SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

22 Eylül 2020 09:17:00

Uyku bozuklukları

 Dr. Gönül Çakmak

SANKO Üniversitesi Hastanesi

Nöroloji Uzmanı

 

Önemli sağlık sorunlarına yol açabilecek uyku bozukluklarını önemsememiz gerekmektedir. Uyku bozuklukları toplumda sıkça karşılaşılmakla birlikte yaşam kalitesini oldukça olumsuz etkiler ve birçok hastalığın da kaynağı olabilmektedir.

Tanısında çeşitli tetkiklerin kullanıldığı uyku bozukluklarının doğru ve hızlı tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır.

 

Hayatımızın üçte birini uykuda geçirmekteyiz. Uyku saatleri önemli kişisel farklılıklar göstermektedir. Bazılarımız erken yatıp erken kalkmayı, diğerleri ise geç yatıp geç kalkmayı tercih ederler. Uyku süresi yaş ile de ilgilidir. Yeni doğan döneminde bu süre 16- 20 saat, okul öncesi dönemde 10-12, 10 yaş civarında 9-10 ergenlik döneminde 7- 8 saattir. Erişkinlerde 6-7 saatlik uyku yeterli olmaktadır.

 

Uyku vücudun dinlenmesi dışında onarımı için de gereklidir. Günlük bir ritim olan uyku, beyin tarafından kontrol edilir. Bu bölgeyi tutan hastalıklar uyku uyanıklık döngüsünde bozukluğa yol açar. Normalde uyku, hızlı göz hareketlerinin olduğu ve hızlı göz hareketlerinin olmadığı dönemlerden oluşur. Hızlı göz hareketlerinin olmadığı bu dönem 4 evreye ayrılır.

 

Her uyku siklusu 70-100 dakikadır. Uyku bozuklukları oldukça sık karşılaştığımız sorunlardan biridir ve genel olarak üç gruba ayrılır. Bunlar uykusuzluk, aşırı uyku hali ve uykuda davranış bozukluğudur (Parasomnia).

 

  1. Uykusuzluk: Sürekli olarak kişi için gerekli olan süre ve kalitede uyku uyuyamamadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha sık karşılaşılır. Uykusuzluk, uykuya geçmede zorluk duyduktan sonra uyanma ve sabah gereğinden erken uyanma şeklinde kendini gösterebilmektedir.

 

Uykusuzluk geçici olabilir. Bazen birkaç hafta devam edip düzelebilir, bazense kronik bir hal alır. Kronik uykusuzluk mide ülseri, solunum bozuklukları, eklem ağrıları gibi organik hastalıkların seyrinde ortaya çıkabilir. Bu hastalıkların tedavisi ile uykusuzluk ortadan kalkar. Yine depresyon, anksiyete gibi psikiyatrik hastalıklarda, uzun süreli yüksek miktarda alınan alkolün veya bazı ilaçların kesilmesi sırasında uykusuzluk görülebilir. Bazı ilaçlar örneğin, bazı antidepresanlar (SSRT) ilaçlar, teofilin, prednison, lamotirigin ve felbamate uykusuzluk yapabilir. Bir aydan fazla süren uykusuzluğun tedavi edilmesi gerekir.

 

  1. Aşırı Uykuyla Gelişen Bozukluklar:
  2. a) Narlolepsi (Gündüz aşırı uyku eğilimi): Genellikle ilk belirtileri 20-30 yaşlarında görülmekle birlikte her yaşta ortaya çıkabilir. Araba kullanma, toplantı dost ziyareti gibi istenmeyen zamanlarda gün içerisinde 10- 30 dakika süren önlenmeyen uyku atakları vardır. Ayrıca katalepsi denilen düşme şeklinde ataklar, uyku başlangıcında ve uyanırken ortaya çıkan kısa süreli felçler, uykuya geçerken oluşan halüsinasyonlar klinik tabloya eşlik eder. Erkeklerde kadınlara göre daha sıktır. Olguların yüzde 50’sinde gece uykusu bozuktu”.
  3. b) Uyku apnesi (Uykuda solunumun durması): Uykusuzluk olgularının yüzde 16-30’unda uyku sırasında, genellikle 30’dan fazla ve 10 saniyeden kısa süreli solunum durması görülür. İki ana çeşidi vardır.

 

Birincisi solunum yollarını engelleyen olaylarla birlikte gelişen mekanik uyku apnesidir. Büyük bademcikler, burundaki deviasyon, çene anormallikleri, üst solunum yolu enfeksiyonları sebep olur. İkincisi ise daha çok beyin sapı denilen bölgenin hastalıklarının sebep olduğu merkezi uyku apnesidir. Şişmanlık apneleri artırabilir veya tek başına neden olabilir.

 

Bu hastalarda gün içinde aşırı uyku hali, yorgunluk vardır. Yine bu uyku apneli hastalarda horlama sık görülen bir bulgudur. Uyku apneli hastalarda öncelikle solunum yollarını daraltan veya tıkayan engeller ortadan kaldırılmalıdır. Şişman hastalar zayıflatılmalı varsa uyku apnesinin diğer nedenleri ortadan kaldırılmalıdır. Bunlarla sonuç alınamayan hastalarda solunum yollarına sürekli pozitif basınç veren aygıtlarla tedavi gibi yöntemler kullanılır.

 

  1. Parasomniler: Huzursuz bacak sendromu, diş gıcırdatması, uyurgezerlik, çocuklarda gece yatak ıslatma, kâbuslar ve çocuklarda görülen gece korkuları, vb. gibi uyku bozukluklarını kapsar.

 

  1. a) Huzursuz bacak sendromu: Bacaklarda ortaya çıkan, tam olarak tarif edilemeyen ve uykuya dalmaya engel olan garip duyu hissidir. Ağrı, karıncalanma, uyuşma ve çekilme şeklinde tanımlanmaktadır. Bacaklar hareket ettirilerek geçici bir rahatlama sağlanabilir. Yattığında veya hareketsiz kaldığında bacaklarında huzursuzluk hisseden hasta kalkıp dolaşmak ister. Bu hastalar uzun süreli istirahatten ve yolculuktan çok rahatsızlık duyarlar. Yüzde 5-10 oranında görülen hastalığın ileri yaşla birlikte görülme sıklığı da artar.

 

Hastaların muayenesi, yapılan sinir kas grafileri (EMG) ve kas biopsileri normaldir. Belli bir neden saptanamamıştır. Hastalık bazen romatizmal hastalıklarla karışabilir. Ancak ağrının hareketle azalması ve istirahatle tekrar başlaması bu hastalığın ayırıcı özelliğidir. Hastalığın irsiyetle ilgisi vardır. Her üç hastanın birinde genetik bir geçiş vardır. Tedavisinde yararlı olduğu bilinen ilaçlar (klonozepam, diazepam, karbomazepin, sinemet, dopa agonistleri, gabapentin) kullanılabilir.

 

  1. b) Diş gıcırdatması: Çocuklarda daha sık karşılaşılmakla birlikte erişkin dönemde de görülür. Sık görülen bir uyku bozukluğu nedeni olup stresle artar. Sürekli olgularda diş, diş eti ve çene problemlerine yol açabilir. Diş hekimleri tarafından ağza konulan silikon protezler kullanılabilir.

 

  1. c) Uyurgezerlik: Genellikle 5-12 yaşlarında sıklıkla görülmekle birlikte erişkinlerde de karşılaşılmaktadır. Ailevi özellik gösterebilir. Genellikle uykunun ilk saatlerinde görülür. Kişi odadan çıkıp, merdivenleri inip dışarı çıkabilir. Bazense yürümez kalkar, yatakta oturur, tekrarlayıcı hareketler yapabilir. Uykuda konuşma bazen uyurgezerliğe eşlik edebilir. Uyurgezerlik genellikle atak sırasında hastanın kendisini yaralamasına neden olmaz fakat koruyucu tedbirlerin alınması gerekir.

 

  1. d) Uykuda yatağını ıslatma: 5 yaşına kadar bir bozukluk olarak değerlendirilmemelidir. 5 yaşında erkek çocukların yüzde 15’inde, kız çocukların da yüzde 10’unda karşılaşılır. Ailevi özellikler gösterebilir. Psikolojik ve davranışsal problemler bu hastalığın ortaya çıkmasında rol oynar. Bu bozukluk 4-12 yaşları arasında başlar. Çocukluk döneminin sonlarında kaybolur.

 

  1. e) Gece korkuları: Genellikle uykunun ilk 1–2 saatinde görülür. Bazen uyurgezerlikle birlikte olabilir. Çocuk ağlayarak uyanır, yüzünde şaşkınlık ve korku ifadesi vardır. Bu dönemde çocukla sözlü ilişki kurulamayabilir. 15–30 dakika içerisinde tekrar uykuya geçer. Sık tekrarlayan gece korkuları tedavi gerektirir.

 

UYKU BOZUKLUKLARININ TEDAVİSİ

Tedavi için nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Tanıda görüntüleme yöntemleri, beyin dalgalarını kaydedip incelenmesini sağlayan EEG yöntemi ve uyku laboratuvarlarında hastanın uykusunun izlenmesi gibi tetkikler kullanılmaktadır. Uykusuzluğun giderilmesinde hasta şunları yapabilir:

  -Hemen ilaca sarılmamak

  -Gece geç yatılmış olsa bile sabahları vaktinde kalkarak güne başlamak, gündüz saatlerinde uyumamak,

  -Uyku saatinden birkaç saat önce egzersizler yapmak, fakat uykudan hemen önce fazla yorucu hareketlerden sakınmak,

  -Yatak odasını uyku dışında örneğin çalışmak, TV izlemek gibi eylemler için kullanmamak ve odayı düzenli olarak havalandırmak,

  -Akşam öğününde ağır yemekler yememek,

  -Uyku tutmadığında yataktan çıkarak rahatlatıcı fazla hareket gerektirmeyen bir uğraşıda bulunmak.

  -Ilık banyo almak.

 

HORLAMA

Erişkinlerin yaklaşık yüzde 20-25’i horlama görülür. Erkeklerde kadınlara göre çok daha fazla karşılaşılmaktadır.

 

Horlama, nefes borusundaki darlık gibi problemlerden kaynaklanmaktadır. Üst solunum yolundaki yumuşak dokular (yumuşak damak, küçük dil ve bademcikler) uyku sırasında gevşer. Bunun sonucunda hava yolunda kısmi bir daralma meydana gelir ve yukarıda belirtilen dokuların uyku sırasında titreşimleri ile horlama denilen rahatsız edici ses ortaya çıkar.

 

Basit horlamada genellikle gün içi aşırı uyku hali olmamakla birlikte uyku tetkikinde solunum durması ve oksijen düşmesi görülmez. Diğer horlamalar uyku düzenini etkileyerek, horlayan kişinin uykuda yeterli oksijen almasına engel oluşturabilir. Bu da horlayan kişide gündüz saatlerinde uyuklama, halsizlik, konsantrasyon bozukluğu ortaya çıkabilir. Daha da önemlisi horlama uykuda solunumun zaman zaman durması ile kendini gösteren ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir.

 

TEDAVİ

Horlama kontrolünde kilo verme, özel şekilli yastıklar, ağız veya buruna yerleştirilen bazı cihazların kullanılması gibi önlemler kısmen yararlı olabilir. Ayrıca uyku ilaçları, sakinleştirici ilaçlar ve alkol kullanımından kaçınma gibi yöntemlerle de horlama kısmen kontrol altına alınabilir. Yine uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmelidir.

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları