Ali Tahir

Ali Tahir

29 Mayıs 2015 09:43:00

YAŞANACAK BİR TÜRKİYE!

Partilerin mesajlarını incelerken CHP'nin bir mesajı ilgimi çekti! "Yaşanacak bir Türkiye" vadediyorum diyor Kılıçdaroğlu ve CHP. Türkiye şu an yaşanacak bir ülke değil onlar için bu nedenle halkın kaderini değiştireceğiz ve size yaşanacak bir Türkiye vadediyoruz diyorlar.

Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana CHP'nin iktidar olduğu dönemlere baktığımızda nasıl yaşanacak bir ülke sunduklarını, ülkenin kan ve gözyaşı ile nasıl yoğrulduğunu belirli bir yaşın üzerinde olan insanlarımız çok iyi bilirler. Özellikle Milli Şef dönemine baktığımızda gerçektende yaşanacak bir Türkiye sunmuşlardı! ama sadece kendi elitistleri için. Ülkeyi Parti müfettişleri ile yönetmişlerdi. CHP'nin ve yöneticilerinin  iktidarda oldukları o dönemlerde millete neler yaptıklarını burada sıralamak istemiyorum. Bu millet  o dönemlerde neler yapıldığını, kendilerine reva görülen zulmü asla unutmadılar.Çünkü bu zulümler millet üzerinde korkunç bir travma yaratmıştı. İnançları gereği yaşayanların uğradığı zulümler, ezanın Türkçe yapılması, evinde Kur'an-ı Kerim ve dini kitaplar bulunanların uğradığı takibatlar, Kur'an Kurslarının kapatılması, insanların düşüncelerinden dolayı hapse atılması, Kürtçe konuşuyorlar diye insanlar hakkında davaların açılması ve hapse atılması, Türkçeden başka dilin konuşulmasına izin verilmemesi, temel hak ve özgürlüklerin askıya alınması...vs.

Daha sonra çok partili döneme geçildikten ve Demokrat Parti'nin %52.7 gibi yüksek bir oy oranı ile iktidara olması, milli şef döneminde yapılan bu zulümlere son vermesi, temel hak ve özgürlüklerinin önünün açılması ve güvence altına alınmasını sağlamıştı. Artık millet nefes almaya başlamıştı. Başbakan Adnan Menderes halkın güvenini kazanmıştı. Bu millet ona inanmıştı, özellikle Anadolu'daki halk için yeniden umut olmuştu Demokrat Parti. Bu durum dış güçlerde ve orduda rahatsızlık yaratmıştı. Çünkü oluşturdukları düzenlerinin sonu geliyordu. Adnan Menderes gittikçe güçleniyordu. Buna bir son vermek gerekiyordu. Millet umurlarında değildi. Önemli olan kendi düzenlerinin devam etmesiydi. Anadolu'daki halkın yaşadıkları onlar için önemli değildi. Onlar bidon kafalıydı, onlar göbeğini kaşıyanlardı yada dağdaki çobanın oyunun onların ki ile eşit olması düşünülemezdi. Onların oyu'nun hiç bir önemi yoktu.

Bunun üzerine ABD'nin desteği ile ordu içinde kıpırdanmalar başlamıştı. CHP'nin darbe ortamının oluşumuna destek vermesi üzerine, Adnan Menderes ve arkadaşları tutuklanmış ve kısa süre içerisinde uydurma bir mahkeme ile  idam edilmesine karar verilmiş ve kısa süre içerisinde idam edilmişlerdi. Onlar artık demokrasi şehidiydi.

CHP, darbeye ve idamlara açıkça destek vermişti. Bunun karşılığında da tekrar iktidara gelmiş ve zulümlere devam etmişlerdi.

Daha sonraki CHP iktidarlarına baktığınızda "Yaşanacak Bir Türkiye" nin olmadığını, zulümlerle ve baskılarla dolu yıllar olduğunu, ekonomik olarak ülkenin İMF veya benzeri kuruluşların esiri olduğunu açıkça göreceksiniz.

12 Eylül 1980 darbesine kadar sol partiler ve bunların yönlendirdiği örgütler Türkiye'yi kaos ortamına sürüklemiş ve Türkiye yaşanacak bir ülke olmaktan çıkmıştı. Darbeden sonra, CHP zihniyetine sahip darbeciler yaptıkları yeni anayasa ile baskıcı ve vesayetçi yönetim sistemi ile yeni yasaklar da koyarak milleti sindirmişlerdi. Demokrasi askıya alınmış ve en büyük destekçisi de CHP ve zihniyeti olmuştu.

1983 yılında Anavatan Partisinin iktidara gelmesi, sivil bir hükümetin kurulması ve Turgut Özal'ın Başbakan olması ile Menderes'ten sonra ikinci atılım dönemi yani yeni bir yükseliş dönemi başlamıştı. Ülke de güzel şeyler oluyordu. Türkiye hızla sorunlarını çözüyordu ve uluslararası arena da bende varım diyordu. Bu yükselişin kendi sonlarını hazırladığını gören muhalefet partileri Türkiye'yi karıştırmak için her türlü yola başvuruyorlardı. Çok uzun sürmedi 10 yıl sonra Turgut Özal şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmişti. Ve 12 Eylülden önce olduğu gibi yine koalisyonlar dönemi başlamıştı. Sanki gizli bir güç Türkiye'nin koalisyonlarla yönetilmesini istiyor gibiydi.Yine ekonomik ve siyasal sorunlar baş göstermeye başlamıştı. 1994 ekonomik krizi, 2001 ekonomik krizleri Türkiye'yi yine İMF' nin kucağına itmişti. 25 tane banka batmıştı. Türkiye ne zaman kalkınmayı başardı, ekonomik ve siyasal sorunlarını çözdü, arkasından ya darbeler yada ekonomik ve siyasal krizler baş göstermiştir.

Ve nihayet  3 Kasım 2002  Genel seçimlerinde, tüm engellemelere rağmen AK Parti %34 ile iktidar olmuştu. AK Parti devlet ile çatışmadan hızlı bir şekilde ekonomik ve siyasal kalkınmayı hedef alarak çalışmaya başlamıştı. Türkiye hızla değişiyordu. AK Parti güçleniyordu, Türkiye'de ekonomik ve siyasal olarak iyi şeyler oluyordu. Uluslararası şirketler Türkiye'ye yatırım yapıyordu. Tüm darbe senaryolarına rağmen, daha sonraki seçimlerde Millet %50 ye yakın oylarla AK Partiye iktidar olma gücünü veriyordu. Türkiye Sağlık sorunlarını çözüyor, duble yollar yapıyor, millet artık her yere uçakla gidiyordu. Türkiye artık kendi zırhlı aracını, kendi helikopterini, kendi tankını, kendi uçağını, kendi gemisini ve kendi İHA'larını yapıyordu. Artık uçaklarının, gemilerinin ve tanklarının yazılımını ve modernizasyonunu kendisi yapıyordu. ABD'ye, İsrail'e, Almanya'ya ve Fransa'ya yazılım ve modernizasyon ücretlerini yani milyar dolarları ödemiyordu. Çin ile ortak uzun menzilli Füzeler yapıyordu.Türkiye Balkanlardan Ortadoğu'ya Afrika'dan  Myammar' a  Doğu Türkistan'a her yere yardıma koşuyordu. AK Parti 12 dır iktidardaydı. Bu durum yine birilerini rahatsız etmeye başlamıştı. Uluslararası küresel güçler ve içimizdeki piyonlarla işbirliği içerisinde Türkiye'yi kaos ortamına sürüklemek için çalışmalara başlamıştı. Ve bunun ilk adımı gezi parkı ile başladı. Uluslararası küresel güçler, CHP, diğer partiler, Paralel Çete ve diğer yasadışı örgütler hepsi bir araya gelerek Türkiye'yi yaşanmaz hale getirmek için her türlü yasadışı olayı kullanmaya başladılar. Önce Gezi parkı olayını bahane ettiler. Yasadışı örgütler her tarafı yakıp yıktılar ve yaşanacak bir Türkiye vadeden CHP ve Genel Başkanı, bu örgütlerin, gezicilerin ve gezi olayının ön saflarında yer alarak en büyük destekçisi oldular. Bu olaylarda öldürülen gençlerin kanı üzerinden siyaset yaptılar. 17-25 Aralık darbesi, 6-8 Ekim Kobani olayları bunlar için bulunmaz bir fırsattı. Yaşanacak bir Türkiye vadeden CHP Türkiye'nin yaşanmaz hale gelmesi için her şeyi yapıyordu. AK Parti iktidara gelmesin diye Türkiye'yi yangın yerine çeviren her türlü olayda ön saflarda yer alıyor, paralel çeteyle, illegal örgütlerle Türkiye'yi durdurmak ve  Tayyip Erdoğan'ı iktidardan indirmek isteyen küresel güçlerle  işbirliği içerisine giriyorlar.Önce Türkiye'yi yaşanmaz hale getirmek istiyorlar  ve sonra da Yaşanacak Bir Türkiye Vadediyoruz! diyorlar.

Şimdi soruyorum size "Yaşanacak bir Türkiye" yi kim vadediyor? Ve bunu kim gerçekleştiriyor?

Bu Millet size bir daha inanır mı? Siz bu Milleti ne sanıyorsunuz?

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları