Aykut Demir

Aykut Demir

25 Kasım 2021 00:30:00

Tarih Tekerrür mü Ediyor?

İnsanlık tarih boyunca gelişmiş, genişlemiş, çoğalmış ve büyümüştür. Tüm salgın hastalıklara, büyük savaşlara ve kıyımlara rağmen insanlık ayağa kalkmayı bilmiş doğrusal ilerleyişini devam ettirmiştir.

Nuh Tufanı, Roma’nın Yağmalanması, Haçlı Seferleri, Kara Veba ve Büyük Türk Savaşlarında olduğu kadar I. Dünya Savaşı, Büyük Buhran ve II. Dünya Savaşından sonra da insanlık hızla gelişmiştir.

Hatta öyle ki; insanlık çağı boyunca en hızlı gelişim II. Dünya Savaşından sonra olmuş tüm dünyada bir nüfus ve tüketim patlaması yaşanmış, refah katlanarak artmış, servet dağıtımı daha da dengesizleşmiştir.

Altazax(s)şesnedx(e)kkaglıx(n)iunükn (1-4)

Elbette tüm bunlar büyümenin sonuçlarıdır keza bir sistem ne kadar büyükse o kadar başarılıdır ama bir o kadar da kontrolü ve dengeyi sağlaması zordur.

İnsanlık için de aynısının olma ihtimali gayet yüksektir çünkü tüm bu gelişme ve büyüme sonsuza kadar ölçüsüz ve dengesiz şekilde devam ettirilemez. Bugünlere yakından tanık olduğumuz üzere global sistem 2010’lara kadar zenginleşirken artık fakirleşmekte ve parası kıymetsizleşmektedir. Alım gücü tüm ülkelerde değişmekte ve küresel ekonomi yeni bir çağa merhaba demeye hazırlanmaktadır.

Ama ne olursa olsun; şu an içinde bulunduğumuz liberal sistem, yaşam koşullarımızı 1830’lardaki bir kişiye kıyasen kat kat arttırmış, dünya sağlık, turizm ve gıda konusunda harikulade gelişmiştir.

Ama tüm bu maliyetli hizmetlerin herkese aynı kalitede sunulması mümkün olmadığından ve küresel sistem zenginliğini paylaşmayı reddettiğinden hizmet kalitesi gün gün azalmakta ve toplum içinden bir öfke dalgası yükselmektedir.

Öyle ya; ekonomi dönüşüm geçirip dünya birbirine hiç olmadığı kadar entegre olurken herkes birbirinin elinden tutup bir uçurumun kıyısına yürümektedir, herkes uçurumdan düşerken birilerini yanına çekmek ve beraber düşmeyi istemekte olup kimse hep beraber kurtulmayı düşünmemektedir.

Teknolojinin patlama yaşadığı bir çağda doğan ben tüm olup bitenleri benden daha önceki kuşaklara kıyasen daha iyi anlamaktayım ama ben de eskinin toplum merkezli dünyasından birey merkezli dünyasında yetiştirildiğim için kabul ettiğim tüm değerler ben merkezlidir. 

Hep belirtildiği gibi; çağımız şu an o derece vahşileşmiş ve geri gitmeye başlamıştır ki kendisinden önceki her şeyi reddetmekte ve her şeyi ayaklarının altına almaya niyet etmektedir.

İnsanlık tarihindeki en büyük mülteci akımlarına, en esaslı krizlere ve en derin krizlere tanıklık eden bizler geleceğe dair inancımızı ne derece koruyabiliriz, bu da ayrı bir sorundur.

Hayır, geçmiş ve geleceği düşünmeden şu an için çabalanması gerektiğini elbette kast etmiyorum zira geleceği düşünmeyen bugününü yaşayamaz, gelecekteki bugününü göremez. 

Bu yüzden bireyselleştirilmiş bu çağda planlı, düzenli ve oturaklı yaşanarak gelecek daima dikkatle şekillendirilmelidir.

Ve bu yüzden rasyonel tarafımız asla bastırılmamalıdır.

Yorum yap

Yazarın Diğer Yazıları