Serdar Göçmen

Serdar Göçmen

13 Temmuz 2018 00:00:00

BÖLGE LİDERİ OLABİLECEK MİYİZ ?

Bazılarının ondan “yeni-Osmanlı imparatorluğunda Ortadoğudaki yeni padişahı” diye bahsediyor. Hâlbuki Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği konusundaki gerçek bütünüyle farklı mı ?Karşımızda bir ekonomik güçten ziyade, kredi balonu her an patlayıp ekonomisini aşağı çekebilecek bir devlet mi bulunuyor ?

 

 

Darbe girişiminin ardından ekonominin yavaşlayacağı endişesi yüzünden mali politikalarda gevşemeye gidilmesi ve harcamaların artması,

Turizm gibi sıkıntıda olan sektörlere hükümetin destek programları açıklaması

İstihdamı desteklemek için açıklanan programlar,

Tüketim üzerinden alınan vergilerde indirime gidilmesi.

Bütçe açığında yaşanan bu tablo, devletin kasası niteliğini taşıyan Hazine'nin de daha fazla borçlanmasına yol açıyor. Mehmet Şimşek, geçtiğimiz yıllarda çeşitli "Meclis'e gidip ilave borçlanma yetkisi istememiz gerekecek. Bütçe Kanunu'nda öngördüğümüzden daha fazla borçlanacağız. Bugün itibarıyla net olarak borçlanma limiti içinde kalamayacağımız görünüyor” demişti. Bu konuda bütçe açığının ve savunma harcamalarının artmasının rol oynadığını da belirtmişti.

Önümüzdeki iki yıl boyuncada açığın artacağı ve kamu borcunun yükseleceğini net olarak göreceğiz.

 

AB Tanımlı Borç/GSYH oranı ise 2016 yılında Maastricht kriteri olan yüzde 60'ın altında, yüzde 28,3 düzeyindedir.

Peki tüm bunlara karşın sistem nasıl işliyor? Türkiye’deki bankalar son yıllarda, oldukça düşük faiz oranlarıyla, hemen her isteyene kredi ve ipotek verdi; hakikatte bu bir hediyeydi. Faiz oranları çok düşük olduğundan vatandaşların bir çoğu tüketim için, gittikçe daha fazla kredi kullandı. Türkiye Merkez Bankası bu kredi partisini nasıl finanse etmeyi başarabildi? Borçlar aracılığıyla: Bankalar dünyadan borç alıp vatandaşlara dağıttı. Türkiye’nin açığı büyüdükçe büyüdü, da ki GSYH’de ürkütücü bir orana ulaşıncaya dek.

Dış borcumuz, seçim kampanyalarına denk gelmiş olan son 18 ayda kendini ikiye katladı. Açığın yalnızca çok küçük bir kısmı dış yatırım tarafından finanse edilmişti. Geri kalanı ise muazzam bir dış borç teşkil etmektedir.

Halkımızın büyük çoğunluğu seçimlerde İslami duygulardan dolayı ziyade, herkese düşük faizli kredilerin sağladığı duygulardan dolayı seçme güdüsü oluşmuştur. Alışveriş ve kredi bağımlısı haline gelen sanayici ve halkımız bu ucuz para sayesinde faiz lobisine göbekten bağlanmıştır.

Ülkemizin işsizlik oranı ~%13, yerel para birimimiz ise dolar karşısında hızla değer kaybetmeye devam ediyor; 2009 küresel krizinde en düşük seviyesine ulaştı. Bu kadar zayıf bir para birimi ile ne yazık ki bölge lideri olmamız zor gibi.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları