Mehmet Demir

Mehmet Demir

17 Ocak 2021 20:00:00

Gaziantep medyasında, şantajcı ve tehditçi gazeteciler...


Geçen hafta, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı'nı kutladık. Kendi mesleki kutlamamız olduğu için bir şeyler yazmadım. Ancak, hafta içi bazı önemli gelişmeler yaşanmasının ardından, Gaziantep'te gazetecilik üzerine bir iki kelam etmek şart oldu...

Önce, Olay'dan Levent Özkurt yazdı. Gazeteciliğe başladığım ilk günlerde sahada birlikte koşturduğum Levent Özkurt, "Gazetecilik ve gazetecilik" başlıklı yazısında, meslek içi sorunlara değinirken, özellikle şantaj ve tehdit gazeteciliği ile ilgili bazı ipuçları verdi.

Ardından, yine yıllarca sahada birlikte toz yuttuğumuz, Murat Güreş topa girdi. Sosyal medyadan, "Gaziantep medyası zıvanadan çıktı. Şantaj had safhaya geldi. Tehdit, cahilliği süsleme aracı oldu. Mağdur, kent iyi olsun diye yırtınan kesimler..." yazdı...

Mesaj gayet net olduğu için, twit çok fazla ilgi gördü. Beğenenler, RT yapanlar, yorumda bulunanlar...

Twiti beğenip, yorumda bulunanlardan birisi de ben oldum. "Şantaj, tehdit, bunu yapan veya yapanlar, her kimse, oto kontrol ile sektör kendi içinde önüne geçemiyorsa, adres bellidir. Bu işi çözmesi gereken devlet. Devlet, bu işi hakkıyla yapanla-yapmayanı artık ayırmalı" şeklinde yorum yaptım.

Benden sonra, 27'den Ökkeş ağabey bir iki kelam etti. Cemiyet Başkanı İbrahim Ay ve bazı gazeteci arkadaşlar RT ve beğenileriyle topa girdi. Konu uzadı gitti.

Tabi, "Bunlar ne tartışıyor" diye anlayamayanlar olsa da, özellikle kent yönetiminde etkili olanlar, verilen mesajların ne olduğunu ve kimler olduğunu az-çok tahmin ettiler...

Bu konuyla ilgili arayan, soran, hatta ziyaret eden çok kişi, kimler olduğunu sorup durdu. Ben onlara söyledim, buradan da söylüyorum. Üzerine alınanlar oldu ama, isim vermeme ne gerek var...

Gelelim buradan söyleyeceklerime...

Maalesef Gaziantep medyası çok kötü bir noktaya doğru gidiyor. Açık söyleyelim, mesleğin itibarı, yerlerde sürünüyor. Yıllardır, elbet bir gün düzelir diye beklesekte, bu konuda maalesef en ufak bir umut ışığı gözükmüyor...

Bir tek Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, elinden geldiğince, gücü yettiğince, daha temiz, daha seviyeli, daha düzeyli bir medya için uğraş veriyor, gerisi laf-ı güzar...

Artık, kenti yönetenlerin, "Çok olsun, etliye-sütlüye karışmayan zayıf bir medya olsun" fikrinde olduğuna neredeyse inanma noktasına geldim...

Oysa, bu fikirde olanlar, bugün besledikleri o şantajcı ve tehditçilerin, gün gelip kendilerini de vuracağını düşünmüyor mu?

Onlara sorduğumuzda, "Sorunu kendi içinizde çözün" deyip, işin kolayına kaçıyorlar da, Allah için, bu işin tek sorumlusu gazeteciler mi? Tehdite ve şantaja boyun eğen, dik durmayıp, aracılar vasıtasıyla görüşme sağlayanların hiç mi suçu yok?

Varsa sizi tehdit eden, şantaj yapan, gidin Adliye'ye hakkında şikayetçi olun, devlet gereğini yapsın. Ona cüret eden bakın bir daha yapabiliyor mu?

Maalesef durumumuz bu. Gaziantep'te gazetecilik için ipin ucu kaçmış durumda... Sektör, gazeteci olmayanların cirit attığı, kolay para kazandığı ve en önemlisi itibar gördüğü noktaya gelmiş durumda...

Durum böyle iken, azınlıkta kalan ve emeğiyle, gazetecilik geçmişi ve bilgisiyle ayakta kalmaya çalışanlar ise, sözde daha itibarlı gibi gözükse de, aslında ötekileştiriliyor...

Eğer ki, bu kent onurlu gazeteciliğin yaşamasını istiyor, gün gelip kendisini de vuracak şantaj ve tehdit gazeteciliğinin sona ermesini istiyorsa, 2 haftadır yaşanan ve yazılanları fırsata çevirip, TEMİZ MEDYA için düğmeye basmalı... Şantaj-tehdit gazeteciliğine prim vermeyip, buna yeltenenlere karşı dik durmalı...

Bir çok alanda öncü olan, lider olan, parmakla gösterilen Gaziantep, medyası için de bunu hak ediyor. En azından ben böyle düşünüyorum. Benim gibi düşünen meslektaşlarımın olduğunu da biliyorum...

Bunları söylerken, "Ben her şeyi yazarım, çizerim" elbette demiyorum, diyemiyorum, böyle bir iddiam da yok...

Ama, 28 yıllık gazetecilik geçmişimle, şu iddia da rahatlıkla bulunabiliyorum...

Nasıl ki geçmişimde, çok şükür, tehdit ve şantajın en küçük bir izi bile olmadı... Allah ömür verirse, bundan sonraki gazetecilik yaşantımda da olmayacak...

Bunun sözünü rahatlıkla verebiliyorum...

Tüm onurlu, emekçi meslektaşlarımdan da bu sözü verip, sözlerine uygun hareket etmelerini bekliyor ve istiyorum...

TEMİZ MEDYA için, biz tek ses olup bu sözü verelim, topu kentin yöneticilerine atalım...

VAR MISINIZ?

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları