SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

25 Haziran 2019 00:49:00

Kansızlık ve beslenme

Prof. Dr. Mehmet YILMAZ

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı

SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi

Hematoloji – İç Hastalıkları Uzmanı

 

Demir eksikliği gelişen kişilerde başlıca halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı gibi belirtiler görülürken risk altında bulunanlar arasında özellikle gebeler, doğurganlık çağındaki kadınlar, okul çağındaki çocuklar, bebekler, genç yaş grupları bulunmaktadır. Demir eksikliğinin giderilmesinde beslenme büyük önem taşımaktadır.

 

Vücudumuzda kan yapımına katılan çok sayıda element ve vitamin vardır. Bunların başlıcaları demir, folik asit, Vit B12, çinko, E vitamini, selenyum, Vit A, Vit B6, riboflavin, tiamin, bakır, Vit C ve niasindir. Bu vitaminlerden Vit B12 ve folik asit eksiklikleri değişik oranlarda görülürken demir eksikliği oldukça sıktır.

           

Demir yeryüzünde en yaygın görülen elementlerden birisi olmasına rağmen eksikliği dünyada 500 milyon kişiyi etkilemektedir. Demir eksikliği görülme oranları ülkemizdeki bölgeler arasında farklılık göstermekle birlikte Doğu, Güneydoğu ve Karadeniz Bölgesi’nde daha fazladır.

 

DEMİR EKSİKLİĞİNİN EN SIK SEBEPLERİ:

 

-Diyetle yetersiz alım

-Emilim bozuklukları

-Kanama nedeni ile demir kaybına neden olan parazitler

-Kadınlarda âdet düzensizlikleri, fazla âdet kanaması varlığı

-Artmış gebelik oranları nedeni ile artmış demir ihtiyacı

-Çocuklarda hızlı büyüme dönemleri

 

Demir eksikliği açısından risk altında bulunanlar arasında özellikle gebeler, doğurganlık çağındaki kadınlar, okul çağındaki çocuklar, bebekler ve genç yaş grupları bulunmaktadır.

 

Ülkemizde gebe kadınların yüzde 73’ünde, emzikli kadınların yüzde 65’inde, doğurganlık çağındaki kadınların ise yüzde 50’sinde demir eksikliği bulunmaktadır. Demir eksikliği bulunan gebeliklerde ölüm riski beş kat artmaktadır. Bu hastalarda erken doğum eylemi, doğum sonrası kanama, enfeksiyon gelişimi ve sepsis denilen vücutta bu enfeksiyonun yayılması riski bulunmaktadır.

 

Demir eksikliği gelişen kişilerde başlıca halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, nefes darlığı, konsantrasyon bozukluğu, performans düşüklüğü, solukluk, PİKA (toprak, kil, buz, biber, çamaşır kolası vb. yenilmesi), kaşık tırnak, ağız köşesinde çatlaklar gibi bulgular gelişir. Bu bulgular geliştiğinde mutlaka hekime başvurulması gerekir. Kronik bir hastalıkla birlikte görülen kansızlıkta ölüm riski artar.

 

Vit B12 ve folik asit:

 

Vit B12 ve folik eksikliği DNA sentezinde yetersizliğe yol açar. Kemik iliği gibi yapım yıkım döngüsünün hızlı olduğu dokular eksiklik durumlarına karşı özellikle duyarlıdır. Aneminin ağırlığı ve derecesi vitamin eksikliğinin ağırlığına ve süresine bağlıdır.

 

Vit B12 bağırsaktaki mikroorganizmalar tarafından doğal olarak sentezlenir veya gıdalardan alınır.

 

Ağız, mide ve bağırsaklarda çeşitli işlemlerden geçtikten sonra ince bağırsaktan emilir. Günlük diyetle 7-30 mikrogram arasında alınmakla olup erişkinde ihtiyaç 1-2 mikrogramdır. Bir kişide 2-3 miligram depolanmış olarak bulunur. Ana besin kaynağı hayvansal gıdalardır.

 

B12 EKSİKLİĞİ SEBEPLERİ:

 

-Mide ameliyatı (Midenin kısmi ya da tam olarak çıkarılması),

-İlaçlar,

-Vejetaryenlerde,

-Parazitler,

-İnce bağırsağın çıkarılması,

-Kör bağırsak sendromu,

-Emilim bozuklukları.

 

KİMLERDE FOLİK ASİT EKSİKLİĞİ GÖRÜLÜR?

 

-Yaşlılarda,

-Sürekli keçi sütü ile beslenenlerde,

-Bağırsaktan emilim bozukluğuna neden olan hastalıklar (Crohn hastalığı gibi),

-Mide ameliyatları sonrası,

-Gebelik,

-Emzirme,

-Karaciğer hastalıkları,

-Kronik alkol kullanımı,

-Aşırı pişirilmiş sebze tüketimi,

-İlaç kullanımı,

-Kan yapım bozukluğu görülen bazı hastalıklarda.

 

Folik asit eksikliğine bağlı halsizlik, solukluk, limon sarısı görünüm, dil ağrısı veya iltihabı, vücutta kızarıklıklar, toplu iğne başı gibi kanamalar, ayaklarda karıncalanma, uyuşma, yürüme güçlüğü, demans, bilişsel fonksiyonlarda azalma, karanlıkta düşme görülebilir.

 

Bebeklerde doğumsal nöral tüp defekti hastalığının gelişmemesi için gebe kalınmadan en az on beş gün önce folik asit tedavisi başlanmalıdır.

Bahsedilen belirti ve bulgular geliştiğinde hekime başvurulması gerekmektedir. Gerekli laboratuvar incelemeleri yapıldıktan sonra kansızlık tedavisi yapılmalı ve takiplerde kan değerlerinin düzelip düzelmediği kontrol edilmelidir. Vücutta kan yapımı için yeterli vitamin miktarının olması sağlanmalıdır.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları