Zekeriya Aslan

Zekeriya Aslan

9 Ağustos 2018 00:00:00

Dolardaki panik nasıl durdurulabilir?

Türk Lirası'nda negatif ayrışma ve sert dalgalanma devam ediyor. Türkiye-ABD ilişkilerinde baş gösteren gerginlik ve bugün başlayan İran ambargosu başta olmak üzere son dönemde yaşanan diplomatik stres, TL’nin dolar ve euro karşısında negatif ayrışmasını körüklemiştir.

Gece yarısı uluslararası piyasalarda 5.42 zirvesine çıkan dolar/TL, ABD ile mutabakata varıldığı haberleri sonrası 5.20'nin altına indi. Kurda bir gevşeme gözlenmiş olsa da rekor seviyelerde hareket sürüyor.

Merkez Bankası, dolardaki yükselişlerin önüne geçmek amacıyla dün zorunlu karşılıklara ilişkin değişiklik yaptı. Buna göre, rezerv opsiyonu mekanizması kapsamında döviz imkanı oranı üst sınırını %45’ten %40’a düşürmüştür. Bu değişiklik ile yaklaşık 2.2 milyar dolar bankaların kullanımına geçmiştir.

Karar sonrası dolar/TL paritesinde hafif düşüşler olsa da, bu düşüşler kalıcı olmadı ve kur gece yarısı uluslararası piyasada 5.4223’e kadar yükseldi.

Öte yandan TL'deki değer kaybının baskısının sürdüğü gösterge 10 yıllık tahvilin bileşik faizi de bu sabah rekor seviye olan %20 ‘lere kadar çıkmıştır.

Bu sabah ise döviz kurlarında dalgalı seyir devam ediyor. ABD ile ön mutabakat sağlandığına ve 2 gün içinde bu ülkeye bir heyetin gideceği iddialarının yer aldığı haberler ile birlikte kur 5.18 seviyelerine geriledi. Ancak geri çekilme sonrası dar bantta dalgalı seyir devam etmektedir. Dün 6.22 zirvesini gören euro/TL ise bu sabah 6 liranın altına gerilemiştir.

Ünlü İktisatçı Mahfi Eğilmez’e göre yapısal reformlar yapılarak dolardaki panik durdurulabilir. Mahfi Eğilmez’e göre AR-GE düzenlemeleriyle üretimin yönlendirilmesi ve cari açığın düşürülmesi, TCMB ve bağımsız kurumların gerçek anlamda bağımsız hale getirilmesi, vergide adaletin sağlanması için dolaylı vergilerdeki ağırlığın dolaysız vergilere kaydırılması, bütçenin kamu kesiminin bütün gelir ve giderlerini açık ve net olarak göstermesi ve tüm gelir ve gider kalemlerinin denetlenmesi şarttır.

Kısa dönemde yabancı ülkelerden Türkiye’ye sermaye akışı olması için teşvikler ve kolaylıklar sağlanmalıdır. Özellikle Arap sermayesinin getirilmesi konusunda ciddi çaba gösterilmelidir. İhracatın artırılması için ihracatçı firmalara tüm devlet imkanları seferber edilmelidir. Bu kapsamda yurtdışındaki konsolosluklar ve elçilikler klasik devlet memuriyetinden sıyrılarak ihracatçıların birer şubesi gibi faaliyet göstermelidir.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları