Aykut Demir

Aykut Demir

13 Ocak 2022 00:11:00

İTTİHATIN ÜÇ EFENDİSİ

Enver, Cemal ve Talat namıyla bilinen İttihat ve Terakki Fırkasının üç büyük paşası.

 Yaşça içlerinde en genç olan Enver Paşa olmasına rağmen, Saray’a kadar uzanan yol ona açılacak, Ordu’nun komutası Başkomutan Vekili sıfatıyla ona devredilecektir.

Talat Paşa ise Cemiyet’in en güçlü sivil kökenli sesi olacak, Said Halim Paşa’dan sonra Sadaret’e kadar çıkan yolu tırmanacaktır.

 Topyekûn idareyi Talat Paşa’nın, Ordu’nun idaresini Enver Paşa’nın üstlenmesine binaen Cemal Paşa da Bahriye Nazırlığını üstlenecektir.

 Ağzı bir hayli bozuk ve asabi bir adam olan Talat Paşa yine de diğer paşalara göre daha gerçekçi olacaktır. Onda ne Enver’in hayalperestliği ne de Cemal’in bencilliği bulunmaktadır. O sadece esirgenemez bir harbin içine soktuğu İmparatorluğu bu fırtınadan sağ salim çıkarmak istemektedir.

Mahmut Şevket Paşa Suikastından ve Balkan Bozgunu neticesinde kıymeti azalan Muhaliflerin sistematik olarak susturulması ve tasfiye edilmesiyle İmparatorluk tahtı üzerinde tıpkı Roma Cumhuriyetinde görüldüğü gibi bir triumvirlik tesis edilir.

Güç odaklarını ve imkanları aralarında bölüşen üç paşa; Harb’e doğru yaklaştıkça elde başka imkan kalmadığından ve gücün getirdiği sarhoşluktan kendilerini alamayacak, Sultan II. Abdülhamit’i devirirken her tarafta çığırdıkları eşitlik, adalet ve özgürlük gibi ilkeleri ayaklar altına alacaklardır.

Azınlıklar konusunda sert bir politika değişikliğine giden İttihatçılar, İmparatorluğun felahını da dönemin parlayan yıldızı II. Reich olarak bilinen Alman İmparatorluğunun kader arkadaşlığını yapmakta göreceklerdir. 

Kader arkadaşlığı kavramı İttihatçılara zaten yabancı değildir zira şeditliği, jurnal düşkünlüğü ve her yerde hafiyelerinin olduğu bilinen Sultan Hamit’e karşı muhalif olmak ve onu devirmek üzere çalışmalara başlamak elbette kolay değildir, tehlikeli bir yoldur ve yola çıktığın arkadaşlarına tam güven istemektedir.

 İttihatçılar görece saltanatı yıkılamaz denilen Sultan Hamit’e karşı yaptıkları düzenin benzerini hakimiyetleri sarsılamaz denen İngiltere ve Fransa’ya karşı yapmak istemektedir. Binaenaleyh onları bu yola sürükleyen şey, sadece kendi hayalperestlikleri değil Rus Çarlığının zapt edilemez Boğazlar ve Anadolu tutkusudur.

Savaşın başında İmparatorluk Ordusu yetersiz kaynaklara sahiptir, talim yapacak imkanlar bile kıt kanaat sağlanmaktadır. Ordu’nun Balkan Bozgununda aldığı yenilgi ve açılan yaralar hala telafi edilememiş hala sarılamamıştır.

 Alman İmparatorluğunun ordularının savaşın nihai ödülü olarak görülen Paris’i görüşüne alacak kadar yaklaşması ama Marne Muharebesinde durdurulması Batı Cephesinde 4 yıl boyunca pek değişmeyen sınırlar içinde savaşın cereyan etmesine neden olur.

Kazım Karabekir’e göre o raddede savaşa girilmesi mantıksızdır çünkü zamana yayılmış bir savaşta okyanustan mahrum kalan Almanların, sömürgelerinin tüm gücünü tedricen toplayan İngilizlere karşı direnmesi mümkün değildir.

 Ki öyle de olacaktır; üç paşanın tüm umutlarına rağmen İngilizler ellerinde sınırsız kaynaklarla, Almanların cepheyi genişletmek ve İtilafların dikkatini dağıtmak için yanlarında savaşa soktukları Osmanlı’ya rağmen pek çok coğrafyada Almanların tahammül seviyelerini zorlayan yeni cepheler açacaktır.

 Almanlar tarafından teçhiz edilen ve eksikleri tek kalemde giderilen Osmanlı Ordusunun Kafkasya’ya Enver Paşa, İran’a Kazım ve Nuri Paşa, Mısır’a Cemal Paşa’nın önderlik ettiği hücumlar başarısız olacaktır.

İttihatçılar savaşa girmezden önce kapitülasyonları da kaldıracak, ilginçtir bu hamleye en çok tepkiyi Almanlar gösterecektir ki bu delil de Almanların savaş sonrası bizden neler umduğunu ayan beyan göstermektedir.

Hukuki düzenlemelere de el atan İttihatçıların her alanda yaptıkları yenilikler Harp sonrası idare tarafından dışlanacak ve reddedilecektir.

Bab-ı Âli’den yargılanmamak üzere kaçan üç paşadan Talat Paşa selefi Ahmet İzzet Paşa’ya bıraktığı notta, kendisini kaçmaya ikna edenlerin diğer iki paşa olduğunu belirtir.

Sürgünde ve bu topraklardan uzakta ölen üç paşa da mazimizin müşkül anlarında başta olan, yaşlanmış ve ölmekte olan İmparatorluğun genç ve görece olgunluktan nasibini almamış idarecileridir.

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları