FATMA BAL

FATMA BAL

27 Aralık 2019 00:58:00

KENDİME HOŞ GELDİM

Uzun bir süredir yoktum.

Kaleme dahi küsecek kadar incinmiş, yıpranmış, yorulmuştum. 

Öfkeme esir olmamak için kabuğuma hapsolmuş, beni benliğimden uzaklaştıranları düşündükçe kahrolmuştum...

Bir insana en çok değer katan "merhamet" duygusudur ve merhametini dürten "vicdan"ı...

Ben darbeyi en hassas yanımdan aldım, merhamet duygumu köreltip, vicdanımı törpülediler. O yüzden olsa gerek kendime çok zor geldim...

Belki yaralarım kolay kolay iyileşmeyecek ama acısı ile yaşamayı öğrendim, yara açacak hep birileri olacak ama o yaraya merhem olacak güzel şeylerin de her an olduğunu öğrendim.

Pire için yorgan yakmanın kimseye fayda sağlamayacağını, pire uğruna yorgandan vazgeçmenin büyük bir kayıp olduğunu, teraziye konduğunda yorganın ağır geldiğini gördüm.

Gördüm de kendime geldim. Velhasıl aldım yine kalemi elime hem köşeme hem kendime hoşgeldim.

Kendime geldim ama hala bir anlam veremedim,

insan insana neden düşman olur ?

Bir hayvan dahi avladığı avının, karnını doyuracak kadar kısmını yedikten sonra gerisini bırakıp ardına dahi bakmadan giderken, peki ya biz insanlar, neden bu kadar açgözlüyüz ?

Neden hepsi sadece bizim olsun istiyoruz? Neden biriktiriyoruz? Neden paylaşamıyoruz ?

Hatta daha fazlasını istiyoruz ve bu uğurda yeri geliyor anne - babamızı, yeri geliyor kardeşlerimizi, yeri geliyor iş ortağımızı, en yakınlarımızı, insanları, insanlığı harcıyoruz.

Bazı hayvanların yaşamı, başka  hayvanlar ile beslenmesine bağlı, büyük balık küçük balığı yutar misali...

İnsanlar da mı öyle ?

Yaşamak uğruna, daha çok kazanmak, biriktirmek uğruna birbirimizi yemek zorunda mıyız ?

Ne acı ki bu uğurda yitip giden binlerce can ve en yakının katili olan cani insanlar var.

Dünya hepimizi barındırmayacak kadar küçük mü?

Hava, su, toprak hepimize yetmeyecek kadar az mı ?

Başı belli sonu belli, geldiğimiz yer belli gideceğimiz yer belli iken hangi endişe bizi birbirimize düşman ediyor ?

Neyi paylaşamıyoruz ?

İnsan insana neden düşman olur ?

En yakın arkadaşımızın işlerinin iyi gitmesine sevinmek yerine türlü entrikalar ile işlerini bozmaya çalışıyoruz.

Eşi ile huzurlu olan bir yakınımızın mutluluğunu paylaşmak yerine kem gözlerimizi dikiyoruz.

Başarı kazanmış bir dostumuzu takdir etmek yerine görmezden geliyoruz. 

Yüzlerine gülüp arkalarından kuyularını kazıyoruz.

Dost görünüp birbirimize düşmanlık yapıyoruz.

Çünkü ya paylaşmak istemiyoruz, ya paylaşmaktan korkuyoruz yada paylaşmayı bilmiyoruz.

Bir hırs uğruna bütün değerlerimizi harcıyoruz, insan olmaktan uzaklaşıyor, insanlığı tüketiyoruz. Peki ne geçiyor elimize ?

Koskoca bir HİÇ...

Yani tüm bu düşmanlıklar bir hiçlik uğruna...

Bir tas çorbayı, bir kuru ekmeği, ateşe tutsan kül olacak parayı, sevinci, üzüntüyü, mutluluğu, acıyı,

başarıyı, paylaşmamak için birbirimize düşman oluyoruz... 

Dilerim çok geç olmadan, yoksul birinin ihtiyacını karşıladığımızda paramızın eksilmediğini, soframıza bir tabak fazla koyduğumuzda yemeğimizin azalmadığını, bir bardak su bir hurma ile de karnımızın doyduğunu, bir yetimin başını okşayınca sevgimizin tükenmediğini anlamış oluruz...

Yorumlar

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları