Eray İspir

Eray İspir

30 Eylül 2020 00:08:00

Dertlerin dertlerimdir

Bir toplum veya bir birey ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetinden uzaklaştığı zaman gelişmenin, değişmenin, insan haklarının ve demokrasinin gelişmesi yönünde ivme kazanmasına vesile olabilir. Yaşadığımız şehir veya yaşadığımız ülke hatta hatta yaşadığımız dünyanın dertleriyle dertlenildiği zaman ve onlara çözüm yollarının bulunması için çaba sarf edildiği zaman insani duyguların olduğu söylenebilir. Bencilce, sorunları görmezlikten gelmek, her şeyi tozpembe görmek sorunları çözmüyor, onların çözümüne de katkı sağlamıyor. Sorunlar varken görmezlikten gelmek, sorunların çözümü için çözüm önerileri üretmek yerine sadece eleştiri yapmak veya sorun yokmuş gibi dalkavukluk yaparak şak şaklık yapmak da sorunların çözümüne katkı sağlamıyor aksine sorunların daha da kargaşa içinde olmasını sağlıyor. Yaşadığımız mahallenin, şehrin, ülkenin sorunlarını dile getirmek, sorunların daha kolay çözüleceğin katkı sağlayacağını düşünüyorum.

 

İş insanları ülkemizin ekonomik gelişimine ciddi anlamda katma değer katıyor. Ülkeye ekonomik yönden verilen katma değer, yaşadığımız şehre bir takım handikaplar getiriyor. Bu handikapların başında insan sağlığı, çevre- hava- su ve gürültü kirliliği geliyor.

 

Ülkemiz mal zenginliğini zihniyet zenginliğine dönüştürememiş, bencilce para kazanma hırsının pik yaptığı insan güruhunun yaşadığı bir ülke olarak hatırlatıyor insana. Çalışan işletmeler veya fabrikalar olması gerekir mi? Sonuna kadar evet ama sağlık ve çevre faktörlerini göz önünde bulundurarak, evet.

 

Asgari ücretle çalışan bir insan karnını doyurabilirse ne mutlu ona, onun bir tek lüksü var o da temiz bir hava almak. Sanayileşmiş yerleşim yerlerinde temiz bir nefes içinize çekebilir misiniz? Asla ve kat-a. Evinizin camını açıp temiz bir nefes almak ütopik bir yaşam. Özellikle çevre kirliliğini adet haline getirmiş işletmeler veya fabrikalar saat 22:00’den sonra sabaha kadar yerleşim yerlerinin havasını zehirliyor. Nefes alınamıyor, gözler yaşarıyor, genizler sızlıyor, kokudan burun direkleri kırılıyor. Küspe kokusunun yanında temizlenmiş tavukların kokuları, kurutulan kerestelerin talaş kokuları, döküm için kullanılan kömürlerin karbondioksit kokuları, tabaklanan derilerin kokuları birbirine karışıyor. Bu kokular hava da birbirine karışarak burun deliklerinde mukus kuruması olarak karşımıza çıkıyor.

 

Para kazanma hırsı bazı insanları o kadar soysuzlaştırıyor ki, diğer insanların yaşama hakkına saygı duymaktan öteye insanların yaşama alanlarını sömürüyor. Bu sömürü işine dur diyecek makamlar var. Ben bu makamlardan, fabrikaların ve işletmelerin insanların uyuduğu zaman çevreye verdikleri zararı ortadan kaldırmaları için yapılması gerekenleri yapmalarını istiyorum.

 

Bir iş insanın, ülke kaynaklarını fütursuzca kullanacağı hakkını elde ettiği anlamına gelmez. Varlık güçtür, güç insanları ezmek, yıkmak, yok etmek için kullanılırsa o güç güç olmaz, zalimin işkence aracı olur. İşkence bütün dünya da olduğu gibi ülkemizde de yasak. Güç, insanın bilinen ve bilinmeyen bütün varlığını insanlık için kullanabilmektir. O halde kendini güçlü hisseden kim varsa insani değerlere sahip çıkarak, para kazanma hırsına gem vurarak işlerini yapmasını istiyoruz.

Emeği ile geçinen insanların en önemli zevki, temiz hava almak, temiz su içmek ve temiz bir çevre görmekten ibaret. İnsanların nefesini, suyunu, görme zevkini, koku alma zevkini yok eden firmalar var. Ülkemizin derdi aynı zamanda ülkemizde yaşayanların derdi olmalı. Belki o zaman insani gelişmişlik para kazanma hırsının önüne geçer.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları