Yaşar Duru

Yaşar Duru

19 Ekim 2015 21:30:00

BİR LİDER DOĞUYOR…

Kabul etseniz de etmeseniz de, 30 Mart 2013 Yerel Seçimleri öncesi ortaya attığımız bir iddiayı tekrarlamak durumundayız.

Evet!..Kabul edin artık; CHP eski CHP değil!..

Aynı şekilde; 90 yaşındaki CHP vapurun kaptan köşküne oturtulan gözlüklü kaptanın da, eski SSK Genel Müdürü Kemal Kılıçdaroğlu olmadığını Kabul edin artık.

Eskisi gibi yürüyen merdivenin çıkış yönünden inmeye çalışmıyor.        

Gittiği şehirleri karıştırmıyor eskisi gibi. İzmir’in CHP’li Belediye Başkanını öveyim darken "başkan haliç'i temizleyecek, izmirliler haliç'te yüzecek" demiyor.

Eskisi gibi tarihi kişileri de karıştırmıyor; Hazreti MUhammed’in Amcası oğlu ve damadı, İslamın 4. Halifesi ve  inanç mensubiyeti olan “Alevilik”in ismini aldığı abide şahsiyeti, “İslam düşünürü  Hazreti Ali” diye anmıyor artık.

29 Mart 2009 Seçimleri’nde Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunda, İstanbul’u nasıl avucunun içi gibi bildiğini göstermek aşkına "ben Nurtepe'yi de Kâğıttepe'yi de iyi bilirim" demiyor asla.

Hatta yakın çevresinden öğrendiğimize gore, Kemal Bey Güneyin incisi Mersin’in Güneydoğu’nun incisi olmadığını da öğrenmiş!.

Dedik ya, çok değişti Sayın Kılıçdaroğlu, çoook!..

Eskisi gibi; “Mustafa Kemal’den korkmuyorsun bari Allah’tan kork” diye sesini yükseltmiyor  Recep Bey”e!.

Kemal Bey’in o eski halinden eser yok şimdi.

İstanbul meydanlarında; ekmek kuyruklarının olduğunu iddia ederek, seçilmesi halinde kuyrukları kaldıracağını ve Halk Ekmek Büfelerinde o günlerde zaten 40 kuruşa satılan ekmeği 40 kuruşa satacaklarını vaat etmiyor şimdi.

Kaptan Köşküne oturtulduğu günden bu yana geçen zaman zarfında yalnız partisini değil, kendini de değiştirdi ve geliştirdi.

Futbolun ordinaryüsü Fenerbahçeli Lefter Küçükandonyadis’in vefatı vesilesiyle devirdiği çamlar ve “çocukluğumda Lefter’in kaleciliğinden etkilenip Fenerbahçeli oldum” gibi gaflar geçmişte kaldı. 

İroni bir yana, CHP de Kemal Kılıçdaroğlu da çok değişti çoook!..

Kendisinin de partisinin de o eski halinden eser yok şimdi.

Geminin Kaptan Köşkü’nde oturup etrafı seyretmiyor artık.

Önündeki dümene sım sıkı sarılmış.

Harita okuyup rota belirleyebiliyor şimdi.

Programında yer almamasına karşın partisinin Kadınlar Kurutlayı'na giderek toplantının basına kapalı bölümünde, bugüne kadar söyleyemediği düşüncelerini rahatlıkla dile getirebiliyor.

Daha da önemlisi CHP’nin dinazorları gibi kendilerine oy vermeyen halkı değil, halka uzak duran parti mensuplarını ince bir şekilde eleştirip kaba etlerine çuvaldızı sokabiliyor.

Buyrun, dikkatle ve altını çize çize hep birlikte okuyalım.

"Her CHP’li çağdaş uygarlık yolunda bir militan gibi davranmak zorundadır. Altını çiziyorum, militan gibi davranmak zorundadır. İçinde bulunduğumuz toplumu değiştirmek, dönüştürmek bizim sayemizde olacak. Toplumu çağdaş uygarlığa hazırlamak bizim sayemizde olacak.”

“Gidip elini sıkmamışız. 'Merhaba' bile dememişiz. 'Kusura bakmayın, gelmekte gecikmişiz' dedik. Bizim insanımız aslında her türlü kabule hazır. Fakat biz tepeden bakmaya alışmışız.”

"Siyasete yeni girmiştim, Ankara’nın bir ilçesine gittik. Küçük bir ilçe. Parti otobüsü geçti, biraz uzakta indik kasabanın dışında yürüyerek toplantının yapılacağı yere gidiyoruz. Parti büyüklerimiz en önde, elleri cebinde, küçük dağları ben yarattım diye gidiyorlar. Ben biraz arkada durdum, esnafa merhaba desek diye. Sonra bir dükkanda "merhaba nasılsınız" diye el sıktım. "Siz kimsiniz" dedi. "CHP'liyiz". "E niye bize bir merhaba demiyorsunuz" dedi. Yani böyle gidiyorsunuz. Şimdi böyle kimseye ben olsam oy vermem. Orada panel düzenlemek yerine köyün kahvesine gitsek veya kasabanın kahvesine gitsek çay, kahve içsek, "nasılsınız" desek...”

“Çankaya’ya giderken giydiğiniz kıyafetle gecekonduya giderken giydiğiniz kıyafet aynı olmamalı. Halktan birisi olduğunuzu göstermek zorundasınız.”

Bir cümleyle özetlersek: “Cumhuriyeti Kuran Parti”, takip ettiğimiz kadarıyla, ‘nesli tükenen siyasal partiler mezarlığının önünde sıranın kendisine gelmesini beklerken “bir de bunu deneyelim” kabilinden kaptan köşküne oturtulan Kemal Dede’nin okuyup üflemesi ve şifalı nefesi ile hayata dönüyor gibi.

Yani?

Yanisi özetle şu; sandığa gittiği seçimlerden hiçbirinde oyunu CHP’ye vermemiş “milliyetçi-ülkücü” bir vatandaş olarak itiraf etmek durumundayım.

CHP 1 Kasım 2015 Seçimlerindenin büyük bir atılım yapacağını sanmıyorum. Tek başına iktidar şöyle dursun, büyük ihtimalle bir kodlesyonun ana omurgası da olamıyacaktır. Ama CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun son aylarda sergilediği eylem ve söylemlerle, halkımızın özlediği nitelikleri taşıyan bir lider olacağından emin olabilirsiniz.

 

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları