Ahmet Kolsuz

Ahmet Kolsuz

5 Kasım 2018 00:00:00

CUMHURİYET ve HUKUK

Cumhuriyet, yönetim biçiminin babadan oğula geçmediği bir yönetimdir. İnsanların bir toplum sözleşmesi ile yani bir ortak iradeleri ile birlikte yaşama isteklerini birleştirip, egemenliği kimsenin himayesi altına bırakmadığı bir yönetimdir. Yani Cumhuriyet, hanedan egemenliğinden milletin egemenliğine geçiş demektir.

Yönetim tek bir kişide toplansaydı ne olurdu? Özgürlükler tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışıp kalırdı. Kuvvetler ayrılığı olmazdı.

Peki egemenlik tek bir kişide/ailede toplandığı vakit, tek bir kişinin her yaptığının hukuka uygun olduğu nasıl anlaşılır? Anlaşılamaz. Çünkü egemenin yaptığı her şeyin hukuka uygun olduğunu kabul etmek zorunda kalınacaktı. Hiçbir siyasal denetim veya hukuksal süzgeçten geçmemiş kanunlar, toplumsal yaşamı düzenleyecekti.

Peki hukuksal süzgeç ne demek? Hukuksal süzgeç: Hukukun temel ilkelerine, Anayasaya, uluslararası mevzuata, kanunlara ve diğer düzenleyici işlemlere bağlı kalınarak söz konusu yapılan işlemin hukuka uygunluğunu denetlemek demektir.

Kendi kendimize sorulan bu sorulardan sonra: Egemenlik, milletin her ferdinin fikirlerine ve bedenine bürünerek ortak iradeyi oluşturmaktadır. Bu ortak iradenin nasıl temsil edildiği, oylarının sayısı, temsil kabiliyeti, siyasal denetimin etkinliği vb. diğer hususlar siyaset biliminin çözmesi gereken kurumlardır ve yazımda buna değinemeyeceğim çünkü bilmiyorum. Yazımı okuyanlar eleştiri olarak belki beni aşırı toplum sözleşmeci olarak tanımlayabilirler; fakat ben gerçeğin tartışarak, ters düşerek, eleştirerek, farklı farklı birden fazla fikrin sentezlenmesi ile oluşacağını düşünmekteyim. Bunu şu vecize sözle de açıklayabilirim: HAKİKAT FİKİRLERİN ÇARPIŞMASINDAN DOĞAR.

Cumhuriyet, kuvvetler ayrılığını sağlayarak hakikati bulma yolunda, yasama-yürütme-yargı unsurlarını birbirinden ayırmıştır. Bu mekanizmanın gücünü, yargı ile frenleme yoluna başvurmuştur. Egemenliğin unsurlarından olan yargılama faaliyetinin gereği gibi yerine getirebilmesi için de hukukun üstünlüğünün önemini anlatma gayesine düşmüştür.  Cumhuriyetimizin bu uğraşları, bu kazandırdıkları sonucunda varılan sonuç ise: Cumhuriyet, hukuka saygıdır.

NOT: Cumhuriyetin müeyyidesi olan ve 5 Kasım 1925’te kurulan Ankara Hukuk Fakültesi’nin 93.yılını kutlarım. Prof. Dr. Vedat Buz’un deyimiyle: Kurumsal bağımız sona erse de gönül bağımız hep devam edecek. Nice yüz yaşlara AÜHF…

 

 

 

 

CUMHURİYET ve HUKUK

Cumhuriyet, yönetim biçiminin babadan oğula geçmediği bir yönetimdir. İnsanların bir toplum sözleşmesi ile yani bir ortak iradeleri ile birlikte yaşama isteklerini birleştirip, egemenliği kimsenin himayesi altına bırakmadığı bir yönetimdir. Yani Cumhuriyet, hanedan egemenliğinden milletin egemenliğine geçiş demektir.

Yönetim tek bir kişide toplansaydı ne olurdu? Özgürlükler tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışıp kalırdı. Kuvvetler ayrılığı olmazdı.

Peki egemenlik tek bir kişide/ailede toplandığı vakit, tek bir kişinin her yaptığının hukuka uygun olduğu nasıl anlaşılır? Anlaşılamaz. Çünkü egemenin yaptığı her şeyin hukuka uygun olduğunu kabul etmek zorunda kalınacaktı. Hiçbir siyasal denetim veya hukuksal süzgeçten geçmemiş kanunlar, toplumsal yaşamı düzenleyecekti.

Peki hukuksal süzgeç ne demek? Hukuksal süzgeç: Hukukun temel ilkelerine, Anayasaya, uluslararası mevzuata, kanunlara ve diğer düzenleyici işlemlere bağlı kalınarak söz konusu yapılan işlemin hukuka uygunluğunu denetlemek demektir.

Kendi kendimize sorulan bu sorulardan sonra: Egemenlik, milletin her ferdinin fikirlerine ve bedenine bürünerek ortak iradeyi oluşturmaktadır. Bu ortak iradenin nasıl temsil edildiği, oylarının sayısı, temsil kabiliyeti, siyasal denetimin etkinliği vb. diğer hususlar siyaset biliminin çözmesi gereken kurumlardır ve yazımda buna değinemeyeceğim çünkü bilmiyorum. Yazımı okuyanlar eleştiri olarak belki beni aşırı toplum sözleşmeci olarak tanımlayabilirler; fakat ben gerçeğin tartışarak, ters düşerek, eleştirerek, farklı farklı birden fazla fikrin sentezlenmesi ile oluşacağını düşünmekteyim. Bunu şu vecize sözle de açıklayabilirim: HAKİKAT FİKİRLERİN ÇARPIŞMASINDAN DOĞAR.

Cumhuriyet, kuvvetler ayrılığını sağlayarak hakikati bulma yolunda, yasama-yürütme-yargı unsurlarını birbirinden ayırmıştır. Bu mekanizmanın gücünü, yargı ile frenleme yoluna başvurmuştur. Egemenliğin unsurlarından olan yargılama faaliyetinin gereği gibi yerine getirebilmesi için de hukukun üstünlüğünün önemini anlatma gayesine düşmüştür.  Cumhuriyetimizin bu uğraşları, bu kazandırdıkları sonucunda varılan sonuç ise: Cumhuriyet, hukuka saygıdır.

NOT: Cumhuriyetin müeyyidesi olan ve 5 Kasım 1925’te kurulan Ankara Hukuk Fakültesi’nin 93.yılını kutlarım. Prof. Dr. Vedat Buz’un deyimiyle: Kurumsal bağımız sona erse de gönül bağımız hep devam edecek. Nice yüz yaşlara AÜHF…

 

 

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları