Mehmet Demir

Mehmet Demir

23 Mart 2020 00:05:00

Koronavirüs, panik ve duyarsızlık

 

 

Hayatımız koronavirüs oldu. Ülkenin, hatta dünyanın tek gündemi bu.

Herkesin dilinde, hayatında, yaşantısında, sohbetinde koronavirüsten başka bir konu yok...

Virüsten nasıl korunuruz, semptonlar kendini gösterince ne yaparız, vaka sayısı ne, kayıp sayısı ne?

Varsa yoksa koronavirüs...

İki hafta önce yazmış, temiz bir toplum olduğumuzu, iç ve dış temizliğimize dikkat ettiğimizi, bunun da virüsle mücadelede önemli bir etken olduğunu belirtmiştim.

Sözlerimin hala arkasındayım...

Amaaaa...

Ne kadar temizliğe düşkünsek, kurallara uymama ve panik yapmama konusunda da bir o kadar gerideyiz...

Devletin tepesinden her gün aynı açıklamalar, EVDE KAL...

Cumhurbaşkanı söylüyor, Sağlık Bakanı söylüyor, İçişleri Bakanı söylüyor. Kentlerin Valileri, Belediye Başkanları söylüyor...

Ama, maalesef EVDE KAL tavsiyesine çok az uyulduğunu görüyoruz.

Sokaklar hala çok canlı. Havaların da yumuşamasıyla birlikte insanlar, dışarıda virüs tehlikesi yokmuş gibi kendilerini sokağa atıyorlar. Hele Cumartesi günü Elmacı Pazarı'nda çekildiği iddia edilen bir görüntü var ki, gülüyoruz ağlanacak halimize... Sokağın ortasında kalabalık bir grup, bir yandan çalıyorlar, bir yandan oynuyorlar...

Bu süreçte canlarını ortaya koyan sağlık çalışanları hep biz ağızdan "LÜTFEN EVDE KAL TÜRKİYE" diye kendilerini yırtıyorlar, kuralları uyulmasını istiyorlar. 21.00'da sağlık çalışanlarını alkışlama kuralına sahip çıktığımız kadar, "EVDE KAL" tavsiyesine uysak tehdit aza inecek ama, maalesef olmuyor...

Yasak getirilen 65 yaş üstü vatandaşları hala parkta bahçede görüyorsak, daha ne diyebiliriz ki...

Kısaca kurula uyan çok az, EVDE KAL tavsiyesini dinleyen yok... Oysa İtalya, İspanya'dan gelen haberler çok vahim ve önümüzdeki günlerin çok daha kötü geçeceğinin işareti...

Bu umursamazlık ve kurala uymama kadar, panik halimizde dikkat çekici...

Yetkililer hem temizlik, hem gıda maddeleri için Türkiye'de sorun yok diye bas bas bağırsa da, vatandaş hala stok derdinde...

Belli ki sokağa çıkma yasağı gelecek, amenna herkes hazırlığını yapmalı da, bu kadar stoğa ne gerek var. Hele hele Gaziantep gibi gıda üretiminde merkez olan bir il de yaşıyorsak...

Ama bir panik hali inanılır gibi değil.

Bir de 65 yaş meselesi var...

Virüsün ortaya çıktığı ilk günlerde Umreciler vardı. Herkes, tek sorunun Umreciler olduğunu söyledi durdu. Haklı olarak hepsi karantinaya alındı. Vakaların çoğunluğunun Umreciler değil, ABD ve AB kaynaklı olduğu ortaya çıktı, şimdi umrecileri konuşan yok...

3-5 gündür de herkesin dilinde yaşlılar ve her şeyin sebebi olarak onlar gösteriliyor.

Bu tabi ki doğru değil. Yaşlıları eleştirirken, işi rencide edici boyuta taşımayalım.

Hem, yaşlılar evde olsa da, onlar için tehdit bitmiş değil. Sonuçta özellikle taşıyıcı grupta gözüken gençler, sokakta olmasa da, akşam eve gittiğinde yaşlı akrabasıyla doğal olarak temas halinde...

Bu nedenle, "Yaşlılara yasak geldi, büyük bir tehdit ortadan kalktı" değerlendirmesi yapmak doğru değil.

Gelişmelere bakarsak, genel bir sokağa çıkma yasağının gelmesini çok uzak ihtimal olarak görmüyorum...

Kabul edelim ve artık ne olur görelim, tehdit etkisini artırarak devam ediyor.

Vakalar yeni yeni tespit edilmeye, yeni yeni ortaya çıkmayı başlıyor. Ölümlerin ağırlıkla 10. günden sonra başladığını hesap edersek, kötü haberlerin bu hafta artması muhtemel...

Buna rağmen, güçlü kalmak, temiz olmak, panik yapmamak ve mücadele etmekten başka yapacak bir şeyimiz yok.

Unutmayalım, koronavirüs ne kadar güçlüyse, bizler ondan çok daha güçlüyüz.

Sonucu belli bir savaştayız da, kaybımız ne kadar az olursa o kadar çok mutlu olacağız.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları