FATMA BAL

FATMA BAL

4 Ocak 2020 00:26:00

HEYBEMİZDE NE VAR ?

Rivayet odur ki;

Bir zamanlar büyük ve güçlü bir kral ve bu kralın dört eşi varmış.

Kral en çok dördüncü eşini severmiş; bir dediğini iki etmez, herşeyin en güzelini ona alır, servetini en çok ona harcarmış.

Kral üçüncü eşini de çok severmiş. Bu eşinin birgün kendisini terk edeceğinden korktuğu için onu çok kıskanır, üzerine titrermiş.

Kral ikinci eşini de severmiş. Kendisine karşı çok iyi ve sabırlıymış. Kralın ne zaman bir derdi olsa yanında olur, sorununun çözülmesine yardımcı olurmuş.

Kraliçe olan birinci eşiymiş kralın. Kralı karşılık beklemeden sever, sağlığına ve hükümranlığına büyük katkı sağlarmış. Fakat kral birinci eşini hiç sevmez, onunla ilgilenmezmiş.

Birgün kral ölümcül bir hastalığa yakalanmış. Yakında öleceğini anladığı ve öldükten sonra yalnız kalmaktan korktuğu için beraberinde bir eşini de götürmeye karar vermiş.

Dördüncü eşine ; "En çok seni sevdim, sana zaman ayırdım, her dediğini yaptım, her istediğini aldım, şimdi ise öleceğim ve yalnız ölmekten korkuyorum.

Bana eşilk eder misin?" diye sormuş. Fakat aldığı cevap kalbine bıçak gibi saplanmış.

"Böyle birşey mümkün değil, sana eşlik edemem." demiş.

Büyük bir ümit ile bu defa üçüncü eşine yönelmiş; "Yaşamım boyunca seni sevdim, seni herşeyden korudum, kaybetmekten çok korktum. Artık öleceğim ve seni arkamda bırakmak istemiyorum. Sen de benimle gelir misin?" diye sormuş.

"Hayır, yaşamak çok güzel, sen ölünce ben yeniden evleneceğim." diye cevap almış. Kral bir kez daha yıkılmış.

Bu defa ikinci eşine;  "Her sorunumda yanımda oldun, beni hiç yalnız bırakmadın, hep yardımcı oldun. Öleceğim ve çok korkuyorum. Yine benim yanımda olur musun? Benimle ölür müsün?" diye sormuş.

"Bu konuda sana yardımcı olamam, en fazla mezarına kadar eşlik eder, güzel bir cenaze töreni yaptırır ve yasını tutarım." demiş.

Aldığı olumsuz cevaplar ile büyük bir hayal kırıklığı yaşayan kral diğer yandan da ölümün eşiğinde, bugüne dek birinci eşine yeterince zaman ayırmamış olmanın pişmanlığını yaşarken, birinci eşinin sesiyle irkilmiş.

"Nereye gidersen git ben seninle gelirim, seni asla yalnız bırakmam, seninle ölürüm." demiş.

Rivayetin aslı şudur ki;  yaşamımızda hepimiz dört eşliyiz...

Dördüncü eşimiz, bedenimiz. Onun güzel görünmesi için ne kadar zaman, kaynak ve çaba harcarsak harcayalım öldüğümüzde bizi terk edecek, toprak olacaktır.

Üçüncü eşimiz, sahip olduğumuz servet ve statümüzdür. Ölür ölmez başkasına yar olacaktır.

İkinci eşimiz, ailemiz ve dostlarımızdır. Tüm sorunlarımızı paylaştığımız bu kişilerin en son yapabilecekleri şey, bizi gözleri yaşlı olarak bu dünyadan uğurlamak olacaktır.

Birinci eşimiz ise ruhumuzdur.

Ruhumuzdan kasıt geride bıraktığımız izdir aslında...

Neyle anıldığımız, nasıl hatırlandığımız...

Sevindirdiğimiz gönüller, kırdığımız yürekler..

Bölüştüğümüz ekmek, sardığımız yara...

Öleceğimizi bilsek dahi terketmediğimiz doğruluk, tek ayak üstünde söylediğimiz kırk türlü yalan...

Aldığımız dualar, sebep olduğumuz ahlar...

Yaptığımız iyilikler, kötülükler...

Yani bizimle gelecek olan tek şey amellerimiz, iyi ameller ve kötü ameller...

Bu dünyaya dair tek azığımız amellerimiz ise o halde en büyük yatırımı ruhumuza yapalım ve heybebimizi bize cenneti vesile kılacak salih ameller ile dolduralım.

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları