Hüseyin Torun

Hüseyin Torun

2 Ağustos 2018 09:06:00

Tarikatlar ve cemaatler

Adnan Oktar ve cematının; yıllardır, herkesin bildiği yasadışılıklarını, iktidar, emniyet ve savcılar yeni mi öğrendi?

Çocuk tecavüzü, kadın kaçırma, zorla alakoyma, silahlı örgütle tehdit, şantaj, yabancı ülkelere ajanlık gibi, 30’a yakın suçlama ile yargılanacak olan Adnan Oktar, bu suç örgütünü hangi yapı arkasına saklamıştı?

4 kitabi dinde dahil olmak üzere, bütün dinler ve inançlar, aslında “yaradılmak”tan ötürü “yaradana” şükran, minnet, sevgi ile bağlanma anlayışındadır.

“Yaradılanlar” “yaradana” olan sevgi ve bağlılıklarını; ibadet ve başkaca yollarla ifade ederler.

Özellikle kitabi dinlerde, peygamberler, “yaradılanın” “yaradana” minnet ve bağlılığını, sevgi ile göstermesi çağrısında bulunurlar… “Yaradılanların” “yaradana” sevgi ile bağlanması anlayışı hüküm sürdüğü sürece, peygamberler dışında, “yaradanla” “yaradılan” arasına kimsenin girmesine ihtiyaç kalmaz!

Ne zaman ki; dinlerin, mensupları üzerinde, “yaradan” korkusu hakim kılınır! İşte o zaman, tarikatlar, cemaatlar ortaya çıkıp, “yaradan” korkusu baskısı ile “yaradan”ın emirlerini yerine getirmede; tek doğru yolun, “kendi cemaat ve tarikatlarına dahil olmak” olduğu görüşünü dayatırlar.

Üstelik; hemen hemen bütün din ve inçlarda tarikatlar, kendilerinden başka doğru tarikat olmadığını söyler, kendileri dışındaki tarikatları, sapkınlıkla suçlayıp, düşman ilan ederler.

Bu yapı; tarikatlara; “kendi doğrularını hayata geçirmek için”, “kendilerine her şeyin mübah olduğu” anlayışını da getirir.

Yalnız ülkemizde değil, başka ülkelerde de tarikatlar; iktidara gelmek, kendi anlayışlarını iktidarda görmek için, siyasi partileri, siyasileri, bürokratları etkileri altına almaya yönelirler! Eğitim, emniyet, ordu, yargı ve diğer kurumları ele geçirmek için çalışırlar.

Tarikatlar, güçlenerek, yaygınlaşarak, iktidarları kontrolleri altına alsalar da! Yasal sınırları zorlayıp, kendilerine meşru zeminler yaratsalar da! Yer altında çalışma, gizllik görüntüsü vermekten asla vazgeçmezler. Çünkü onlara göre; tarikatları, inançları, daima baskı altındadır! Kendilerinden başka herkes onlara düşmandır!

En başında söylediğimi gibi; tarikatları var edip güçlendiren; “yaradan”dan korkulması gerektiği dayatmasıdır!

Tarikat ve cemaatlar, yüzlerce, binlerce yıldır var! Var olmaya da devam edecekler! Ama olması gereken, cemaat ve tarikatlara, yasalar nezdinde ayrıcalık tanınmamasıdır. Yasa dışına çıkan tarikatlara, yasal yaptırımların uygulanmasıdır!

Ülkemizde tarikatların, ticari, siyasi ve diğer bütün alanlarda, ne denli güçlü olduklarını! Ama bu güçlerinin, devlet denetiminden uzak olduğunu herkes bilir!

Neden?

“Yaradan” “yaradılana” “yaradılmak”tan ötürü, sevgi ile bağlanıp, sevgisini, minnetini ibadetlerle ve başka yollarla ifade edebiliyorsa, tarikatlara cemaatlara gerek kalır mı?

Tarikatları varedip ayakta tutan; yarattıkları “yaradan” korkusudur.

Tarikat liderleri, yarattıkları “yaradan” korkusu üzerinden; kendilerini “yaradan” ile “yaradılan” arasına yerleştirip, kendilerinden de korkulmasını sağlarlar!

Halbuki Yunus; herşeyi bir yana bırakıp, korkuları yıkarak, doğrudan “yaradana” yönelip, ona olan sevgisini mutlaklaştırarak ne diyor?

Bana seni gerek seni.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları