Fulin Yılmazoğlu

Fulin Yılmazoğlu

12 Ağustos 2020 00:06:00

Saygının Hiyerarşisi

İnsan doğası gereği kendini bir topluluğa ait ve dâhil hissetmek ister. Ait olduğu veya ait hissettiği sosyal grubunu net bir şekilde belirlermiş olmak, insanın hayat yolculuğundaki kimlik kavramının inşa edilmesinde önemli bir rol oynar. Birlik olma duygusu insana kendini iyi hissettir. 

Futbol Takımları, siyasi partiler, gruplaşmalar hep bu sebepten doğmuştur.....

Ancak her grubun bir lideri vardır. Bazen birden fazla. Bazen görüneni birdir. Bazense sandığımız birdir.

Liderlerin dışındakilerin adı ise diğerleri

Peki, bu bir ve diğerlerinin sorunsuz bir şekilde yaşaması için bu tabloda ne eksik?

Hiyerarşi.

Nedir bu hiyerarşi?

‘Makamların, rütbelerin önem sırası, astlık ve üstlük düzeni, aşama/kademe gözetilerek yapılan sınıflama’

Vay vay vay...

Yani özetle şair burda diyor ki, ben seni statümle döverim :)

(Ve şu da bir gerçek ki, birinin sizi parasıyla dövmesindense statüsüyle dövmesi daha kabul edilebilir. )

Ancak hiyerarşik düzenin içindeki liderlere söyleyeceğim yadsınamaz bir gerçek var ki,

-Bir kişiyi her zaman kandırabilirsiniz,

-Herkesi zaman zaman kandırabilirsiniz,

-Ama herkesi her zaman kandıramazsınız :)

Yalnız elbette şimdi burada aptal gibi hiyerarşinin varlığını reddedecek de değilim. Zira bu topluluk olarak var olabilmenin bir koşulu.

Hiyerarşi olmazsa; yasalar, kurallar, yasaklar olmazsa toplumda kaos olur. 

Kaldı ki duyguların bile bir hiyerarşisi vardır. Evet öpmek bile hiyerarşiktir aslında. Küçüklerinin gözlerinden, büyüklerinin ellerinden öpersin. Hatta daha geçmişinde, padişahın eteğinden öpersin. Karşındakinin rütbesi\kıdemi\statüsü\yaşı büyüdükçe, belimizin bükülmesi itaatin temelinde vardır.

Şimdi toplulukları bir kenara bırakıp, küçük insanın minik dünyasına girecek olursak (yani bu mevzuyu sosyolojiden psikolojiye indirgeyecek olursak) nedendir bu insandaki ısrarcı hiyerarşi arzusu? Neden illa bir ortamda birinin sözü geçecekse o* kişi olma isteği? Neden karşımızdakinin de kâinatta herhangi bir konuda iyi olabilme ihtimali egomuzu rahatsız ediyor?

Korkuyoruz çünkü. Başka türlü bir saygı düşünülemez ki. Çünkü bize bu şekilde öğretildi nesillerdir.

Hâlbuki 2 çeşit saygı vardır. Biri,  korkudan gelen saygı. Diğeri sevgiden gelen saygı. Yani artık bu korkarak saymak yeterince demode. Psikoloji der ki; korku öğrenilen bir duygudur ve farkındalıkla aşılabilir. Dolayısıyla herhangi bir yerde korku salarak sağlamaya çalıştığınız hiyerarşik saygı arkanızı döndüğünüzde, alay malzemesi olur biter. Çünkü korku elbet geçer. Yegâne olan ölüm veya yaratıcı korkusu dışında.

Gelgelelim sevgiden gelen saygıya.  İşte bu gerçek bir gönül bağı, sonsuz bir hürmettir. Karşında kim olursa olsun, o insanla işin bitse de, arkanı dönüp gitse de, bir gün eski kudretinden eser kalmasa da onu hala hayranlık, özlem ve minnetle anmaktır.

Yani severek de saymak mümkün. Hatta saygının en güzel hali.

Korkarak sayılmaz arkadaşlar. Korkarak yaşayamazsınız çünkü. Bu hiçbir meseleyi çözmez de zaten, mümkün değil. 

Adam Fawer’ın da dediği gibi;

‘Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp Romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde Titanik defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü Romeo ölmeli, Titanik batmalı ve aşk her şeye rağmen yaşanmalı...’

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları