinçle haykırırken,

Kimbilir hangi hayalini gerçekleştireceğimizi bekliyordu...

Dahası hayali gerçekleşmişcesine seviniyordu...

 

Gıda paketlerini kapıdan vermeyi düşünürken o sevincinin hatrına içeri girip oturmaya karar verdik.

Maalesef yine içimizi burkan, bizi insanlığımızdan utandıran bir manzara ile karşılaştık.

 

Kapısı olmayan bir banyo,

Halısı olmayan oda,

Mutfak deseniz hiç yok.

Karanlık ve küçük bir bodrum katı...

Dört kardeşten en küçüğünün giymiş olduğu pantolonun diz kısmındaki kocaman yırtığı ise anlatmaya gerek yok.

 

Karşımıza oturdu diz üstü, elleri bağlı, gözleri ışıl ışıl...

Öyle güzel bakıyordu ki Aziz, konuşmakta zorlandım.

 

Bir ihtiyacınız var mı, dedim.

"Defter" dedi.

 

Evet, sadece bir defter, hiç önemsemediğimiz, basit, küçük bir defter...

 

Defteri olmadığı için öğretmeni ona ev ödevi vermiyormuş.

Çok üzülüyormuş.

 

Bir kağıda tüm ihtiyaçlarınızı yaz, dedim.

"Benim yazım güzel değil ablam yazsın, onun yazısı çok güzel " dedi heyecanla...

O güzel yüreği dile geliyordu adeta...

 

Ne istiyorsanız yazın dedim,

Ne eksiğiniz var ise.

İstediğin bir oyuncak varsa onu da yaz, dedim.

 

"Ben oyuncak istemiyorum abla, sadece defter istiyorum, ders çalışmam lazım benim, öğretmen olmak istiyorum" dedi.

 

O sevinçle haykırışın ardındaki umut bir küçük deftermiş meğer büyük bir hayalin gerçekleşmesi için...

 

İnanıyorum ki kendisi gibi temiz kalpli, başarılı, pırıl pırıl, hayallerine haykıra haykıra koşan  nice öğrenciler yetiştirecek Aziz, öğretmen olunca...

 

Not: Okul ve kırtasiye ihtiyaçlarını karşılayarak Aziz' in umuduna can veren değerli dostum Şükran Ceylan' a teşekkürü borç bilirim.

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları