Mehmet Demir

Mehmet Demir

14 Şubat 2021 18:16:00

8 Şubat etkinliği ve yerel medya...

 
Geçen hafta, Gaziantep'e GAZİ'lik ünvanı verilişinin Yıldönümünü kutladık. 100. Yıldönümü olması münasebetiyle, kutlamalar GAZİ'lik ünvanının verildiği 1. Meclis'te yapıldı. 
 
Uzaktan takip ettiğimiz kadarıyla, etkinlikler anlamlı ve güzel geçti. Emeği geçenleri kutlarken, dikkatimizi çeken bir eksikliğe değinmek istiyorum...
 
Gaziantep protokolü tam kadro oradaydı. İş dünyası, siyasiler, STK'lar, daha kimler kimler...
 
Kent neredeyse Ankara'ya taşınmıştı ama, bir tek basın mensubu bile götürülmemişti. Düşünmediler mi, düşünemediler mi, yoksa gerek mi duymadılar bilemiyorum. Elbet vardır bir nedeni...
 
Yaklaşık bir aydır Gaziantep medyasında iç muhasebe yapılmakta. Medyanın büyük bölümü elini değil gövdesini taşın altına koymuş durumda. Bu mücadelenin kent protokolünde önemli destekçileri de var. Biliyoruz...
 
Basın mensupları bu mücadeleyi verme iradesini ortaya koymuşken, Ankara'da düzenlenen önemli etkinlik, bu anlamda tarihi fırsata dönüştürülüp, kent protokolünün tamamının "TEMİZ MEDYA İÇİN BİZ DE VARIZ" görüntüsünü vermesini sağlayabilirdi... Değerlendirilemedi...
 
Gaziantep basın camiasının yüzde 90'ı TEMİZ MEDYA kampanyasına destek verirken, kent protokolü her birimiyle bu mücadelenin neresinde buna karar vermeli...
 
Emeği, dürüstlüğü, en önemlisi şerefiyle bu işi yapıp, toplumun bilgilendirilmesi görevini yerine getiren medya mı istiyorlar?
 
Yoksa, çok olsun, defolu olsun, etkisiz olsun, kontrolümüzde olsun diyebilecekleri bir medya mı istiyorlar?
 
 
XXX
 
İki ayrı Gaziantep. OSB-küçük esnaf...
 
Bir tarafta, pandemini sonrasında ihracatta, üretimde vitesi 5'e atan, tarihinde görülmemiş derecede iş yoğunluğu yaşayan, ihracatta rekor üstüne rekor kıran Gaziantep...
 
Diğer tarafta, küçük esnafın bitme noktasına geldiği, özellikle hizmet sektörünün direnecek gücü kalmadığı, bir belirsizliğe doğru devam eden Gaziantep...
 
Organize Sanayi Bölgesi'ne gittiğimde, kimi görsem tarihlerinin en yoğun iş dönemini yaşadığını söylüyor. Verimlilik ve kar marjları elbette eskisi gibi değil ama, üretim, ihracat almış başını gidiyor. OSB caddelerindeki TIR yoğunluğu zaten işlerin ne kadar yoğun olduğu konusunda işareti veriyor. 
 
Daha da ötesine gideyim, kalifiye eleman arayan arayana... Bir dostum, "Sabahları İsmail Küçükkaya'yı izliyorum. Sürekli iş ve işsizlikten bahsediyor.  Kendisine bir kaç kez, (İş arayan varsa gönderin çalıştırayım) diye yazdım ama mesajlarımı okumuyor. Biz çalıştıracak işçi bulamıyoruz" diyor. 
 
Açık söyleyeyim, Gaziantep OSB'de genel durum bu. Çalışmak isteyene, özellikle de kalifiye olana iş çok. Ama, öyle bir döneme geldik ki, herkes masabaşında, rahat, salla başını al maaşını iş isteyince, "İş bulamıyorum" diyerek kolayına kaçma derdinde. 
 
İstihdam rakamları Gaziantep OSB'nin ne kadar büyüdüğünü, neredeyse nereye geldiğini çok net ortaya koyuyor.
 
Tabi, bunları yazarak pespembe bir tablo çizdiğimi de düşünmeyin. Biraz önce yazdığım gibi, verimlilik, kar marjları, tahsilat, aşırı rekabet işletmeler için bambaşka sorunlar.
 
Organize'de durum bu iken, küçük esnafa indiğimizde, 180 derece tersi bir görüntü var. Arz-talep bitmiş durumda. Siftah yapamadan dükkanı kapatan sayısız esnaf var. 
 
Özellikle hizmet sektörü bitti-bitecek. Gastronomi Kenti Gaziantep'te, lokanta, restauran, cafelerin dayanacak gücü kalmamış. Hepsi, "Ne yapacağız bilemiyoruz. Yarın açılalım desek, sıkıntılar o kadar büyüdü ki, ne kadar sürede toparlayacağız bilemiyoruz. Herkesin kurulu bir düzeni vardı ve bu düzenleri oturtmak yılları buldu. Sorun sadece işletmelerin açılması değil, bir de o kurulu düzenlerin yeniden oturtulması" diyerek haklı olarak dert yanıyor.
 
Hepsinin ortak şikayeti ise, "Demek ki vakaların bu kadar artmasının tek nedeni bizmişiz. Kalabalık her yerde, insanlar her yerde ama, tek sorun Restaurant, Cafe, lokantalarmış. Yiyecek-içecek sektörü için maalesef çok acı bir tablo var" diyorlar. 
 
Kira, vergi, stopaj küçük esnaf için başka bir dert... Haklılar...
 
Gaziantep özelinde yiyecek-içecek sektöründe durum bu iken, hafta içi GTO'nun bu bağlamda önemli bir Ankara turu olacak. 
 
Ankara turunun ardından, Koronavirüs kapsamındaki tüm yasaklarla ilgili, İl Hıfzısıhha Kurulları'nın yetkilendirilmesi ile birlikte, Gaziantep'teki yiyecek-içecek sektörü ile ilgili Mart ayını beklemeden bir karar çıkabilir mi acaba diye düşünmeden edemiyorum...
 
 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları