SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

19 Ekim 2021 00:16:00

OBEZİTE NEDİR?

Prof. Dr. Mehmet Baştemir

SANKO Üniversitesi Hastanesi

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi

İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi

 

Obezite (aşırı şişmanlık) vücuttaki yağ oranının, aşırı ve anormal bir şekilde artışı olarak tanımlanır. Oluşan fazla kilolar obezitenin görsel sorunlarının yanı sıra, birtakım sağlık sorunlarını da beraberinde getirebilir.

 

 

‘Fazla kilolu’ ve ‘obezite’ kelimeleri, çok fazla vücut yağına sahip olmayı tanımlar. Günümüzde en yaygın kullanılan ağırlık durumu ölçüsü vücut kitle indeksidir (VKİ).

 

VKİ’de boy ile kilo oranına dayalı basit bir hesaplama (VKİ = kg/m2) kullanılır. Yapılan araştırmalar, VKİ’nin iyi bir ‘obezite’ tahmini sağladığını ve ayrıca kalp hastalığı, diyabet, kanser ve genel ölüm oranı gibi önemli sağlık sonuçlarıyla iyi bir şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir.

 

SAĞLIKLI BİR VKİ OLARAK KABUL EDİLEN NEDİR?

VKİ şöyle hesaplanır:

- Yetişkin erkek ve kadınlar için 18.5 ile 24,9 arasında bir VKİ sağlıklı kabul edilir.

- 25.0 ile 29.9 arasında bir VKİ fazla kilo olarak tanımlanır.

- 30 veya daha yüksek bir VKİ obez olarak kabul edilir.

 

Obezite, yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda ve ergenlerde de büyüyen bir sorun olarak dikkat çekmektedir. Çocuklar yaşlarına ve cinsiyetlerine bağlı olarak farklı oranlarda büyüdüklerinden, çocuklarda ve ergenlerde aşırı kilo ve obezite tanımları yetişkinlerden farklıdır.

 

BEL ÖLÇÜSÜ ÖNEMLİDİR: KARIN OBEZİTESİ

VKİ ile saptanamayan önemli bir obezite kategorisi, ‘abdominal obezite’ olarak adlandırılır. Ekstra yağ vücudun orta kısımda bulunur ve VKİ’den bağımsız faktör olarak sağlıkta önem taşır. Abdominal obezitenin en basit ve en sık kullanılan ölçüsü, bel ölçüsüdür. Kılavuzlar genellikle abdominal obeziteyi, kadınlarda 90 cm veya daha yüksek bel ölçüsü ve erkeklerde 100 cm veya daha yüksek bel ölçüsü olarak tanımlar.

 

VÜCUT YAĞINI ÖLÇME

Vücut yağını ölçmenin birkaç yolu vardır. Bir kişinin VKİ’ini hesaplamak en basit yöntemdir. Diğer, daha karmaşık yöntemler, manyetik rezonans görüntüleme veya çift enerjili X-ışını absorpsiyometri makineleri gibi özel ekipman gerektirir; bu makineler vücut yağını çok doğru bir şekilde ölçebilirken, genellikle sadece araştırma ortamlarında bu amaç için kullanılırlar.

 

Küresel olarak, aşırı kilolu veya obez olan 1,5 milyar yetişkin var ve bu sayının 2030’a kadar 3 milyara çıkması bekleniyor. Salgın felaket boyutlarına ulaşıyor ve onu kontrol altına almanın en önemli adımlarından biri, sorunu tanımlamak için ortak bir dilin kullanılmasıdır.

 

VKİ VÜCUT YAĞININ İYİ BİR GÖSTERGESİDİR

Fazla kilo ve obezite temel olarak, “Sağlık için risk oluşturacak kadar” çok fazla vücut yağına sahip olmak diye tanımlanır. Bir kişinin çok fazla vücut yağına sahip olup olmadığını belirlemenin güvenilir bir yolu, kilosunun boyunun karesine oranını hesaplamaktır. VKİ, vücut yağını doğrudan değerlendirmediği için mükemmel bir ölçü değildir. Kas ve kemik yağdan daha yoğundur, bu nedenle bir atlet veya kaslı  bir kişi yüksek VKİ’ye sahip olabilir ancak çok fazla yağa sahip olmayabilir. Ancak çoğu insan sporcu değildir ve çoğu insan için VKİ, vücut yağ seviyelerinin çok iyi bir göstergesidir. Araştırmalar, VKİ’nin vücut yağını ölçmek için altın standart yöntemlerle güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu göstermiştir. Klinisyenlerin fazla kiloları nedeniyle sağlık sorunları açısından risk altında olabilecekleri taramada kullanabilecekler kolay bir yoldur.

 

YETİŞKİNLERDE SAĞLIKLI VKİ

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, yetişkinlerde VKİ için sağlıklı aralık 18,5 ile 24,9 arasındadır. VKİ’nin 25 ile 29,9 arasında olması aşırı kilo, vücut kitle indeksinin 30 ve üzeri olması obezite olarak tanımlanır. Yetişkinlerdeki bu VKİ kesme noktaları, yaşlarına bakılmaksızın erkekler ve kadınlar için aynıdır. Dünya çapında, 20 yaşın üzerindeki tahmini 1,5 milyar yetişkin -dünyanın yetişkin nüfusunun yaklaşık yüzde 34’ü- fazla kilolu veya obezdir. 2030 yılına kadar bunun 3 milyardan fazla kişiye ulaşması beklenmektedir.

 

Kalp hastalığı ve diyabet gibi çeşitli kronik hastalıklar da dahil olmak üzere sağlık sorunları geliştirme riski, 21’in üzerindeki VKİ için giderek artar. Erken ölme riski de artar. Belirli bir VKİ’de bazı etnik gruplarda hastalık riskinin diğerlerinden daha yüksek olduğuna dair kanıtlar da var.

 

YETİŞKİNLİKTE KİLO ALIMI HASTALIK RİSKİNİ ARTIRIYOR

Yetişkinlerde kilo alımı genellikle daha fazla kas değil, daha fazla vücut yağı artışı anlamına gelmektedir. Kilo alımı VKİ normal aralıkta kalan kişilerde bile hastalık riskini artırmaktadır.

 

ÇOCUKLARDA VE ERGENLERDE SAĞLIKLI VKİ

Çocukların farklı yaşlarda, farklı miktarlarda vücut yağına sahip olmaları, kız ve erkek çocukların vücut yağlarının farklı miktarlarda olması normaldir. Çocuklarda ve gençlerde VKİ için sağlıklı aralık yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir.

 

2-20 yaş arası erkek ve kız çocukları ve gençler için her yaştaki VKİ değerlerinin dağılımını gösteren standart büyüme çizelgeleri geliştirilmiştir. VKİ  yaş ve cinsiyete göre 85. ve 94. persentil arasında olan bir çocuk fazla kilolu olarak kabul edilir. VKİ yaşına göre 95. persentil veya daha yüksek olan bir çocuk obez olarak kabul edilir. Anne sütüyle beslenen bebekler, 3 aylıktan sonra formülle beslenen bebeklere göre daha yavaş kilo alma eğilimindedir.

 

VKİ VE BEL ÇEVRESİ: HASTALIK RİSKİNİ ÖNGÖRMEDE HANGİSİ DAHA İYİ?

Vücut yağının konumu da önemli ve hastalık riski, vücut yağı miktarından daha iyi bir gösterge olabilir. Bel ve göğüs çevresinde biriken yağlar (buna karın yağlanması denir), uzun süreli sağlık için kalça ve uyluk çevresinde biriken yağlardan daha tehlikeli olabilir. Yetişkinlerde hem VKİ hem de bel çevresini ölçmek, aslında birinin kiloyla ilgili riskini tahmin etmenin daha iyi bir yolu olabilir. Bununla birlikte, çocuklarda bel çevresi için henüz iyi referans verilerimiz yok, bu nedenle yaşa göre VKİ muhtemelen kullanılacak en iyi ölçüdür.

 

BEL ÖLÇÜSÜ ÖNEMLİDİR: KARIN YAĞI HASTALIK RİSKİNİ NASIL ARTIRIR?

Karın bölgesi yağlarının hastalık riskini artırdığı araştırmalarla ortaya konmuştur. 60 yıldan daha uzun bir süre önce, Fransız Dr. Jean Vague, daha büyük çevresi olan kişilerin, daha ince belleri olan veya ağırlıklarını kalça ve uyluklarında daha fazla taşıyan kişilere göre erken kardiyovasküler hastalık ve ölüm riskinin daha yüksek olduğunu gözlemledi. On yıllar sonra, uzun süreli takip çalışmaları, ‘abdominal obezite’ denen şeyin, VKİ kontrol edildikten sonra bile, artan tip 2 diyabet, kardiyovasküler hastalık ve ölüm riski ile güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu gösterdi.

 

ELMA VE ARMUT VÜCUT TİPLERİ

Abdominal obezite erkeklerde daha yaygın olan ‘elma şeklinde’ bir vücut tipi ile sonuçlanmaktadır. Kadınlar genellikle ‘armut şeklinde’ bir vücut tipi geliştirmek için kalça ve uyluk çevresinde yağ biriktirir (ancak ‘elma şeklinde’ vücut tipleri de geliştirebilirler). Karın obezitesini ölçmenin en yaygın iki yolu, bel çevresi ve bel ölçüsü ile kalça ölçüsünün karşılaştırılmasıdır. Fazla kilolu olmayan kişilerde, geniş bir bele sahip olmak, ince beline sahip birine göre sağlık sorunları açısından daha yüksek risk altında oldukları anlamına gelebilir.

 

KARIN BÖLGESİNDEKİ YAĞLARI HASTALIK RİSKİNİN GÜÇLÜ BİR BELİRTECİ YAPAN ŞEY NEDİR?

Karaciğeri ve diğer karın organlarını çevreleyen, viseral yağ diye adlandırılan yağ metabolik olarak çok aktiftir. Sonunda daha yüksek LDL kolesterol, trigliseritler, kan şekeri ve kan basıncına yol açan yağ asitlerini, enflamatuar ajanları ve hormonları artırır. Pratikte bel çevresini ölçmek ve yorumlamak hem bel hem de kalçayı ölçmekten daha kolaydır. Bu da bel çevresini daha iyi bir seçim haline getirir.

 

BİR VÜCUDUN YAĞLI MI YAĞSIZ MI OLDUĞUNU ANLAMANIN ON YOLU

Vücut yağı, vücut yağı değerlendirme yöntemiyle çeşitli şekillerde ölçülebilir. Bunlar:

- En temel ve en yaygın yöntem VKİ. Doktorlar, her muayenede elde ettikleri boy ve kilolardan VKİ’yi kolayca hesaplayabilir.

- VKİ ve diğer yöntemleri; Bunlar arasında bel çevresi, bel-kalça oranı, deri kıvrım kalınlıkları ve biyoelektrik empedans- kliniklerde ve toplum ortamlarında olduğu kadar büyük araştırma çalışmalarında da faydalıdır.

- Manyetik rezonans görüntüleme veya çift enerjili X-ışını absorpsiyometrisi gibi daha karmaşık yöntemler, ‘referans ölçümleri’ olarak adlandırılır. Tipik olarak yalnızca araştırma çalışmalarında doğruluğunu göstermek için kullanılır.

 

Vücut yağını ölçmek için temel vücut ölçümlerinden ileri teknoloji vücut taramalarına kadar yöntemler bulunmaktadır. Bunlar:

  1. VKİ
  2. Bel Çevresi
  3. Bel-Kalça Oranı
  4. Deri Kıvrım Kalınlığı
  5. Biyoelektrik Empedans (BIA)
  6. Sualtı Tartımı (Dansitometri)
  7. Hava Deplasmanlı Pletismografi
  8. Seyreltme Yöntemi (Hidrometri)
  9. Dual Energy X-ray Absorbsiyometri (DEXA)
  10. Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI).

 

OBEZİTE TRENDLERİ: KÜRESEL SALGINI İZLEME

Bir zamanlar sadece zengin ulusların sorunu olan obezite artık tüm ekonomik düzeydeki ülkeleri etkilemekte, hastalık dalgası ve üretkenlik kaybını da beraberinde getirmektedir. Dünya çapında obezite oranı 1980’den bu yana neredeyse iki katına çıkmış, 200 milyonun biraz üzerinde yetişkin erkek ve 300 milyonun biraz altında yetişkin kadın ise obezdir.

 

Çocuklarda da obezite oranları istikrarlı bir şekilde artmaktadır. 2010 yılında 43 milyon okul öncesi çocuk aşırı kilolu veya obezdi, 1990’dan bu yana yüzde 60’lık bir artış var. Çocuk ve yetişkin obezite oranlarındaki bu artışlar, salgınla mücadele için özel çabalar gösterilmeden durma belirtisi göstermiyor. Obezitenin dünya çapında yayılması ve bunun sonucunda kronik hastalık oranlarındaki artış ve diğer ciddi durumlar sağlık sistemlerini, ekonomileri ve bireysel yaşamları tehdit etmektedir.

 

OBEZİTE SONUÇLARI: FAZLA KİLONUN YÜKSEK MALİYETİ

Tütün dışında, toplum sağlığına obeziteden daha büyük zarar veren başka hastalık yok. Obezitenin dünya çapında da sağlık üzerindeki etkileri derin ve geniştir. Toplumlar, uluslar ve en önemlisi bireyler üzerinde bugün ve gelecek nesiller üzerinde gerçek ve kalıcı bir etkiye sahiptir. Tütün gibi obezite de kalp hastalığı, felç, diyabet, yüksek tansiyon, sağlıksız kolesterol, astım, uyku apnesi, safra taşı, böbrek taşı, kısırlık ve çok sayıda diğer sağlık sorunlarına neden olur veya bunlarla yakından bağlantılıdır. Lösemi, meme ve kolon kanseri dahil olmak üzere kanserlerin obezite ile yakından ilgisi gösterilmiştir. Obezitenin ayrımcılık, daha düşük ücretler, daha düşük yaşam kalitesi ve muhtemelen depresyona yatkınlık gibi sosyal ve duygusal etkileri de göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Obezite şu ya da bu şekilde herkesi etkileyen küresel bir krizdir. Bu farkındalık bir harekete geçme çağrısı olmalı, çünkü kötülerin arasında iyi haberler de var: Obezite önlenebilir. Aşırı kilo, özellikle obezite, üreme ve solunum fonksiyonlarından hafıza ve ruh haline kadar sağlığın neredeyse her yönünü olumsuz etkiler, azaltır. Obezite, diyabet, kalp hastalığı ve bazı kanserler dahil olmak üzere çeşitli zayıflatıcı ve ölümcül hastalıkların riskini artırır. Bunu, fazladan kilo taşımanın mekanik stresi kadar basit yollarla yapabildiği gibi hormonlarda ve metabolizmada karmaşık değişiklikleri içeren çeşitli yollarla da yapabilir. Obezite, yaşam kalitesini ve süresini azaltmakta, bireysel, ulusal ve küresel sağlık maliyetlerini artırmaktadır. Yine de iyi haber şu ki, kilo kaybı obezite ile ilgili bazı riskleri azaltabilir. Vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10’u kadar azını kaybetmek, ideal kilolarına asla ulaşamasalar bile, obez kişilere anlamlı sağlık yararları sağlar.

 

OBEZİTE VE DİYABET

Vücut ağırlığından en güçlü şekilde etkilenen durum tip 2 diyabettir. Daha yakın zamanlarda, araştırmacılar kilo ile ilgili hastalıklar üzerine 89 çalışmanın sistematik bir incelemesini ve ardından verilerin istatistiksel meta-analizini yaptılar. İnceleme sonucunda ağırlıkla ilişkili 18 hastalıktan diyabet, risk listesinin başında yer alıyordu. Normal ağırlık aralığındaki (VKİ 25’ten düşük) erkek ve kadınlarla karşılaştırıldığında, VKİ 30 veya daha yüksek olan erkekler yedi kat daha yüksek risk taşıyordu. VKİ 30 veya daha yüksek olan kadınlar tip 2 diyabet açısından 12 kat daha yüksek riske sahiptir.

 

Özellikle bel çevresinde depolanan yağ hücreleri hormonları etkilemekte ve iltihap oluşumuna neden olan diğer maddeleri salgılamaktadır. Enflamasyon, bağışıklık sisteminin önemli bir bileşeni ve iyileşme sürecinin bir parçası olmasına rağmen, uygun olmayan enflamasyon çeşitli sağlık sorunlarına neden olur. Enflamasyon, vücudu insüline daha az duyarlı hale getirebilir ve vücudun yağları ve karbonhidratları metabolize etme şeklini değiştirerek daha yüksek kan şekeri seviyelerine ve nihayetinde diyabet ve bunun birçok komplikasyonuna yol açabilir. Yapılan araştırmalar orta derecede kilo kaybının yüksek risk altındaki kişilerde diyabetin başlamasını önleyebileceğini veya geciktirebileceğini göstermiştir.

 

OBEZİTE VE KARDİYOVASKÜLER HASTALIK

Vücut ağırlığı çeşitli kardiyovasküler risk faktörleri ile doğrudan ilişkilidir. VKİ arttıkça kan basıncı, düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL veya ‘kötü’) kolesterol, trigliseritler, kan şekeri ve iltihaplanma da artar. Bu değişiklikler koroner kalp hastalığı, felç ve kardiyovasküler ölüm riskinin artmasına neden olur.

 

- Obezite ve İnme: İskemik (pıhtıya bağlı) inme ve koroner arter hastalığı aynı hastalık süreçlerini ve risk faktörlerinin çoğunu paylaşmaktadır. Fazla kilo iskemik inme riskini yüzde 22, obezitenin ise yüzde 64 artırır.

 

- Obezite ve Kardiyovasküler Ölüm: Yapılan araştırmalarda obezitenin koroner arter hastalığından ve kardiyovasküler hastalıktan ölümle önemli ölçüde ilişkili olduğunu göstermiştir.

 

VKİ 30 veya daha yüksek olan kadınların Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH)’dan erken ölme riski yüzde 62 daha fazla, herhangi bir kardiyovasküler hastalıktan erken ölme riski ise yüzde 53 daha yüksek saptanmıştır. Erkeklerde de benzer sonuçlar saptanmıştır. İyi haber şu ki, vücut ağırlığının yüzde 5 ila 10’u kadar kilo kaybı kan basıncını, LDL kolesterolü ve trigliseritleri düşürebilir ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerini iyileştirebilir.

 

OBEZİTE VE KANSER

Obezite ve kanser arasındaki ilişki diyabet ve kardiyovasküler hastalık kadar net değildir. Bunun nedeni kısmen kanserin tek bir hastalık değil, bireysel hastalıkların bir toplamı olmasıdır. Obezite ile yemek borusu, pankreas, kolon ve kanserler arasında bir ilişki olduğuna dair güçlü kanıtlar saptanmış. Rektum, safra kesesi kanseri, meme, endometriyum ve böbrek ve obezite ile arasında olası bir ilişkiden bahsedilebilir. Obezite ile meme, kolon ve rektum, endometrium, yemek borusu, böbrek, yumurtalık ve pankreas kanserleri arasındaki doğrudan ilişkileri doğrulandı.

 

OBEZİTE, DEPRESYON VE YAŞAM KALİTESİ

Obezite ve depresyon arasındaki ilişki çift yönlü olarak düşünülmektedir. Obezite ve depresyon arasında biyolojik bir bağlantı henüz kesin belirlenmemiş olsa da olası mekanizmalar arasında inflamasyonun aktivasyonu, hipotalamik-hipofiz-adrenal eksendeki değişiklikler, insülin direnci ve sosyal veya kültürel faktörler sayılabilir.

 

OBEZİTE VE ÜREME

Obezite cinsel aktiviteden gebe kalmaya kadar üremenin çeşitli yönlerini etkileyebilmektedir. Hamilelik sırasında obezite, erken ve geç düşük, gestasyonel diyabet, preeklampsi ve doğum ve doğum sırasında komplikasyon riskini artırır. Ayrıca doğuştan anomalili çocuk doğurma riskini de biraz artırır. Cinsel işlev de obeziteden etkilenebilir. Araştırmalar, artan BMI ile erektil disfonksiyon gelişme ihtimalinin arttığını göstermektedir. Unutulmamalıdır ki, kilo kaybı erektil fonksiyonun korunmasında hafif derecede yardımcı görünmektedir.

 

OBEZİTE VE AKCİĞER FONKSİYONU/SOLUNUM HASTALIĞI

Fazla kilo mekanik ve metabolik yollarla solunum fonksiyonunu bozmaktadır. Örneğin, karın yağının birikmesi diyaframın inişini ve buna bağlı olarak akciğer genişlemesini sınırlayabilirken, viseral yağ birikimi göğüs duvarının esnekliğini, öz solunum kas gücünü ve akciğerlerdeki dar hava yollarını azaltabilir. Obeziteye eşlik eden düşük dereceli inflamatuar durum tarafından üretilen sitokinler de akciğer fonksiyonunu engelleyebilir.

 

Astım ve obstrüktif uyku apnesi obezite ile bağlantılı iki yaygın solunum yolu hastalığıdır. Obezite hem erkeklerde hem de kadınlarda astım geliştirme riskini artırır. Obezite aynı zamanda yaklaşık beş yetişkinden birini etkilediği tahmin edilen obstrüktif uyku apnesinin (OSA) önemli bir nedenidir; 15 yetişkinden birinde orta veya şiddetli obstrüktif uyku apnesi vardır.

 

Bu durum gündüz uyku hali, kazalar, hipertansiyon, kardiyovasküler hastalık ve erken ölüm ile ilişkilidir. OSA’lı bireylerin yüzde 50 ila yüzde 75’i obezdir. Klinik araştırmalar, uyku apnesinin tedavisinde ılımlı kilo kaybının yardımcı olabileceğini düşündürmektedir.

OBEZİTE, HAFIZA VE BİLİŞSEL İŞLEV

Obezitenin alzheimer ve bunama üzerinde de etkileri bulunmaktadır. Her ikisi de uzun bir yaşam süresine sahip popülasyonların belalarıdır. 65 yaşında, alzheimer hastalığı için tahmini yaşam boyu risk kadınlarda yüzde 17,2 ve erkeklerde yüzde 9,1’dir. Vücut ağırlığı, alzheimer hastalığı ve bunama için potansiyel olarak değiştirilebilir bir risk faktörüdür.

 

OBEZİTE VE KAS-İSKELET BOZUKLUKLARI

Aşırı kilo kemikler, kaslar ve eklemler üzerinde mekanik ve metabolik zorlamalara neden olur. Diz ve kalça osteoartriti hem obezite ile pozitif ilişkilidir ve obez hastalar tüm eklem replasman operasyonlarının üçte birini oluşturmaktadır. Obezite ayrıca sırt ağrısı, alt ekstremite ağrısı ve kas-iskelet sistemi rahatsızlıklarına bağlı sakatlık riskini artırır.

 

OBEZİTE VE DİĞER DURUMLAR

Bir takım ek sağlık sorunları da aşırı kilo ile ilişkilendirilmektedir. Bunlar kadın ve erkeklerde safra taşı gelişimi yanında gut, kronik böbrek hastalığı ve alkolsüz yağlı karaciğer hastalığını içerir.

 

OBEZİTE NEDENLERİ

Obezitenin çok çeşitli nedenleri var. Obezite, düzenli olarak gereğinden fazla kalori aldığında ortaya çıkar. Vücut bu fazla kalorileri vücut yağı olarak depolar ve zamanla fazla kilolar oluşur. Vücudun yaktığından daha az kalori alındığında, kilo düşer. Bu denklem aldatıcı bir şekilde basit olabilir, çünkü ne yediğimizi ne kadar egzersiz yaptığımızı ve bedenlerimizin tüm bu enerjiyi nasıl işlediğini etkileyen çok sayıda faktörü hesaba katmaz.

 

OBEZİTE RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLERDEN BAZILARI

Obezite riskini arttıran faktörler:

- Genler Kader Değildir: Kalıtım obezitede bir rol oynar, ancak genellikle birçok insanın inanabileceğinden çok daha az derecede önem taşır. Genler, obezitenin tek nedeni olmaktan ziyade, kilo alma riskini artırıyor ve sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşam tarzı gibi çevresel diğer risk faktörleriyle etkileşime giriyor gibi görünüyor. Sağlıklı yaşam tarzları bu genetik etkilere karşı koyabilir.

- Doğum Öncesi ve Doğum Sonrası Etkiler: Sigara içen veya fazla kilolu olan hamile annelerin çocukları, büyüyüp obez yetişkinler olma olasılığı daha yüksek olabilir. Bebeklik döneminde aşırı kilo alımı yetişkinlerde obezite riskini artırırken, anne sütü ile beslenmek riski azaltabilir.

- Sağlıksız Diyetler: Tipik Batı diyeti haline gelen, rafine tahıllar, kırmızı et, sağlıksız yağlar ve şekerli içeceklerden zengin, sık tüketilen büyük öğünler, obezitede en büyük rollerden birini oynuyor.

- Çok Fazla Televizyon, Çok Az Hareket ve Çok Az Uyku: Televizyon izlemek güçlü bir obezite risk faktörüdür. Ayrıca kısmen yiyecek ve içecek reklamlarına maruz kalmak, insanların ne yediğini etkileyebilir. Fiziksel aktivite kilo alımına karşı koruma sağlayabilir, ancak küresel olarak insanlar bunu yeterince yapmıyor. Batı yaşam tarzının bir başka özelliği olan uyku eksikliği de obezite için bir risk faktörü olarak ortaya çıkıyor.

 

Obezite ve nedenleri birçok yönden toplumumuzun dokusuna dokunmaktadır. Bunları başarılı bir şekilde çözmek için, bireylere yalnızca daha sağlıklı seçimler yapma becerileri kazandırmakla kalmayıp, aynı zamanda bu seçimleri destekleyen politika ve altyapıyı da belirleyen çok yönlü bir yaklaşım benimsenmelidir.

 

OBEZİTE VE MORTALİTE

Obezitenin sağlığın birçok yönü üzerindeki olumsuz sonuçları göz önüne alındığında, bu durumun aynı zamanda sağ kalımı kısalttığı veya erken ölüm oranını arttırdığı düşünülebilir.

 

Obezite yaşamı kısaltmaktan ve diyabet ve kardiyovasküler hastalık gibi kronik durumlara katkıda bulunmaktan cinsel işlev, nefes alma, ruh hali ve sosyal etkileşimlere müdahaleye kadar sağlığın hemen hemen her yönüne zarar verir. Obezite mutlaka kalıcı bir durum değildir. Diyet, egzersiz, ilaçlar ve hatta ameliyat kilo kaybına neden olabilir. Ancak kilo vermek, almaktan çok daha zordur.

 

OBEZİTENİN ÖNLEMESİ

Kanıtlar obezite önleme politikasının ve çevresel değişim çabalarının bir avuç kilit davranışı kolaylaştırmaya odaklanması gerektiğini göstermektedir.

Bunu için özellikle dikkat edilmesi gereken noktalar:

- Daha sağlıklı gıdalar (tam tahıllar, meyveler ve sebzeler, sağlıklı yağlar ve protein kaynakları) ve içeceklerin seçilmesi

- Sağlıksız yiyecekleri (rafine tahıllar ve tatlılar, patates, kırmızı et, işlenmiş et) ve içecekleri (şekerli içecekler) sınırlamak

- Artan fiziksel aktivite

- Televizyon, ekran ve diğer “oturma süresini” sınırlamak

-  Uykuyu iyileştirmek

- Stresi azaltmak.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları