Ahmet Kolsuz

Ahmet Kolsuz

9 Ocak 2019 00:28:00

EĞİTİM  HUKUK ve ATATÜRK

Sevgili okurlarım bu haftaki yazıma Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Nutuk adlı eserinden alıntı yaparak başlıyorum: Efendiler, Rıza Paşa hükümeti ve o hükümette Savunma bakanı olan kişi, sevgili vatanımızı ele geçiren, süngülerini ulusun kalbine saplayan yabancıları konuk kabul ediyor ve onlara konuksever ve ılımı davranmakta zorunluluk görüyor! Bu ne düşüncedir, bu ne kafadır? Ulusal dava bu mudur? … Ulusun ‘Kahrolsun İşgal’ şeklindeki şikayet çığlığını boğmaya çalışan, duygu ve anlayıştan yoksun hayvanca insanlardan kurulu ve içinde kötü niyetliler bulunan bir topluluğun, ahmakça, bilgisizce ve miskince hareketlerinin seyircisi kalmak, akıllı, anlayışlı ve yurtsever olanlardan beklenebilir miydi?!  … Özetle şunu sunalım ki, Temsil Heyeti, ne ümitsizlik ne de bezginliğe kapılmıştır ve ne de kutsal görevlerinde ulus ve vatanın esenliğine ait gerekenleri algılayamayacak bilinçsizlik içerisindedir. Ulusun esenliği adına aldığı önlemler ve yaptığı bütün işlerde ağırbaşlılık ve saygınlığı, miskinlik ve alçalmaya tercih etmeyi ilke olarak kabul etmiştir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yukarıda akıl ve erdem dolu cümlelerinde aldığı eğitim ve millet iradesine olan saygısı, doğal olarak hukuka olan saygısı ilk dikkat çeken konulardır.

Atatürk’ün aldığı eğitimi, Prof.Dr.İlber Ortaylı’nın anlatımıyla sizlere aktarıyorum: 1880’li yıllar nesli çok ilginç bir şekilde, Osmanlı Harbiye ve Bahriye mekteplerinde beceriksiz hareketlere girişen bir kuşağın dışında, adeta bu imparatorluğu yaşatmaya çalışan, onun için cephelerde çarpışan, üstelik son zamanlarda da isyanları, hatta oldukça siyasi nitelikli isyanları ve komitaları takip edip, bastırarak yetişen ve nihayetinde Birinci Dünya Savaşı içinde şekillenen bir nesildir. İşte akabinde Cumhuriyet’i kuran bu kumandanlar, bu nesil, yani Mustafa Kemal’in nesli, 19.asrın sonunda reformlar geçiren bir ülkenin askerleridir. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa ve Enver Paşa; bu insanlar bu dünyayı 30 yaşında öğrendiler, Suriye’de Arabistan’da askerlik yaptılar ve ardından da Balkanlara gittiler.  … Ordu yeni kurulurken bir kurmay mektebi ( Erkan-ı Harbiye) kuruldu. Bu okul kurulunca otomatikman elit bir asker sınıf ortaya çıkmıştı. Burada yetişenler asker oluyor ama başka bilgi ve beceri de elde ediyorlardı. Eminim ki uzun zaman fihriste bakıp nizamname aramayı, lügate bakıp kelime öğrenmeyi bir tek bunlar biliyorlardı. Matematikçi olmamalarına rağmen logaritma cetveli bakmayı biliyorlardı.

İlber hocanın da bahsettiği gibi bu seviyede eğitim düzeyine sahip olan kurmay sınıfı, milli mücadelenin akabinde Cumhuriyetimizi kurmuştur. Fakat milli mücadele esnasında bile hukuka olan saygılarını hep korumuşlardır. Öncelikle millet iradesinin muntazam bir şekilde uygulanması için hareket edilmiş, bir konu hakkında karar verirken hakikat fikirlerin çarpışmasından doğar ilkesi gereği tüm görüşler değerlendirerek kararlar alınmıştır. Asker olarak yetişen Cumhuriyetimizin kurucularının kültür, sanat, politika, fen bilimleri alanındaki bu çok yönlülükleri aldıkları eğitimi kaldırabildiklerinin en büyük kanıtıdır.

SONUÇ: Ülkemizde bilinçsizce kurulan üniversitelerde, yeterli bir eğitim verilip/verilmemesini ayrı bir konu olarak saklı tutarak; bu eğitim kurumlarına öğrenci alımlarında, alım şartlarının ağırlaştırılması, öğrenciyi birden fazla süzgeçten geçirerek fakültelere kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Aldığı eğitimin ağırlığını kaldıramayacak ve toplumda başka bir işgücü kolunda değerlendirilebilecek bireyleri, doğru yönlendirmek gerekmektedir.

Kültürel ve bilimsel alanda sorgulamayı, araştırmayı, öğrenmeyi seven Türk Gençliği’ne sevgi ve saygılarımla…

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları