Kendimimar

Kendimimar

18 Eylül 2019 00:00:00

“sünnet turizmi…”

Buyurun buradan yakın… Sünnet yasaklanmış, nerede hem de Türk Müslümanların yoğun olduğu ala manyada, bu konudaki tartışmalar ise devam ediyor…

4 Kasım 2010 tarihinde, Köln’de bir doktor muayenehanesinde sünnet edilen dört yaşındaki erkek çocuk, iki gün sonra şiddetli kanamayla Köln Üniversite Kliniğinin acil servisine götürülmüş ve savcılık doktor aleyhine dava açmış…

Yaklaşık on ay sonra, 2011 Eylül ayında Asliye Mahkemesi, tıbben tedavinin kusursuz olduğu gerekçesiyle “doktorun beraatına” karar verir ve “sünnet” işleminin “tıbben faydalı” olduğunu da kararında ayrıca belirtmiş… Ancak bir üst mahkeme durumundaki Eyalet Mahkemesi, doktoru “yasaları bilmediğinden” (bizde ise yasaları bilmemek mazeret sayılmaz ) beraat ettirmekle beraber, sünnet işleminin “yaralama” sayılacağı hükmünü vermiş...

Köln Eyalet Mahkemesi kararının açıklanmasına ilk tepki, Almanya Yahudi Merkez Konseyinden gelmiş ve kararın “din cemaatlerinin inanç özgürlüklerine örneği olmayan, dramatik bir müdahale” olduğu açıklamasını yapmışlar…
Almanya Müslümanları Merkez Konseyi de kararın “ana-babanın çocuklarını yetiştirme özgürlüklerine açık bir müdahale” olduğu açıklamasını yapmış...

Türk cemaati ileri gelenleri de bu karar sonucunda ortaya çıkabilecek “sünnet turizmi” olgusuna dikkat çekmişler…

Sünnetin “estetik bir müdahale” olduğu görüşünü savunanlarda yok değilmiş…
Fenni sünnetçi bizim Hicabı ise, her sünnet ettiği çocuğun “deri parçacıklarını” biriktirirmiş, zamanı geldiğinde bunlardan bir valiz yaptıracağını meslek hatırası olarak çocuklarına bırakacağını hayal eder dururmuş…

Köln’de ayakkabı tamirciliği, valiz, cüzdan ve Türklere yemeni diken yakın dostu Köşker Ali’ye, deri parçacıklarını götürmüş ve bizim mesleğin sonu geldi artık, “sünnet turizmi başlayacak” bize burada iş kalmadı Ali usta, şunlardan bana bir “valiz” yap memlekete giderken eşyalarımı koyar hem de “meslek hatırası” olarak saklarım demiş…

Köşker Ali usta; İki hafta sonraya hazır olur gelir alırsın demiş…

Köşker Ali ustanın tam iki hata sonra dükkânına gitmiş “bizim Hicabı…”
Ali ustanın raftan bir “cüzdan” çıkartıp verdiğini gören bizim Hicabı, ben “valiz dik” dedim, yıllardır biriktirdiğim deri parçalarını verdim, sen bana küçücük “cüzdan veriyorsun” bu nasıl iş, “sen nasıl bir arkadaşsın” diye çıkışmış, kırk yıllık dostuna…

Bizde yanlış olmaz Hicabı; eşyalarını yerleştirmeden önce “cüzdanı beş dakika okşa” o zaman görürsün nasıl büyüyüp “valiz” olacağını…

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları