Yaşar Duru

Yaşar Duru

21 Ekim 2015 21:30:00

ŞIH DEDE’MİN PAŞASI

Bu paşa, başka paşa...

Ne üniforması var, ne omuzunda çelenkler ve yıldızlar.. Kantara vursanız; tok rannına 48 kilo ya çeker ya çekmez. Boyu-posu derseniz; kilosundan pek farklı değil. Bir elli, hadi bilemediniz bir ellibeş ancak var. Öylesine sıska ve çelimsiz. Ufak-tefek, zayıf ve nahif bir adam..

Adını sormayın; bilmiyorum. Bilen çıkacağını da sanmıyorum. Adı yok yani. Sanı, Paşo ya da Paşa.. Paşa'yı benim gözümde 'has adam' yapan, elbette ki boyu-posu ve kilosu değil.

O'na 'has adam'lar arasında yer verişimin sebebi; dört mevsim sırtından çıkarmadığı İngiliz kumaşından krovüze ceketi, 38 numara Siverek işi saat kapağı, yumurta topuk ayakkabıları, uzun peyikli geniş gabardin şalvarı ve kafasından asla çıkarmadığı sekiz köşeli kasketi de değildi. Ne adı-sanı, ne işi, ne aşı, ne eşi, ne hemen hemen senenin 365 günü ve günün 24 saati sarhoş olması ve ne de ağzından eksik etmediği güngörmemiş galiz küfürlerdi.

Kaç kişi tanır; sorsak bu has adamı, kaç kişi hatırlar şimdi?

Adı Paşo veya Paşa'ydı!.. Adı mıydı bu, lakabı veya sanı mıydı; o da belli değildi.

İşini veya mesleğini soracak olursanız; bugün kaybolup giden bir hizmetten kazanırdı ekmek parasını. At cambazıydı Paşo. Paşamız bildiğiniz at cambazıydı işte.

Kanberiye'de otururdu. Kanberiye'yi Koşu Meydanı'nından ayıran Akçakale yoluna yakın bir yerdeydi evi. Yarış atı yetiştiriciliği yapan Harputlu Alo (Ali) veya Ali Rızo (Tatlı/Rızvanoğlu) ile komşuydu hatırladığım kadarı ile.

Bekardı ve büyük ihtimalle hiç evlenmemişti. Bir kez olsun önünde veya arkasında bir hanım ve çocukla görmedim hiç.

Sabah tanyeri ağarır ağarmaz o gün çarşıda-pazarda dolaştıracağı ilk binek veya yük hayvanının sırtında Beykapısı tarafından gelir; Mevlahana'nın doğusuna düşen yolu takip ederek Çiftehan'a geçerdi. Bu seromoni ile başlayan koşuşturması Çiftehan'dan Kazancı Pazarı'na uzanan hanlar arasında öğlen saatlerine kadar devam ederdi.

Günde 2-3 hayvan dolaştırır, satış fiyatı üzerinden aldığı dellaliye ücretini cebine indirdiği gibi demlenecek bir tenha köşe arardı. Çilingir sofrasını ya işletmecisi de kendisi gibi ehl-i keyf olan bir hanın gözlerden uzak bir köşesine veya daha çok köylülerin rağbet ettikleri lokantalardan birinin gizli bölmesine kurardı.

Akşam karanlığının çökmeye başladığı saatlerde kafayı bulmuş olurdu. Nereden geçtiğini, kiminle karşılaştığını ve ne konuştuğunu bilmez; ağzını küfürün bin türlüsüyle açar bin türlüsüyle kapardı. Yüzünün şekli değişir, ağzı-burnu yamulur, dudaklarından salyalar akardı. Ayakta duramaz, adım başı yalpalıyarak yere yıkılır, kalkar, bir daha yıkılır, bir daha kalkardı. Ve bu haline bakmadan yaya olarak Kanberiye'ye kadar gitmeye çalışırdı.

Perşembeyi cumaya bağlayan akşamlarda ve Ramazan günlerinde ise, bambaşka biri olurdu Paşa. Bazan rahvan bir beygirin, bazan safkan bir yarış atının üstünde savaş kazanmış bir süvari birliğinin muzaffer komutanı gibi gururla dükkanımızın önünden geçerdi. Büyükbabam dükkandaysa, mutlaka durur; iner,dedemin ellerinden öperek "dua et Sofi emmı" diye boyun bükerdi. Büyükbabam da her defasında:

"-Mahkeme arkadaşınla komşu olasın" diye dua eder, sırtını sıvazlar ve alnından öperdi.

Büyükbabamın bu davranışı çok zaman görenler tarafından yadırganır; dükkan komşularımız Berber Halil, Allef İmam, Allef Hacı Hüseyin, Köşker Müslüm, Bakkal Sıdık ve diğerleri:

"-Bu serhoşa çok yüz verisen Sofi Emmi" diye sitem ederlerdi. O da her defasında ve sükunetle aynı sözleri tekrarlardı.

"-O bizim paşamızdır kurban!.. Emanettir.. Emanet edenin hatırı böyüktür yanımızda" der ve sadece kendi duyacağı bir sesle dua ederdi Paşa'ya..

O yıllarda ve tabi o yaşlarda her defasında tiksinerek baktığım bu adama yakınlık gösterdi diye büyüklerime söz söylemek hakkım ve haddim değildi elbette. Fakat bu ve benzeri sorular aklımı kurcalar dudurdu.
Büyükbabam ve Babam bu sarhoşun nesini ve neden bu kadar çok severlerdi?... Neden, her "o bizim paşamızdır" derlerdi?... "Mahkeme arkadaşına komşu olasın" diye dua etmek ne demekti ve nedendi?... Kimdi bu mahkeme arkadaşı?

Dediğim gibi hep merak ettiğim ama bir türlü sormadığım, soramadığım sorulardı bunlar.

(*) Urfalı Birkaç Has Adam: 1 URFA'YA PAŞA GELDİ Yaşar DURU -Sıra Gecesi Yazıları)

 

 

 

 

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları