SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

7 Ağustos 2018 00:00:00

Beyin Felci

Beyin Felci (Serebral Palsi) çocukluk çağının en sık özürlülük nedenlerinden biridir. Türkiye’de her 1000 canlı doğumda 4.4 sıklığında görülme oranına sahiptir.

 

Beyin felci, gelişmekte olan beyinde meydana gelen bir hasara bağlı olarak hareket ve duruş gelişiminin bir grup kalıcı bozukluğudur. Beyin felcine neden olan beyin hasarı doğum öncesi, doğum esnası ya da doğum sonrası oluşabilir.

 

Beyin hasarı için belirli bir yaş sınırı olmamakla birlikte yaşamın ilk 2-3 yılı daha önemlidir. Beyin felcinde beyin hasarı değişmez ancak çocuk büyüdükçe bazı vakalarda klinik durum değişir.

 

Risk faktörleri

 

Gerçek nedeninin her zaman tam olarak anlaşılamasa da belli risk faktörleri hastalığın meydana gelişine katkıda bulunur. Bu faktörler arasında erken doğum, uzamış ya da zor doğum öyküsü, doğum sırasında oksijensiz kalma, düşük doğum ağırlığı, çoklu doğum, uzamış sarılık, doğum sırasında travmaya bağlı beyin yaralanması olabileceği gibi anneye bağlı rahim içi enfeksiyonlar, plasenta yetmezliği ve tiroid hastalığı gibi endokrin bozukluklar yer alır.

 

Beyin felci için en yaygın risk faktörü erken doğumdur. 28 hafta öncesinde doğan ya da 1000-1500 gr. gibi düşük doğum kilosuna sahip bebekler risk altındadır.

 

Klinik bulgular değişkenlik gösterir

 

Beyin felci klinik bir tanıdır. Beyin felci için başlıca tutulan kol ya da bacak dağılımına, kas tonusuna veya hareket bozukluğuna göre sınıflandırma yapılır. Klinik her hasta için değişkenlik gösterir.

 

Bir çocuğun özellikle de bebeklikten bu yana santral sinir sistemi ve kas iskelet sisteminde kendi yaş grubuna göre gerilik olması, baş – boyun kontrolünde güçsüzlük, oturma ya da yürüme güçlüğü, denge problemleri, istemsiz kas kasılmaları, anormal kas hareketleri, azalmış ya da artmış kas tonusu izlenmesi, uyanıklık ve dikkatlilik oranı, el becerilerinde bozulma, konuşma ve sosyal ortamlardaki farklılıklar beyin felcinde yer alan klinik bulgulardandır. Bununla birlikte değişen kas tonusu ve harekete bağlı farklı yürüyüş şekilleri ortaya çıkabilir. Bükük diz yürüyüşü, sıçrama yürüyüşü, parmak ucunda yürüme, yürürken ayakların içe ya da dışa dönmesi bunlardan en sık görülenleridir.

 

Tedavinin ana prensibi fizyoterapidir

 

Hastalarda beyin hasarı değişmemesine rağmen çocuk büyüdükçe sekonder kas iskelet sistemi problemleri ortaya çıkar. Buna en çok ayak ve diz deformiteleri eşlik eder. Zamanla beyin felçli çocuklarda fonksiyonel bozukluklar kötüleşebilir.

 

Beyin felcinde tedavinin ana prensibi fizyoterapidir. Amaç beyin hasarının tedavisi olmayıp hastanın var olan nörolojik kapasitesi ile gerçekleştirebileceği en iyi fonksiyonu kazandırmak ve hastalığa bağlı gelişebilecek istenmeyen klinik durumları azaltmaktır. Aileye de bu mesaj verilmelidir. Rehabilitasyon erken doğum sonrası dönemde başlar, ergenliğe kadar devam eder. Baş ve gövde kontrolü, denge problemleri, duruş ve yürüme bozuklukları, kas güçsüzlüğü ve anormal kas tonusu olan kaslar ile hastanın ortez gereksinimi değerlendirilir. Tedavi için santral sinir sistemini uyararak normal hareket paternini oluşturmaya yönelik çeşitli tedavi yaklaşımları kullanılır.

 

Egzersizler hastaya özgü reçetelenir

 

Aktif ve pasif eklem hareket açıklığı egzersizleri, germe ve güçlendirme egzersizleri ile kalp ve damar kapasitesini arttıran aerobik egzersizler, her hastaya özgü reçetelendirilir. Oyun ve çeşitli aktivasyonlar ile el becerileri, giyinme, yemek yeme vs. gibi kendine bakım aktiviteleri kazandırılır. Kendisi bağımsız yapamasa da bu aktivitelere katılımı cesaretlendirilir. Gerekli olgularda hastanın yürümesine yardımcı olabilecek alt bacak ya da ayak ortezlerinin yanında baston ya da yürüteç desteği gibi transfer desteği verilmelidir. İki yaşından önce bağımsız oturabilen çocuklar cihazla ya da cihazsız sonunda yürüyebilirler. Tedavi sırasında artmış kas tonusunu azaltmaya yardımcı ağız yolu ile alınan bazı ilaçlardan, botox gibi girişimsel kas içi enjeksiyonlardan ve cerrahi yöntemlerden yararlanılır.

 

Cerrahinin zamanlamasında hasta yaşı ve hastanın öncelikli ihtiyaçları belirleyicidir. Tedavide en iyi sonucu elde etmek için fiziksel tıp ve rehabilitasyon hekimi ile birlikte ortopedi, beyin cerrahı, çocuk nöroloji uzmanı, fizyoterapist ve iş-uğraş terapistinden oluşan multidisipliner takım çalışması gerekir.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları