SAĞLIK KÖŞESİ

SAĞLIK KÖŞESİ

4 Aralık 2018 00:10:00

Yenidoğanda sarılık

 

Sarılık, yenidoğanda sık karşılaşılan bir bulgudur. Zamanında doğan bebeklerin yaklaşık yüzde 50’sinde, prematürelerin ise yüzde 70 – 80’inde sarılık görülmektedir.

 

Sarılığın görülmesinde pek çok faktör etkilidir.

 

Genetik faktörler, anne, doğum, bebek ve çevreyle ilişkili çok sayıda faktör sarılık oluşumunu etkiler. Bu faktörler annenin hipertansif veya diyabetik oluşu, erken membran rüptürü (su kesesinin erken açılması), zor doğum, vakum ve forseps kullanımı, kordonun yüksek tutulması, geç kesilmesi düşük doğum ağırlığı ile doğan bebek, prematürelik, erkek cinsiyet, anne sütü ile beslenme, geç mekaryum (kaka) çıkarma olarak sayılabilir.

 

NEDENLERİ

 

Yenidoğanda görülen sarılığın başlıca nedenleri şunlardır:

- Yenidoğan bebeklerin karaciğer fonksiyonlarının henüz tam gelişmemiş olması bu nedenle biluribin maddesinin vücuttan atılamaması.

- Anne ile bebek arasında Rh veya kan grubu uyuşmazlığı olması.

- Bazı enzim eksiklikleri.

- Doğumsal kan hastalıkları.

- Karaciğer hastalıkları.

- Enfeksiyon.

- Anne sütü.

 

FİZYOLOJİK SARILIK

Yenidoğan bebeklerde en sık karşılaşılan sarılık nedeni “fizyolojik sarılık” dediğimiz durumdur.

 

Fizyolojik sarılık yaşamın ilk haftasında, gününde doğan bebeklerde biluribin düzeyinin 12 mg/dl, prematürelerde 15 mg/dl üzerine çıkmayan sarılık olarak kabul edilir. Ancak sarılığın ilk 24 saat içinde görülmemesi gerekir. Fizyolojik sarılığa yol açan birden çok etken mevcuttur. Ama en önemli etkenin karaciğerin yeteri kadar olgun olmaması olduğu anlaşılmaktadır.

 

SARILIKLI BEBEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Yenidoğan döneminde sarılıklı bir bebekle karşılaşıldığında ilk iş olarak ayrıntılı bir öykü alınması gerekir.

 

Özellikle sarılığın kaçıncı gün başladığı, bebeğin genel davranışları, beslenmesi, anne ve babanın kan grupları, anne baba arasındaki akrabalık, ailedeki kan hastalıkları öğrenilmelidir. İlk 24 saatte çıkan sarılıklar, olmadığı kanıtlanana dek kan uyuşmazlığı olarak kabul edilmelidir. Ancak annenin hamileliğinde geçirdiği kızamıkçık, toksoplazma, sitomegalos virüs enfeksiyonu gibi hastalıklar, bebekte enfeksiyona bağlı erken sarılığa yol açabilir. İkinci ve üçüncü günlerde başlayan sarılıklara genellikle fizyolojik sarılık gözüyle bakılır.

 

Sarılıkla gelen bir bebekte mutlaka aşağıdaki tetkiklerin yapılması gerekir:

- Anne ve bebeğin kan grupları ve Rh faktörleri

 - Coombs testi

 - Total ve direkt biluribin

 - Tam kan sayımı.

Bunların dışında sarılığın derecesi ve elde edilen sonuçlara göre daha özel incelemeler yapılabilir.

 

SARILIKLI BEBEĞİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE TEDAVİSİ

Yenidoğan sarılığında doğru tanı konması tedavide büyük önem taşır.

 

Yenidoğan bebekte sarılığın bu kadar önemli olması indirekt bilubirin dediğimiz maddenin beyindeki bazal gonglion ve beyin sapı çekirdeklerine yerleşip, fonksiyonlarını bozması sonucu oluşan kernikterus dediğimiz geri dönüşümü olmayan tabloya neden olmasıdır. İndirekt bilubirinin toksik etkileri ile bebekte başlangıçta tiz sesle ağlama, ateş, kasılma gibi bulgular görülür. Daha sonraki dönemde ise serebral palsi, işitme kaybı, görme bozuklukları, mental retardasyon (gerilik) ve dişlerde boyanma gibi kalıcı bozukluklar gelişir.

 

İndirekt bilubirin kan – beyin bariyeri oluşana kadar (zamanında doğan bebeklerde 10’uncıu gün, prematürelerde ise 12’inci güne kadar) belli seviyelerin üzerinde kernikterusa neden olabilmektedir. Bu nedenle sarılıklı bebeklerin yakın takibi ve tedavisi önemlidir. Bebekte saptanan sarılığın durumuna göre gerekirse fototerapi (ışık tedavisi) uygulanır. Sarılık düzeyinin çok daha yüksek olduğu ve beyin hasarına yol açma riskinin bulunduğu durumlarda bebeğe kan değişimi uygulanabilmektedir. Kan değişimi sırasında bebeğin göbeğindeki damara katater yerleştirilerek uygun olan testlerin yapıldığı kanla bebeğin kanı değiştirilmektedir.

 

Yenidoğan sarılığı çoğu kez zararsız ve kendiliğinden düzelen bir durumdur ancak sarılığın belli seviyelerin üzerinde artması beyinde, işitme sisteminde kalıcı zedelenmeye neden olabilir. Özellikle kan değişimi gerektirebilecek kadar yüksek sarılığı olan bebeklerin işitme fonksiyonları yönünden takibi gerekmektedir. Daha düşük düzeylerde sarılığı olan bebeklerde ilerideki yaşamları için herhangi bir risk bulunmamaktadır.

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları