Polat Alper

Polat Alper

25 Ekim 2017 00:00:00

Eski adı Ayıntab...

Gaziantep, eski ve halk arasındaki adıyla Antep, Türkiye'nin bir ili ve en kalabalık sekizinci şehri.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sanayi ve gelişmişlik bakımından birincidir. Hâlâ yaşanılan en eski kentlerinden biridir.

Türkiye Gazeteciler Konfederasyonu 13. Başkanlar Kurulu Toplantısı 13-14-15 Ekim tarihlerinde Gaziantep'te düzenlendi.

Bu toplantı nedeniyle bizler de Kıbrıs Postası olarak Antep'e davet edildik.

Nezaket gösterip bizleri davet eden Gaziantep Gazeteciler Basın Cemiyeti Başkanı Arif Kurt beyefendiye nazik davetinden dolayı öncelikle teşekkür etmek isterim.

Gezimiz Gaziantep Havaalanı’nda karşılanmamızla başladı...

Kısa bir Antep turunun ardından otelimize yerleştik.

*

Gaziantep'e en son 10 yıl önce gitmiştim.

Sadece o hızlandırılmış Antep turunda, havaalanı-otel arasında gözlemlediğim değişiklik bile kelimelerle anlatılamaz durumda...

Gaziantep; çevresi, ekonomisi, sanayisi ile inanılmaz şekilde büyümüş ve açıkça bölgenin göz bebeği olmuş.

Gaziantep'in her yerinden tarih fışkırıyor...

Toplantı dışında kalan zamanımızı olabildiğince tarihi yerleri gezerek harcadık...

Esnafla sohbet şansımız oldu...

Tüm temaslarımızda düzen, disiplin ve gelişmişliği çıplak gözle dahi gördük.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'i ziyaretimiz de bizim için oldukça önemli izler taşıdı...

Fatma Şahin hanımefendi bize Antep'te tamamlanmış ve devam eden projeler ile gelecek planlarını anlattı.

Bu plan ve projeleri heyecanla dinledik.

Sn. Başkan'ın anlatımlarından kendisinin bu işi yaparken ne kadar heyecan duyduğunu, memleketine hizmet aşkını hissetmemek mümkün değil.

Esnaf ve halkla olan sohbetlerimizde de Sn. Şahin'in ne kadar sevildiği ve sayıldığına da şahit olduk.

Tam bir belediyecilik anlayışının çalıştığını Antep'te hissedebiliyorsunuz.

Tespit ettiğim ve keşke bizim ülkemizde de olsun dediğim olaylardan bir tanesi de polisin, valiliğin ve Büyükşehir Belediyesi'nin koordinasyonla çalışabiliyor oluşu...

Sn. Büyükşehir Belediye Başkanı'na bizleri ağırladığı ve nezaketinden dolayı teşekkür ederiz.

*

Antep'te gezilecek yer gerçekten bitmiyor...

Muhakkak uğramadan gitmeyin dedikleri Rum Kale'ye gittiğimizde; ne göreceğimizin merakı içindeydik.

Rum Kale'den etrafın görünüşü gerçekten kartpostal gibi...

Halfeti'ye yakın civar köylerin boşaltılarak yerli halkın yeni yapılan evlere taşınmaları sağlanmış ve köyler su altında bırakılarak orada inanılmaz güzel bir kale etrafında yine tarifi imkansız bir baraj gölü oluşturulmuş.

Devasa baraj gölünü teknelerle geziyorsunuz, belli yerlerde teknelerin yaklaşabilecekleri kıyı restoranları, cafeler oluşturulmuş ve gölden taze avlanmış çeşitli tatlı su balıklarını tatma şansı yakalıyorsunuz.

Bu duraklardan birinde verdiğimiz arada bana da sürpriz olan; TV'lerden tanıdığım ve 90'lı yılların sonundan beri programlarını severek takip ettiğim, 'gezgin gurme' Wilco'ya rastladık.

Wilco'yla yaptığımız sohbette bize daha önce bir kez Kıbrıs'a geldiğini ve Kıbrıs'ta hellim-köfte pişirdiğini anlattı.

Sohbetin ardından Wilco'yu Kıbrıs'ta her zaman görmek istediğimizi belirttik ve davet ettik.

Saatlerimizi Halfeti ve Urfa sınırında olan su altında kalan köylerin üzerinde tekneyle gezerek geçirdikten sonra yine Gaziantep merkeze döndük.

*

Yediğin içtiğin senin olsun, bana gördüklerini anlat derler ama ben Antep mutfağını anlatmadan geçemeyeceğim...

En az beş yüz çeşit yöresel yemeği bulunan Antep'te yediğimiz o kahvaltıyı mesela; ömrüm boyunca unutmam mümkün değil.

Beyran'la başladığımız kahvaltının ardından sırasıyla masaya gelen koyun kavurma, beyin kavurma, dil kavurma gibi geleneksel yemeklerimizi tatma imkanımız oldu.

'Bunlar kahvaltıda yenir mi?' diyorsunuzdur ama inanın o kahvaltı masasında olsanız tümünü büyük bir keyifle yersiniz.

Tam kahvaltımız bitti derken şefimiz en son masaya siniyle getirdiği kaymaklı katmer tatlısı artık son nokta oldu.

'Bu kadar şeyin üzerine daha katmer mi yenir?' derken bir baktık ki sini temiz... Hepsini yemişiz.

Kahvaltı için de Arif Kurt başkana teşekkür ederim.

*

Gaziantep'te konfederasyon başkanlar toplantısı vasıtasıyla 80 ilden 200'ün üzerinde gazeteci, köşe yazarı, yöneticiyle bir araya geldiğimiz galada Türkiye'nin medya sektöründen birçok önemli gazeteciyle de tanışma imkanımız oldu.

Bu değerli insanlarla iş birliği imkanı yaratmak sözüyle ve memnuniyetle ayrıldık.

Antep'te sohbet imkanı bulduğumuz herkese niye Kuzey Kıbrıs'a gelmeleri gerektiğini uzun uzun anlatma imkanımız oldu.

Bu kadar kısa mesafedeki Gaziantep ile KKTC arasında kurulan köprüye bir taş da bizim koyduğumuz noktasında mutluluk duyuyoruz...

*

Yazıyı enteresan bir tespitle bitirmek istiyorum...

Galada karşılaştığımız birçok gazeteci ve medya kuruluşu sahibi arkadaşlarımızın büyük bir kısmının çocuğu KKTC'de okuyor ve haliyle adayla bağları var.

Ve bu arkadaşlarımızın çocuklarının büyük bir çoğunluğu GAÜ'de okuyor.

GAÜ Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar'ın bu konuda Antep için özel bir pazarlama yapıp yapmadığını bilmiyorum ama her ne yapıyorsa belli ki Antep'te işe yaramış... Tebrik ederim...

Yorum yap