Sinem Kırıcı

Sinem Kırıcı

12 Temmuz 2018 00:00:00

GİDEN ZAMAN

Senin sahnende, sana verilen rollerin içinde, gidene üzülmek de vardır, sevinmek de vardır. Bu, sen sahnede olduğun sürece hep böyledir.  Çoğu zaman içten içe kızarsın bu duruma. Sende gitmek istersin; gidemezsin çünkü sahne senindir. Yaşam sahnen bu ya; sana söylenen suflelerden öte geçemezsin. Yıllarca aynı ezber rolleri oynar durursun ta ki perden sonsuza kadar kapanana dek..

Gidene kızarsın bazen… Bazen haklısındır. Bazen de sen gitmelisindir ama gidemesen de gitmiş  gibi yaparsın…  Rol bu; bir zaman sonra gideni de unutursun, ya da giden tarafından unutulursun

Sen rollerini uslu uslu oynarken, seni sahnenin köşesinden usulca terk eden birisi vardır ki sen; sahnen boyunca onu fark edemezsin Fark ettiğinde de zaten perden yarılanmış, selamını  çoktan vermişsindir. Onu karşılayamadan uğurlamışsındır bile. Rolün bir türlü  müsaade etmez onu ağırlamaya…  İşte bu giden zamanındır…

Belki de sahnendeki en büyük trajedi; senin zamanının gidişini fark etmeyişindir. Hani gidene üzüldün ama geri dönme ihtimallerini de biliyordun. Aslında bilmesen de suflelerin vardı; yaşamındaki rollerini bir bir söyleyen…   Ve söyleyemedikleri vardı giden zamanındı…

Paranı, işini, sevgilini, itibarını, sahip olduklarını  kazanırken kaybedeceğin sadece zamanındı. Belki de seni terk edeceğinden habersiz kaybetmeyi göze aldığın sadece zamanın olabilir miydi? Kimse sana aslında en değerli soluğunu zamanla aldığının suflesini söyleyemezdi ancak zamanla anlardın ve anladığında da doğaçlama sahnen çoktan geçmiş  olacaktı.

Zamanın giderken sana bıraktıkları aslında sahnenin dekorundan başka bir  şey değildir. Zaten onun ilgilendiği sahnedeki dekor değil de oyunu nasıl oynadığındır. Belki de bu yüzden sessizce, sakince seni bir bilge betimlemesinde sahnenin bir yerinde bırakır ve gider.

 

Zamanı karşılayamadan uğurlamak zorunda kalmanda zamanın sahnene bıraktığı  en büyük muzipliği olmalı. Aslında onun sana getirdiklerinin farkında olabilsen ne kadar da güzel ve  üretken bir sahnen olmuş  olabileceğini düşünme zamanını bile tanımadın kendine. Olsun artık zamana küstahça ‘’eskiden di o ‘’diyerek haykıracağımız sahnenin tebessümünü yüzünüzde görür gibiyim…

  Eğer giden zamansa; giderken arkasından ne gözyaşı  dökersin nede uzun uzun seyredebilirsin. Sadece inceden, derin, adına ömürlük sızı dediğimiz sızılar sarar belleğimizi…    Ve Belleğimizi… Anılarımızı… Gidenleri… Düşleri

Eğer giden zamansa; sufle verenlerden olmamız sahnemizin finali olur. Rol bu neticede hangi zaman geldi ise de rol değişimi olmadı. Yaşlandık bir ömür zamanı karşılamaya yetmedi… Sahi bugünün adı neydi?

  Eğer giden zamanınızı  karşılayabilme erdeminde iseniz; size suflem zamanı gülümsetebilmenizdir…                                                                                            

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları